"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8448 %0.05
53,6154 %0.03
6.273,13 % 0,05
2.973.682 %2.718
İşçi Haber Gündem Cevdet Yılmaz : Savunma ve havacılık ihracatımız 11 milyar doları aştı

Cevdet Yılmaz : Savunma ve havacılık ihracatımız 11 milyar doları aştı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatının son bir yılda 11 milyar doları aştığını açıkladı. İhracatın yarısından fazlasının NATO müttefikleri ve AB ülkelerine gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin savunma ihracatında dünyada 11'inci sırada yer aldığını ve kısa vadede ilk 10 ülke arasına girmeyi hedeflediğini söyledi.

Okunma Süresi: 5 dk

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ATO Congresium'da düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'na katıldı. Programda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de yer aldı.

Burada konuşan Yılmaz, bugünkü forumda ve yarınki zirvede İttifakın yeni bir döneme adım atacağını, "NATO 3.0" olarak da adlandırılan bu yeni dönemde, İttifak içinde külfetin giderek daha adil biçimde paylaşılacağını düşündüğünü söyledi.

Yılmaz, gelinen aşamada mevcut jeopolitik sınamalar ışığında, NATO içinde daha güçlü bir Avrupa sütununun inşa edilmesinin zorunluluk olduğunu vurgulayarak, geçen yıl Lahey'de alınan savunma harcamalarında artış kararının tüm müttefikler tarafından kayda değer ölçüde yerine getirildiğini ve savunma harcamalarına yönelik yaklaşımın köklü şekilde dönüştüğünü ifade etti.

‘Türkiye dünyada savunma ihracatçısı ülkeler arasında 11. sırada’

"Şimdi önümüzdeki sınama, artan savunma harcamalarının somut yeteneklere dönüştürülmesi ve bunun için gerekli sanayi üretim kapasitesinin oluşturulmasıdır" diyen Yılmaz, üretim kapasitelerinin hızla ve birbiriyle uyum içinde genişletilmesi gerektiği yönündeki tespite katıldığını, bu bağlamda, Rutte'nin sıklıkla kullandığı "Teksas'tan Ankara'ya" ifadesinin son derece anlamlı olduğunu bildirdi.

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü siyasi iradesi ile Türkiye'nin, bu dönemin ruhunu erken bir aşamada kavramanın ve savunma sanayisinde yola erken çıkmanın avantajını yaşadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye, dünyada savunma ihracatçısı ülkeler arasında 11. sırada yer alıyor. Yakın bir gelecekte ilk 10 ülke arasına girmeyi hedefliyoruz. Futbol tabiriyle ifade edecek olursak Türkiye, 1. ligde olmayı hedefleyen bir ülke konumunda. Savunma sanayimiz pek çok açıdan kapsamlı bir dönüşüm geçirmiştir. Ürün yelpazemiz artık hava, kara, deniz, siber ve uzay alanlarının hepsini kapsamaktadır. Bu çabalarımız sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinin yerlilik oranı yüzde 80'i aşmıştır. Bununla birlikte, Türkiye müttefik ülkeler için de güvenilir bir tedarik kaynağı ve proje ortağı haline gelmiştir. Savunma ve havacılık ihracatımız son bir yıllık dönemde 11 milyar doları aşmıştır. İhracatımızın yarıdan fazlası NATO müttefiklerimize ve Avrupa Birliği üyesi ülkelere gerçekleştirilmiştir.

Türkiye bugün tüm dünyanın takdirini kazanmış İHA ve SİHA'larıyla, elektronik harp sisteminden savaş gemilerine, 5. nesil savaş uçağından derin taarruz yeteneklerine kadar her alanda son teknolojiye sahip sistemleri üretebilmektedir. Dünyanın en büyük 100 savunma şirketinden 5'i Türk şirketleridir. Savunma sanayisinde geldiğimiz bu aşama asla tesadüf değildir. Türkiye, bu ilerlemeyi kamu ve sanayinin birlikte çalışmasıyla ve savunma sanayisi firmalarını sürece en başından itibaren dahil ederek gerçekleştirmiştir. Bugün Sayın Genel Sekreter tarafından duyurulan NATO'nun sanayi işbirliğine yönelik yeni stratejisi de esasen buna işaret etmektedir."

Savunma sanayisi dayanıklılığının artık sadece hükümetlerin ve şirketlerin meselesi olmaktan çıktığına dikkati çeken Yılmaz, bu alanda başarının ancak üniversiteler, finans sektörü, işgücü gibi toplumun tüm katmanlarının sürece dahil edilmesiyle mümkün olabileceğini bildirdi.

türk savunma sanayisinde yaş ortalaması 34

Cevdet Yılmaz, tüm bu yapının her şeyden önce insan gücüne dayandığını, Türkiye'nin savunma sanayisi iş gücünün ortalama yaşının 34 ve mühendislerin yarısının da kadın olduğunu belirterek, "Bu da bize şunu söylüyor; gelecek bizim" diye konuştu.

Güçlü bir savunma sanayisinin en önemli unsurlarından birinin yetenek havuzunun derinliği olduğunun bilinciyle, bu iş gücünü daha da geliştirmeye kararlı olduklarının altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerek 100 bini aşkın nitelikli istihdam, gerek hızla artan ihracat, gerekse sivil endüstrilere sirayet eden teknolojik yeniliklerle, savunma sanayimiz aynı zamanda ekonomik kalkınmamıza ve sosyal refahımıza da katkı sunmaktadır. Ben yıllarca Kalkınma Bakanlığı yaptım. Savunma sanayisi sadece güvenliği değil, teknolojik seviyeyi yükselterek tüm kalkınma sürecini de desteklemektedir. Aynı şekilde, yapay zeka başta olmak üzere teknolojinin oyun değiştirici gelişimi göz önüne alındığında, savunma sanayisinde inovasyonun önemi hiç olmadığı kadar artmış, araştırma-geliştirme çabaları sürecin ayrılmaz bir parçası olmuştur."

Yılmaz, savunma sanayisinin gelişimi için uluslararası işbirliğinin de kritik önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

Türkiye bu alandaki işbirliklerini sadece ihracat zaviyesinden değil, müttefiklerle ortak üretim, tasarım ve geliştirme perspektifinden ele almaktadır. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın, müttefik parlamenterlere açıkça ifade ettiği üzere, savunma sanayisi ticareti ve işbirliğinin önündeki engelleri hep birlikte kaldırmalıyız. Müttefikler arasında savunma alanındaki ticari kısıtlamaları ve yaptırımları, mutlaka hep birlikte ortadan kaldırmalıyız. İttifakın askeri hazırlık düzeyini artırmak istiyorsak, kolektif güvenliğimizi güçlendirmek istiyorsak bu anlamsız yaptırımları, kısıtlamaları hep birlikte masadan temizlemeliyiz. Bu nedenle, hem müttefikler arası ikili düzeydeki tüm kısıtlamalar kaldırılmalı hem de NATO'nun Avrupa sütununa önemli katkı sağlayan Türkiye, başta AB olmak üzere Avrupa'daki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine katılabilmelidir. Aksi takdirde, üretim kapasitesinin gelişimi yavaşlayacak ve üretim maliyetleri artacaktır. Daha dayanıklı bir Avrupa-Atlantik güvenliği, üretim kapasitesini, teknoloji birikimini ve operasyonel tecrübeyi aynı stratejik hedefe yönlendirebilen bir güvenlik mimarisiyle mümkündür. Türkiye bu mimaride güçlü, güvenilir ve katkı sağlayan bir ortak olarak yer almaya hazırdır.”

Kaynak: AA