reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,9002 %0.07
52,8696 %-0.13
6.900,89 % -0,76
3.403.730 %0.766
İşçi Haber Gündem Böcek ailesi davasında ilk duruşma görüldü : Otel sahibi suçlamaları reddetti

Böcek ailesi davasında ilk duruşma görüldü : Otel sahibi suçlamaları reddetti

Almanya'dan İstanbul’da gezmek gelen Böcek ailesinin zehirlenme iddiasıyla hayatını kaybettiği olaya ilişkin davada sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı. Otel sahibi ve ilaçlama firması yetkilileri suçlamaları reddederken, duruşmada dikkat çeken savunmalar yapıldı.

KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 4 dk

Almanya'dan 9 Kasım 2025'te turistik amaçla İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de 'zehirlenme' iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümlerine ilişkin 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu.

‘Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi’

Duruşmada savunma yapan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olayın meydana gelmesinden ötürü üzüntü duyduğunu belirterek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı da, bu aile yaşasaydı. Olayın yaşandığı dönem bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil diye bir arkadaş beni aradı ve bana, '101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?' dedi. Ben de, 'ilaçlama şirketini arayın' dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar.
Biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101'de yapılan ilaçlamanın 202'yi etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı, ben nasıl bilebilirim ki? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Benim olayda herhangi bir kusur ya da ihmalim yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" ifadelerini kullandı.

‘Otelin kapısını kilitledim, çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım’

Savunmasında, Böcek ailesinin çocuklarının akşam saatlerinde kustuğunu söyleyen resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00'de otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00'da, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum. Beni işe Ali Duran isimli şahıs aldı onun yerine bakıyordum" şeklinde konuştu.

DSS ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi.

‘101 numaralı odada ilacı suyla seyreltip sıktım'

Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini ön göremedin mi?' dedi. Sanık bu soruyu yanıtsız bıraktı.

Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ'ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmadan bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek'tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti. Bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi.

İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu'da savunmasında, "Serkan ve Zeki'yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, ‘boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin' dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin' dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım'da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu.

Kaynak: İHA