reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9921 %0.06
51,4998 %0.12
7.589,91 % 0,71
3.036.128 %2.971
İşçi Haber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Rusya-Ukrayna savaşı için net çıkış: Karadeniz hesaplaşma alanı olarak görülmemeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Rusya-Ukrayna savaşı için net çıkış: Karadeniz hesaplaşma alanı olarak görülmemeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta yaptığı değerlendirmelerde Karadeniz’in bir çatışma sahasına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı. Rusya-Ukrayna savaşından Gazze’ye, Suriye’den Avrupa Birliği sürecine, yeni anayasa çalışmalarından nüfus artışına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi.

Okunma Süresi: 6 dk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta düzenlenen “Uluslararası Barış ve Güven Forumu”na katılımının ardından Türkiye’ye dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Türkiye-Türkmenistan ilişkilerinden bölgesel gelişmelere, küresel barış çabalarından iç siyasete kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu.

Forumun, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve Türkiye’nin de ortak sunucusu olduğu “Uluslararası Barış ve Güven Yılı” kapsamında düzenlenmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirten Erdoğan, Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbangulu Berdimuhammedov ve Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’a ev sahiplikleri dolayısıyla teşekkür etti.

TÜRKİYE–TÜRKMENİSTAN İLİŞKİLERİNDE EKONOMİK GÜÇ VURGUSU

Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ilişkilerin ortak tarih, dil, din ve kültür temelinde her geçen gün daha da güçlendiğini ifade eden Erdoğan, ekonomik ve ticari iş birliğinin önemli bir ivme yakaladığını söyledi. Türk müteahhitlerinin Türkmenistan’ın kalkınmasına sağladığı katkıya dikkat çeken Erdoğan, bugüne kadar yaklaşık 55 milyar dolar değerinde projenin tamamlandığını, halen 10 milyar dolar tutarında 19 projenin sürdüğünü aktardı.

Türkmenistan’ın, Türk firmalarının en fazla proje üstlendiği ülkeler arasında Rusya’dan sonra ikinci sırada yer aldığını belirten Erdoğan, 2024 yılında 2 milyar doları aşan ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Erdoğan ayrıca, Türkmen gençlerinin üniversite eğitimi için Türkiye’yi tercih etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkmenistan’ın 1995 yılında Birleşmiş Milletler kararıyla elde ettiği daimi tarafsızlık statüsünü 30 yıldır başarıyla sürdürdüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yaklaşımın bir barış felsefesine dönüştürüldüğünü vurguladı. Türkiye’nin, Türkmenistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olduğunu anımsatan Erdoğan, bu tarafsızlık statüsünü ve barış vizyonunu desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.

PUTİN VE şahbaz ŞERİF İLE görüştü

Ziyaret kapsamında birçok ikili görüşme gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile de bir araya geldiğini açıkladı. Putin ile yapılan görüşmede ikili ilişkiler, Ukrayna’daki savaş ve bölgesel meselelerin ele alındığını ifade eden Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimleriyle başlatılan diyaloğu olumlu bulduklarını dile getirdi.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KARADENİZ VURGUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile yaptığı görüşmenin son derece kapsamlı ve derinlikli geçtiğini belirterek, Türkiye’nin savaşın sona ermesi yönündeki tutumunun tüm aktörler tarafından bilindiğini söyledi. Erdoğan, ABD ile sürdürülen diplomatik temaslara da değinerek barış planının değerlendirilmesi için Trump ile de görüşebileceklerini ifade etti.

Karadeniz’e özel vurgu yapan Erdoğan, bu bölgenin bir hesaplaşma alanına dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti. Böyle bir durumun Rusya ve Ukrayna’ya zarar vereceğini söyleyen Erdoğan, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin herkes için hayati öneme sahip olduğunu ve bunun mutlaka sağlanması gerektiğini vurguladı.

SURİYE’DE 10 MART MUTABAKATI MESAJI

Suriye’de 10 Mart’ta varılan mutabakatın hayata geçirilmesinin ülkenin geleceği açısından kritik olduğunu belirten Erdoğan, bu sürecin Suriye’nin toprak bütünlüğünü, birliğini ve istikrarını güçlendireceğini ifade etti. Erdoğan, Suriye halkının tamamı için barış, huzur ve refah istediklerini vurgulayarak mutabakatın uygulanmasının bu iradeyi pekiştireceğini söyledi.

