reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,7577 %0.07
51,8307 %-0.05
6.926,10 % 0,99
2.953.842 %-0.693
İşçi Haber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan : İran'ı hedef alan bir savaş kimseye kazandırmaz, askeri müdahaleye karşıyız

Cumhurbaşkanı Erdoğan : İran'ı hedef alan bir savaş kimseye kazandırmaz, askeri müdahaleye karşıyız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyarette bulunduğu Etiyopya'dan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika yatırımlarının piyasa değerinin 15 milyar doları aştığını açıkladı.

Okunma Süresi: 10 dk

Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'ya giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönüş uçağında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan'ın konuşmalarındaki satırbaşları:

'havalimanı projesinde Türkiye firmaları katkı sağlayacak'

"Afrika'nın önde gelen devletlerinden Etiyopya'yı yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duydum. Görüşmelerimizde, ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz, Etiyopya Afrika'daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip.

Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri, Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor. Ziyaretimizin hemen öncesinde de Afrika Birliği Zirvesi gibi son derece mühim bir toplantıya ev sahipliği yaptılar. Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa'da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı’na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika'daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya'dan geçmektedir. Ankara Süreci'nden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız."

Erdoğan, Gazetecilerin sorularını yanıtladı

Türkiye'nin Orta Doğu'da olduğu gibi Afrika'da da pek çok ülkenin barış ve bütünlüğü için hem masada hem de sahada yıllardır ciddi bir mücadele verdiğini görüyoruz. Türkiye, hem Afrika'da hem Orta Doğu'da bunu tesis edecek güce muktedir midir? Bu mücadelede Türkiye'yi destekleyen başka ülkeler var mı?

Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika’daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de sesimiz de artık çok daha güçlü. 

Afrika uzun yıllar ihmal edilmiş bir coğrafyaydı. Sizin döneminizde Afrika'ya elçilikler açıldı, ciddi yatırımlar var, hizmetler var. Sizin bu Afrika politikasındaki hedefiniz nedir?

yatırımların değeri 15 milyar dolar 

Afrika ile ilişkilerimizi geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğimizi ileriye taşımanın gayreti içerisindeyiz. Kıtadaki, büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44'e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara'da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği, şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika'da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika'nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor. 

SDG denilen yapı ile Suriye yönetimi arasında varılan uzlaşma “Terörsüz Türkiye” sürecinde önemli bir handikabın aşıldığını gösteriyor. Komisyon safahatı tamamlandı. Artık sırada Adalet ve İçişleri Bakanlığının dahil olacağı yasal düzenlemeler ve uygulamalar var gibi gözüküyor. Bundan sonra sürecin hızlanacağını söyleyebilir miyiz? Türkiye'ye neler görecek bundan sonrası için?

Terörsüz Türkiye hedefimize doğru, dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerliyoruz. Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye'ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye'de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır. 

‘diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır’

İran konusunda Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını biliyoruz. Siz de yoğun temaslar yürütüyorsunuz. Sayın Dışişleri Bakanımız da aynı şekilde… Bugün de Cenevre'de bazı görüşmeler vardı. Oradan çıkan açıklamaları da sanırım takip etmişsinizdir. Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?

İran ile ABD arasındaki sorunlar, diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz. 

Türkiye, barış kurulu toplantısına katılacak

Sayın Cumhurbaşkanım ben de Gazze ile ilgili bir soru soracağım. Kurulan Barış Kurulu ilk toplantısını 19 Şubat'ta yapmayı planlıyordu. Siz daha evvel “davet gelmedi” demiştiniz. Acaba Türkiye'ye bir davet geldi mi? Türkiye katılacak mı?

Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç, ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir.

‘ordumuza olan güvenimiz tam’ 

Türkiye F-16’larının Baltık hava sahasını korumak üzere acilen göreve çağrıldığı biliniyor. NATO'nun Almanya'daki dev tatbikatında da Türkiye öne çıktı. Bu NATO tatbikatında Bayraktar TB3, TGC Anadolu'dan kalkarak hedeflerini tam isabetle vurdu. 2000 askerimiz sahada görev yaptı. Türkiye'nin bu varlığı, Avrupa'nın güvenliğinde Türkiye'nin gücü ve iradesi olmadan Avrupa güvenliğinin söz konusu olmayacağı şeklinde yorumlanabilir mi?

Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurmak… Eğer bu niyettelerse, bunun Türkiyesiz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır.

‘CHP'ye de meydanı bırakmayacağız’

CHP'nin bugüne kadar bir tehdit, şantaj ve hakaret diliyle siyaset yaptığına defalarca tanık olmuştuk. Ama şu an gelinen noktada CHP Genel Başkanı kendi partisinin belediye başkanına da küfretti. Hemen arkasından da CHP milletvekilleri Gazi Meclisimizde bakanların yemin törenine saldırı girişiminde bulundu. Ana muhalefetin siyaseti taşımaya çalıştığı bu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız, Genel Merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda, küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın. Sabırlı olacaksın. Vakti saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Ama CHP'ye de meydanı bırakmayacağız.

chp'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz

Sayın Cumhurbaşkanım, iktidarda olduğunuz 24 yılda üç CHP genel başkanı gördünüz ve aynı dönemde siyaset yaptınız. İlk ikisine yönelik zaman zaman çok sert eleştirileriniz de oldu ama son günlerde Silivri’yle irtibatı yoğunlaşan Özgür Özel’e karşı tavrınız bir hayli değişti. Hem eleştirileriniz çok sertleşti hem de “umudumu kestim” gibi bir tespit yaptınız. Bu ne anlama geliyor, size göre geçmişte CHP’de olmayan bugün ne oluyor?

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP’yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın Genel Başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz.

Kaynak ve Fotoğraf: Hürriyet