Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerine yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 2024 süresince küresel ölçekteki dezenflasyon kaynaklı parasal sıkılaşmanın dış talebi zayıflatmasına ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye’nin ılımlı fakat istikrarlı bir büyüme çizgisi yakaladığını vurguladı. Bu çerçevede, yılın yüzde 3,3 büyüme oranıyla tamamlandığını belirterek, küresel krizlere rağmen Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesini sürdürüp dünya ekonomisinde olumlu ayrışan ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.
GSYH ve Kişi Başına Gelirde Tarihi Eşikler Aşıldı
Konuşmasında milli gelirde kaydedilen gelişmelere dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin 2023 yılında ilk kez 1 trilyon dolar sınırını aşarak 1 trilyon 130 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Kişi başına gelirin 2023’te 13 bin 243 dolar olduğunu aktaran Yılmaz, 2024’te bu rakamın 15 bin dolar seviyesinin üzerine çıktığını söyledi.
2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla GSYH’nin dolar cinsinden 1 trilyon 538 milyar dolar yıllıklandırılmış büyüklüğe yükseldiğini, kişi başına milli gelirin ise 17 bin dolar civarına geldiğini belirten Yılmaz, yıl sonu tahmininin 17 bin 748 dolar olduğunu açıkladı. Bu seviyelerin, Türkiye’nin Dünya Bankası’nın Atlas yöntemine göre belirlediği yüksek gelir grubu eşiğini ilk kez aşarak yüksek gelirli ülkeler sınıfına dahil olmasını mümkün kıldığını söyledi.
Türkiye’nin Küresel Ekonomideki Konumu Güçleniyor
Yılmaz, Türkiye ekonomisinin gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini sürdürdüğünü, nominal dolar bazında 2024 yılında dünyanın 17. büyük ekonomisi olduklarını dile getirdi. 2025 tahminleriyle milli gelirin 1,5 trilyon dolar seviyesini aşmasının, Türkiye’yi dünyanın 16. büyük ekonomisine taşıyacağını vurguladı. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye’nin dünyada 12’nci, Avrupa’da ise 5’inci büyük ekonomi konumunda olduğunu söyleyen Yılmaz, 2025 projeksiyonlarında İtalya’nın geride bırakılmasıyla Türkiye’nin dünyanın 11’inci, Avrupa’nın ise 4’üncü büyük ekonomisi olmasının beklendiğini kaydetti. AB ile gelir yakınsamasına da değinen Yılmaz, 2002’de yüzde 38 olan kişi başına gelirin AB ortalamasına oranının, 2024’te yüzde 70’e ulaştığını, bu oranın 2025’te yüzde 71’i, 2026’da ise yüzde 72’yi aşmasının öngörüldüğünü ifade etti.
Dezenflasyon Programı ile Fiyat İstikrarında Yeni Dönem
Haziran 2024’te uygulamaya konulan dezenflasyon programının etkilerine değinen Yılmaz, sürecin program takvimiyle uyumlu şekilde ilerlediğini belirtti. Kasım 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 31,1’e gerilediğini, temel mal enflasyonunun ise yüzde 18,6’ya kadar düştüğünü aktardı.
Aralık ayına yönelik enflasyon görünümünün de olumlu olduğunu belirten Yılmaz, önceliklerinin kararlı para, maliye ve gelirler politikasıyla kalıcı fiyat istikrarını sağlamak olduğunu vurguladı. Buna göre, 2026’da enflasyonun yüzde 20’nin altına, 2027’den itibaren ise tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi hedefleniyor.
Yılmaz, özellikle yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile arz yönlü politikaların, konut ve gıda alanındaki stratejik adımların enflasyonla mücadeleyi destekleyeceğini söyledi.
