İstanbul'da yaşanan ve toplum vicdanını yaralayan olaylar zinciri, A.E.'nin henüz 5 yaşında olduğu dönemde başladı. Genç kadının iddialarına ve mahkeme kayıtlarına göre, dedesi Durmuş Olum tarafından tam 6 yıl boyunca sistematik bir şekilde istismara uğradı. ANKA haber ajansından alınan bilgilere göre 11 yaşına kadar devam eden bu süreç, A.E.'den iki yaş küçük olan kuzeninin de aynı şahıs tarafından maruz bırakıldığı benzer eylemler sonucu hamile kalmasıyla gün yüzüne çıktı. Kuzenine yönelik açılan davanın ardından cesaretini toplayan A.E., dedesi hakkında suç duyurusunda bulunarak yaşadığı kabusu yargıya taşıdı.
Yargı 48 Yıl Hapis Cezası Verdi: Fail Hapishanede öldü
Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 2021 yılındaki karar duruşmasında, sanık Durmuş Olum'un torunlarına yönelik gerçekleştirdiği eylemler sabit görüldü. Mahkeme heyeti, sanığın A.E.'ye karşı işlediği çocuğun cinsel istismarı suçundan 18 yıl, diğer torununa yönelik eylemleri nedeniyle ise 30 yıl olmak üzere toplamda 48 yıl hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Ancak cezasını çekmekte olan 73 yaşındaki Durmuş Olum, hapishanede öldü. Failin ölümü, ceza yargılamasını fiziksel olarak sona erdirse de, mağdurun yaşadığı derin yıkım ve hak arama mücadelesi yeni bir boyut kazandı.
Eğitim Hayatı Yıkılan Genç Kadından ‘Onur’ Mücadelesi
İstismar süreci ve sonrasındaki yargılama aşamasında ağır psikolojik travmalar yaşayan A.E.’nin, eğitim hayatına devam edemediği ve Adli Tıp raporlarıyla pek çok ruhsal rahatsızlık geçirdiği tespit edildi. Yaşamını idame ettirmekte zorlanan genç kadın, travma nedeniyle koptuğu hayatını yeniden inşa edebilmek adına harekete geçti. Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde, babasının da aralarında bulunduğu mirasçıların, istismarcı dedenin mirasını reddetmedikleri, aksine ondan kalan mülklerde oturmaya devam ettikleri ve süreç boyunca mağdur yerine faili destekledikleri vurgulandı.
Avukat Gamze Serin: Bu Dava Sessizliğe Mahkum Edilen Binlerin Adalet Kapısıdır
Dava süreci hakkında detaylı açıklamalarda bulunan mağdur avukatı Gamze Serin, müvekkilinin sadece istismarın değil, aile içi koruma mekanizmasının çökmesinin de kurbanı olduğunu belirtti. Avukat Serin’in ANKA'ya yaptığı açıklamalarda şu ifadeler öne çıktı:
"Müvekkilim, aile olarak kendisine yöneltilmesi gereken korumanın fail lehine terk edilmesinin mağdurudur. Davalıların olaya ilişkin tavrı, salt ihmalkar bir suskunluk değil, faili sahiplenerek mağduru dışlayan aktif bir manevi ihlal niteliğindedir. Tazminat talebimiz, herhangi bir fedakarlık değil, müvekkilin insan onurunun yeniden tesisi için hukuken zorunlu olan gecikmiş bir telafi mekanizmasıdır. Bu dosya, çocuklukları çalınan ve sesi bastırılan binlerce mağdur adına açılmış bir adalet kapısıdır."
Tazminat Davasında Bilirkişi Aşamasına Gelindi
Hukuk mücadelesinin şu an bilirkişi incelemesi aşamasında olduğu öğrenildi. Gelecek duruşmada dosyanın, mağdurun yaşadığı iş gücü kaybı, sağlık giderleri ve manevi yıkımın telafisi için ödenecek tazminat miktarının hesaplanması amacıyla bilirkişiye gönderilmesi bekleniyor. Avukat Serin, mahkemenin vereceği kararın benzer durumdaki mağdurlar için emsal teşkil edeceğini ve hukuk sistemine duyulan güveni pekiştireceğini ifade ederek, davanın "sıradan bir tazminat uyuşmazlığı" değil, insan onurunu koruma mücadelesi olduğunu dile getirdi.
