reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Hafif yağmur
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,7312 %0.05
51,7356 %-0.21
6.881,41 % -1,91
2.976.383 %-0.335
İşçi Haber Gündem Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz : Dünya ekonomisi %3,5 büyürken biz %5,4 büyüdük

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz : Dünya ekonomisi %3,5 büyürken biz %5,4 büyüdük

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara’da düzenlenen Valiler Buluşması programına iştirak etti. Yılmaz, konuşmasında valilerin büyük dönüşüm sürecindeki önemli görevini hatırlattı.

Okunma Süresi: 5 dk

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara'da gerçekleştirilen Valiler Buluşması programında konuştu. Yılmaz, konuşmasının öncesinde görevine yeni başlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye üstün başarı dileklerini iletti.

Yılmaz, valilerin devletin il bazındaki temsilcileri olduklarını ve önemli bir temsil makamı olduklarını dile getirerek, "Valilik makamı vatandaşımızın, kurumların muhatap olduğu bir makam. Bir taraftan güvenlik ve asayiş konusundan çok önemli görevleri var. Bunların hepsi saygın ve çok önemli sorumluluklar. Valilerimize duyulan güven, sosyal sermaye ve aynı zamanda yerel kalkınma için de bize büyük bir fırsat veriyor. Toplumun tüm kesimlerinin güven duyduğu, koordinasyonu sağlayan bir makam olarak hem kamunun kendi içindeki koordinasyon hem de kamu, özel sektör, sivil toplum, üniversite gibi farklı aktörleri bir araya getirip ilin kalkınmasına odaklanma anlamında valilerimizin önemli bir konumu var. Ben buna ‘kalkınmacı vali' diyorum. Protokolde, temsilde, güvenlikte önemli ama sonuçta bütün yaptıklarımız vatandaşımızın daha huzurlu, güvenli ve daha müreffeh bir şekilde hayatını sürdürmesi, ülkemizin üretim gücünü ve kalkınmasına güç vermek içindir" diye konuştu.

Topyekûn Kalkınma Çağrısı

Türkiye Yüzyılı vizyonunun hayata geçmesi için topyekun kalkınma kavramıyla hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı'nı gerçekleştiremeyiz. Bu şehirlerimiz çok önemli ama sonuçta 81 vilayetimiz var, 81 vilayetin de potansiyelini harekete geçirerek topyekun kalkınmayı ve Türkiye Yüzyılı'na yürüme hedefimizi gerçekleştirebiliriz. Bu anlamda valilerimizden şunu bekliyoruz; hiçbir şey bilgisiz olmuyor. Bilenlerle bilmeyenler bir değil, en önemlisi ilimizi iyi tanımak" dedi.

Dünyada güç dengelerinin değiştiğini ve bu durumdan kaynaklanan jeopolitik gerilimlerin olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bölgesel bazda bu savaşları ve çatışmaları görüyoruz. Dünyamız şu anda içinde geçtiğimiz dönemde maalesef uluslararası kuralların ve kurumların zayıfladığı bir dönemden geçiyor. Herkesin gücü ile hareket ettiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun ekonomik yansımasına bakıldığında giderek her ülke kendi piyasasını, pazarını tarifelerle ve tarife dışı yöntemlerle koruyor. Bu dönemin şartları dünyadaki ekonomik büyümeyi ve ticareti aşağı çekmiş durumda. Dünya ticareti de büyümesi de tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Dünyada bir pandemi yaşandı, bunun etkileri hala devam ediyor. Bütün bu şartlar altında Türkiye olarak devam ediyoruz. Son 22-23 yılda dünya ekonomisi yüzde 3,5 büyürken, yıllık ortalama olarak biz yüzde 5,4 büyümüşüz. Bu önemli bir fark, dünyadan her yıl 1,9 puan daha yüksek bir büyüme hızımız olmuş. Bu da bizi bugün belli bir yere getirmiş durumda. 2002 yılında 238 milyar dolar olan ekonomik hacmimiz, tahmin olarak geçen yıl ki ekonomik büyüklüğümüz ilk defa 1,5 trilyon doları aştı. Oldukça önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış durumdayız. Türkiye 2002 yılında AB'nin kişi başına gelirinin yüzde 35'i civarındaymış. Bugün yüzde 70'i aşmış durumdayız. Henüz yüzde 100'üne gelemedik, Türkiye Yüzyılı'nda inşallah onu da yakalarız, gelişmiş ülkeler denilen sınıfta kalıcı bir şekilde yerimizi alırız" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, siyasi istikrarı olmayan, iç cephesini güçlendirmemiş, kendi içinde öngörülebilirliği ortaya koymayan, yönetim kapasitesi zayıf ülkelerin dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde çok daha farklı sonuçlarla karşılaşabileceğini söyledi. Siyasi istikrarın her zaman önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Yılmaz, belirsizliklerin ve risklerin yükseldiği bu fırtınalı dönemde bir kat daha önemli olduğunu da belirtti.

projelerde tasarruf stratejisi

Kaynakların tasarruflu ve verimli kullanılması gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Her valinin etki edebildiği belli kaynakları var. Önceliklerimizi iyi tayin edelim ve bu kaynakları odaklayalım. Sonuç alalım, o aldığımız sonuçlarla da daha iyisini yapalım. Belli bir kaynak var, kaynaklarımız sınırlı. Bunları çok sayıda projeye dağıtırsanız hiçbiri bitmez, hepsi zamana yayılır ve bir fayda üretemeyiz. Bu para basıp piyasaya dağıtmak gibi bir durum. Projeyi bitirirseniz bu bir fayda sağlamaya başlıyor. Özellikle kaynakları bitme aşamasına yakın projelere odaklayalım ki hemen bitsin, bir fayda üretsin, o gelen fayda ile de diğer projeleri bitirelim. Böylece verimlilik ve bereket artsın. Kaynağımızı çok sayıda projeye dağıtırsak hiçbiri bitmez, hiç birinden fayda elde edemeyiz ve zamanla kaynak maliyeti çok daha yükselmiş olur, verimlilik düşmüş olur" ifadelerine yer verdi.

Yatırım ortamının iyileştirilmesinin de beklentileri arasında olduğunu kaydeden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Valilerimiz kamu kaynaklarını iyi kullanacaklar, koordine edecekler ama bir yörenin sadece kamu yatırımları ile kalkınması mümkün değil. Bir taraftan da özel yatırımlar var, asıl üretken yatırımlar da özel yatırımlar. Buralarda da yatırım ortamı çok önemli. Bu süreçlerde yeni kalkınma ajansları gibi yeni yapılar da kurduk. Bu yapıları değerlendirelim, sadece kamu projeleri ile ilgilenmeyelim ve yatırımı cazip hale getirelim. Dünyada artık herkes bir rekabet içerisinde ve herkes yatırım almaya çalışıyor. Dolayısıyla uygun yatırım iklimi oluşturalım, bunun için de özel sektörle güçlü bir diyalog içinde olmamızda büyük fayda var.”