İhracatta Güçlü Performans: 390 Milyar Dolar Eşiği Aşılıyor
Dış ticaretteki görünümü de değerlendiren Yılmaz, Türkiye’nin 261,8 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştığını belirtti. Küresel belirsizliklere rağmen dünya ihracatından alınan yüzde 1,07’lik payın korunduğunu vurguladı.
2025 Ocak–Kasım döneminde ihracat gelirlerinin yüzde 3,7 artarak 247,2 milyar dolara çıktığını, Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 270,6 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Turizm gelirleriyle birlikte 120 milyar doları aşan hizmet ticaretinin eklendiğinde, toplam mal ve hizmet ihracatının 390 milyar doların üzerinde gerçekleşeceğini söyledi.
Önümüzdeki üç yılda ticaret ortaklarında beklenen yüzde 2,5’lik büyümenin, özellikle MENA ülkeleri ve AB’deki toparlanmanın ihracatı destekleyeceği ifade edildi.
2025 ve 2026 Bütçe Dengesi: Açık Azalarak Devam Ediyor
Bütçe açığına ilişkin değerlendirmesinde Yılmaz, 2025 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,6 olarak tahmin edildiğini söyledi. Merkezi yönetim bütçesinde 2025 yılı için giderlerin 14 trilyon 674 milyar lira, gelirlerin 12 trilyon 466 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira, faiz dışı açığın ise 156 milyar lira olmasının beklendiğini açıkladı.
2026 bütçesinde giderlerin 18 trilyon 979 milyar lira, gelirlerin 16 trilyon 266 milyar lira olmasının öngörüldüğünü belirten Yılmaz, bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesinin hedeflendiğini dile getirdi.
Deprem sonrası artış gösteren bütçe açığının yeniden hükümet dönemlerindeki yüzde 3’ün altı seviyelere yaklaştırıldığını vurgulayan Yılmaz, faiz giderlerinin milli gelir içindeki oranının 2002’deki yüzde 14,3 seviyelerinden oldukça düşük noktalara indirildiğini söyledi.
Elektrik ve Doğalgazda Devlet Katkısı Sürüyor
2026 bütçesinde vatandaşların enerji maliyetlerini azaltmak için 373 milyar liralık destek öngörüldüğünü belirten Yılmaz, meskenlerde kullanılan elektriğe yüzde 54, doğal gaza ise yüzde 45 oranında destek verildiğini ifade etti.
Ayrıca, asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı bırakıldığını hatırlatan Yılmaz, bu uygulamanın tüm çalışanlar için geçerli olduğunu ve 2026 yılı için 1 trilyon 92 milyar liralık vergi istisnası öngörüldüğünü açıkladı.
Doğalgaz ve elektrik destekleriyle birlikte sosyal harcamalara ayrılan kaynak toplamının 2 trilyon 382 milyar liraya, bunun bütçe içindeki oranının ise yüzde 12,6’ya ulaştığını söyledi.
Yatırım ve Üretime Destekler Artıyor
Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisini sürdürdüklerini vurgulayan Yılmaz, sürdürülebilir sanayi üretiminin devletin desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirildiğini söyledi.
2025 yılında 31,7 milyar lira olan yatırım teşvik ödeneklerinin, 2026 yılında yüzde 58 artışla 50 milyar liraya çıkarılacağını açıkladı. 2002–2025 Eylül arasında verilen 129 bin 892 teşvik belgesinin, yatırımcıların Türkiye ekonomisine duyduğu güveni gösterdiğini belirtti.
Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerde istihdamın korunması amacıyla yürütülen desteklere değinen Yılmaz, 2025’te hayata geçirilen “İstihdamı Koruma Destek Programı”yla KOBİ’lere çalışan başına aylık 2 bin 500 TL destek sağlandığını, 2026’da bu tutarın 3 bin 500 TL’ye yükseltileceğini söyledi. Yatırımla sağlanan ilave istihdam için sigorta primi işveren payının 14 yıl, işçi payının ise 12 yıl süreyle devlet tarafından karşılandığını ifade etti.
