Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cihannüma Derneği ve AYBİR işbirliğiyle düzenlenen Türkiye Raporu Alan Öngörüleri ve Politika Raporu sunum programına katıldı. Programa Yılmaz'ın yanı sıra, İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği Başkanı Ebubekir Ceylan, Cihannüma Derneği Başkanı Selim Cerrah, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ile çok sayıda davetli katıldı.
'Dünya farklı bir yere doğru gidecek'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yaşanan global değişime ayak uydurulması gerektiğine değinerek, "Dünyada olup bitenlerden bağımsız, kendimizi değerlendirmemiz ve hedefler belirlememiz hiç gerçekçi olamaz. Maalesef dünyamız iyi bir dönemden geçmiyor. Karanlık bir dönemdeyiz. Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Tabiri caizse dünya geçmişte yaptığı putları yiyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşmuş uluslararası sistem çatırdıyor. Bunu ayakta tutma çabası da var bir taraftan dönüştürme çabası da var ama görülen o ki dünya farklı bir yere doğru gidecek" dedi.
'Hem güçlü olacağız, hem haklı olacağız'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Şu anda baktığımızda, kim güçlüyse istediğini yaparım gibi farklı bir havaya giriyor. Hukukun, adaletin, ahlaki bahsettiğimiz kavramların hiçbir şekilde derinde olmadığı, güç siyasetinin egemen olduğu bir dönemde karşı karşıyayız. Bunu görmemiz lazım. Gerçekçi bir şekilde bu ortamda milletimizi, ülkemizi muhafaza etmemiz lazım. Bu siyaseti aşmaya çalışmamız lazım. Hem güçlü olacağız, hem haklı olacağız. Sadece haklı olmak maalesef yetmiyor, geliyorlar her türlü hukuksuzlukla karşı karşıya bırakıyorlar. Gazze’den başka bölgelere kadar bunun sayısız örneğini görüyoruz. Sadece güçlü olmanın hiçbir değeri yok" şeklinde konuştu.
'Kalkınma sadece ekonomik büyümeden ibaret değil'
Gelişmeyle kalkınma kavramının birbiriyle ilişkili ama birbiriyle tam örtüşmeyen kavramlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Ekonomi dediğimiz alan kalkınma dediğimiz kavramın bir bölümünü oluşturur. Kalkınma daha gelişmiş bir kavram. Dünyada genelde üç faktör şekilde tarif ediliyor kalkınma. Birincisi ekonomik gelişme, milli gelirimizin çıkması, gelirimiz vesaire. Ekonomik gelişme bu önemli tabii. Ekonomi olmadan birçok şeyi yapamıyorsunuz. Üretmezseniz ortada daha fazla bir şey kalmaz, üreteceksiniz. İkinci kavram kalkınmaya tarif eden sosyal adalet. Ürettiğimizi bugünkü nesle adaletli bir şekilde dağıtma meselesi. Sadece üreten ama ürettiğiniz küçük bir azınlık ve tüketen bir toplumun kalkınmış bir toplum olduğumuzu söyleyebiliriz. Ekonomik olarak belli bir seviyeye gelmiş olabilirler ama kalkınmış bir toplum değil. Üçüncü boyut, çevre boyutu, sürdürülebilirlik diyoruz buna. Bugünkü nesille gelecek nesiller arasındaki adalet. Bugün bütün kaynakları tüketip, bolluk içinde yaşayabilirsiniz ama yarınki nesle doğru düzgün bir su, hava, toprak bırakmazsanız, bu da gerçek anlamda bir kalkınma sayılmaz. Ben buna dördüncü bir boyut daha ilave ediyorum, yönetişim boyutu" ifadelerini kullandı.
'Dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz'
Türkiye’nin 23 yılda dünya ekonomisini oransal olarak geride bıraktığını söyleyen Yılmaz, "Son 23 yılda dünya ekonomisi ortalama yüzde 3,5 büyüme sağlamış. Türkiye ekonomisi ise aynı dönemde yüzde 5,3 büyüme kaydetmiş. Yani 23 yıldaki dünya ortalaması her yıl her yıl, bazı yıllar yüksek bazı yıllar düşük ama ortalaması, dünya 3,5 biz 5,3. Demek ki dünyadan 1,8 puan daha yüksek bir hızla büyümüşüz ekonomide. Bunu küçümseyebilir bazıları, ne olacak işte 1,8 puan daha hızlı büyümüşüz. Bu büyük fark oluşturuyor aslında. Bir yılda değil. 23 yıl her yıl, her yıl, her yıl 1,8 puan dünyadan hızlı büyüyünce, işte o zamanla çok daha büyük bir etki oluşturdu.
Bu bir yıllık bir şey değil. Dolayısıyla son dönemlerde de hızlı büyüdüğümüzü, ifade etmek istiyorum. Pandemi sonrası yeni bir dünya ekonomisi var. Daha kısıtlayıcı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Bu ortamda dünyanın genel ortalaması düştü. Dünya ticaretindeki gerileme daha hızlı. Büyümeden de daha çok etkilendi ticaret. Geçen yıl itibariyle, nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz, satın alma gücü paritesiyle de dünyanın 11. büyük ekonomisi konumundayız" dedi.
'Çok güçlü bir savunma sanayi oluşturmuş durumdayız'
Türkiye’nin savunmaya sanayi alanında ileri seviyeye ulaştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bugün silahlı kuvvetlerimizin envanterine giren ürünlerin yüzde 80’inden fazlası yerli milli üründür. İhracatımız geçen sene 10 milyar doları aştı. Bu sene 12 aylık baktığımız zaman son verilere 11 milyar doları geçmiş durumdayız. Dünyanın 11’inci ihracatçısıyız savunma sanayinde, yakın gelecekte ilk 10 arasına gireceğiz. İHA'larımız, SİHA'larımız, gemilerimiz, helikopterlerimiz, büyük hatlarımız birçok unsuruyla çok güçlü bir savunma sanayi oluşturmuş durumdayız. Bunun çok kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum. Sadece ihracat açısından değil, güvenlikçi olması hasebiyle.
Tüm darbecilerin esas hedefi millettir, milletin iradesidir, o iradeyi kırmaktır. Düşmanın bile savaşta saldırmayacağı, saldırırken bile kendi içinde sorgulayacağı makamlara, mevkilere milletin sembollerine, bu pervasız saldırı aslında millet düşmanlığının çok açık ifadesidir. Bu darbelerin gayri milli olduğunun da delilidir diye inanıyorum., Demokratik bir ülkede, darbeler gerçekleşiyorsa, milletin iradesine karşı bir kalkışma varsa, bu gayri milli bir kalkışmadır. Dolayısıyla dış bağlantıları olan, uluslararası güç odaklarıyla, istihbarat servisleriyle bağlantılı bir kalkışma demektir"
