Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayında Gazze’deki ateşkes, iki devletli çözüm ve bölgesel güvenlik konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Şarm El Şeyh’te varılan mutabakatın önemine vurgu yaparken, kalıcı bir çözüm gerçekleşmediği sürece benzer çatışma risklerinin devam edeceğini belirtti. Ayrıca Suriye başta olmak üzere bölgedeki gelişmelerin Türkiye için birincil güvenlik meselesi olduğunu söyledi.
Şarm El Şeyh mutabakatı ve Gazze MESELESİ
Bakan Fidan, Şarm El Şeyh’te atılan imzaları tarihi nitelendirdi. Mutabakatın hem Gazze hem bölge hem de Cumhurbaşkanı’nın küresel liderlik rolünün yeniden teyidi bakımından belirleyici olduğunu ifade etti. Fidan, varılan uzlaşının uluslararası toplumun desteğini aldığına dikkat çekti ve bu çerçevede insani yardımların sürmesinin, Filistinli bir heyetin yönetimi devralmasının ve iki devletli çözüme doğru ilerlemenin hedeflendiğini söyledi.
Fidan, Gazze’de yaşanan “soykırım” iddialarına ilişkin olarak, devam eden insanlık dramının durdurulmasının, iki milyon kişinin maruz kaldığı çaresizliğin son bulmasının ve yeniden büyük bir sürgünün önlenmesinin Türkiye’nin stratejik öncelikleri arasında olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın Gazze meselesine verdiği önemin 2008’den beri bu alanda Türkiye’yi görevlendirdiğini belirtti.
İki devletli çözüm ve Türkiye’nin rolü
Bakan açıkça, “Filistin’de iki devletli çözüm hayata geçerse biz burada fiili garantör olma sorumluluğunu almaya hazırız.” dedi. Fidan, kalıcı bir iki devletli çözümün sağlanmaması hâlinde çatışmaların geçici olarak durdurulsa bile yeniden alevlenme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti. Ayrıca Filistin’i tanıyan 150’den fazla devletin bulunduğunu hatırlatarak, başta bazı büyük batılı aktörler olmak üzere uluslararası toplumun bu fikri kabule ikna edilmesinin önemine işaret etti.
Bakan, mutabakatın sürdürülebilmesi, insani yardımların kesintisiz devam etmesi ve siyasi süreçlerin ilerletilmesi gerektiğini söyledi; ancak şu anda bu konuda “üstünde mutabık kalınmış konuşmalar” bulunmadığını ekledi.
Suriye ve bölgesel güvenlik kaygıları
Suriye’deki gelişmelerin Türkiye için birincil güvenlik meselesi olduğunu vurgulayan Fidan, bölgede devam eden krizin iyi yönetilmesinin gerekliliğine değindi. Lazkiye ve Süveyda’da yaşanan gerilimlere atıfta bulunan Bakan, YPG’nin bazı inisiyatifleri frenlediğini ve ülke normalleşmesi çabalarının sekteye uğradığını belirtti. Fidan, İsrail’in yayılmacı politikalarının Suriye üzerinden devam etme riskinin en büyük tehlikelerden biri olduğunu ve bu konuyu ABD ile görüştüklerini söyledi.
Bakan ayrıca, komşu ülkeleri zayıf ve bölünmüş bırakmanın güvenlik üretme stratejisi olarak tehlikeli olduğunu ifade ederek, Mısır, Ürdün ve Lübnan örneklerini hatırlattı. Suriye’deki gelişmelerin doğrudan Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve vatandaşlarının güvenliğiyle bağlantılı olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE, İŞGAL VE ZULÜM KARŞISINDA DİRENİŞE DEVAM EDECEK
Fidan, işgal ve zulüm sürdüğü sürece direniş ve karşı duruşun devam edeceği görüşünü aktardı; bu duruma uluslararası toplumun etkin eylemlerle yanıt vermesi gerektiğini belirtti. Şehitlerin ve yaşanan acıların bu noktada dikkat çekici bir rol oynadığını söyleyen Bakan, önceliklerin soykırımın durdurulması, insani yardımların kesintiye uğramaması ve siyasi çözüm için adımların atılması olduğunu yineledi.
Bakan Fidan, nihai hedefin iki devletli çözüm olduğunu, bunun sağlanması hâlinde Türkiye’nin fiili sorumluluk almayı değerlendirebileceğini söyledi ve bölgesel krizlerin yönetiminde kararlılık mesajı verdi.