GAZZE VE ATEŞKES VURGUSU

Gazze’de ateşkes ihlallerinin sürdüğünü dile getiren Erdoğan, insani yardımların önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin barış için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu vurgulayan Erdoğan, İsrail’in taahhütlerini yerine getirmesinin şart olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde yarım asrı aşkın süredir oyalandığını ifade etti. Türkiye’nin nüfusu, sanayisi ve savunma gücüyle Birliğe katkı sağlayacak bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, Avrupa’nın stratejik bir vizyonla Türkiye’ye yaklaşmasının herkes için kazanç olacağını dile getirdi.

FUTBOLDA ‘TEMİZ OYUN’ MESAJI

Futbolda yaşanan son gelişmelerin kendisini derinden üzdüğünü belirten Erdoğan, adaletin futbolun ruhu olduğunu söyledi. Hangi kulüpten gelirse gelsin adaletten taviz verilmeyeceğini vurgulayan Erdoğan, temiz futbol mücadelesinin sonuna kadar sürdürüleceğini ifade etti.

"Nüfus artış hızı noktasında gerçekten dertliyiz" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfus artış hızı ile ilgili de konuştu. Erdoğan, “Her şeyden öte bu son cümle çok çok önemli. Nüfus artış hızı noktasında gerçekten dertliyiz. Bunu artırmamız şart. Bugün öğrendim, Rusya “en az iki çocuk” diyordu şimdi onlar da “en az üç çocuk” diyor. Biz bunu söylediğimizde çok tartışmalar çıktı, çok eleştirildik. Ama haklılığımızı bu gelişmeler ortaya koyuyor. Aile Yılı derken, ailenin kutsiyetini ifade etmek istiyorum. Aile bizde kutsaldır. Her yönüyle kutsaldır. Anneyle, babayla, bütün kardeşlerle bu kutsiyeti bizim ihya etmemiz önemli. Aileyi ne kadar ihya edersek, ailede ne kadar birbirimize kenetlenir, bağlanırsak o zaman güçlü millet oluruz. Güçlü aile, güçlü millet. Yani güçlü milletler güçlü ailelerden doğar. Eğer güçlü bir aile yapınız olmazsa, siz güçlü millet de olamazsınız. Bu sıkıntıyı yaşıyor muyuz? Bana göre yaşıyoruz. Ama ümitsiz miyiz, asla… Çünkü bu milletin tohumunda var. Yani biz yeniden inşallah ayağa kalkacağız, yeniden küllerimizden doğacağız. Bu millet, o güçlü ailelerle inşa ve ihya hareketini de yürütecektir. Bu noktada aile değerlerini korumanın ülkemiz açısından çok çok önemli açılımları olacak. Tabii aileyi ve ailenin korunmasını konuşurken, eğitimde çok çok önemli. Burayı da ihmal etmiyoruz. Bakın, bizim şu anda üniversite sayımız 208’i buldu, ama biz buraya 76’dan geldik. Bize “bu kadar üniversite niye?” diyenler şimdi “haklıymışsın” demeye başladılar. Eğitim öğretimin olmadığı bir ülkeden güçlü bir millet doğar mı? Güçlü bir millet için eğitim öğretimde her yönüyle kuvvetli bir altyapı olacak ki, buradan da güçlü bir millet çıksın. İbrahim Tatlıses kardeşimizin meşhur sözü var ya, “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” diye. O Urfa’da üniversite aradı, biz 81 vilayetin 81’ine de üniversiteler kurduk. Şimdi üniversite olmayan ilimiz kalmadı. Ve bununla da iftihar ediyoruz. Buralarda kaliteli, güçlü kariyer sahibi hocalarımız görev yapmaya başladı. Ağrı’ya gidiyorsun, Ağrı’da üniversitemiz maşallah her yönüyle güçlü. Hakkari’de her yönüyle güçlü. Yani yok yok, hepsi var. Artık oralardan derece yapan yavrularımız çıkıyor. Nasıl oldu? O eğitim öğretim olmasaydı yani Hakkari’den, Ağrı’dan, Van’dan, diğer şehirlerimizden bu yavrular çıkar mıydı, çıkmazdı. Ama şimdi çıkıyor. İnanıyorum ki ailelerimiz de artık yavrularına daha farklı, daha güçlü bir şekilde sahip çıkacak. Onlar da şöyle bir endişe taşımıyor; “Benim vilayetimde, benim şehrimde üniversite yok ki” demiyor. “Artık benim vilayetimde de üniversite var. Dolayısıyla evladımı yetiştireceğim, hazırlayacağım ve bizim memleketteki üniversiteye gidecek, buradan da inşallah kendini yetiştirerek mezun olacak” diyorlar.” ifadelerini kullandı.