Günümüzde sosyal medya ve dijital platformların kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan “Fear of Missing Out” (FOMO) kaygısı, bireylerin ruh sağlığını ve günlük yaşamlarını önemli ölçüde etkilemeye başladı. Kişilerin sosyal çevrelerinde yaşanan deneyimleri kaçırmaktan korkması nedeniyle sürekli bağlantıda kalma ihtiyacı hissetmeleri, özellikle gençler arasında yaygın bir sorun haline gelmeye başladı. Hem psikolojik hem de davranışsal boyutları olan FOMO, modern çağın yeni dijital kaygısı olarak gündemde yerini alıyor.
fomo (Fear of Missing Out) nedir?
“Fear of Missing Out” yani FOMO, insanların sosyal medya ve dijital platformlarda bulunmadığı zamanlarda başkalarının keyifli deneyimler yaşadığına dair endişeler duymasıyla ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. İlk olarak Przybylski ve meslektaşları tarafından tanımlanan bu kavram, bireylerin hem duygusal hem de davranışsal düzeyde hissettiği bir tür kaygı olarak bilimsel literatürde yer almaktadır.
FOMO’nun İki Temel Boyutu
Bilimsel araştırmalarda FOMO, iki ana eksende incelenir. Birincisi, kaçırılabilecek deneyimlere ilişkin duyulan endişe; ikincisi ise sürekli çevrimiçi kalma ve bağlantıda olma arzusu. Bu iki boyut bir arada değerlendirildiğinde, FOMO’nun hem psikolojik kaygı hem de davranışsal bağımlılık yönleriyle öne çıktığı görülür.

FOMO’nun Günlük Yaşama Etkileri nelerdir?
Yapılan çalışmalar, FOMO’nun sadece dijital alışkanlıkları şekillendirmekle kalmayıp bireylerin ruh sağlığı üzerinde de önemli etkiler yarattığını göstermektedir. Özellikle anksiyete, depresyon ve yalnızlık gibi ruhsal problemlerin FOMO düzeyi yüksek olan bireylerde daha sık görüldüğü belirtilmektedir. Ergenler üzerinde yapılan araştırmalar da FOMO’nun stres ve gerginlik hissini artırarak ruhsal iyilik halini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur.
Günlük yaşamda ise FOMO, bireylerin sık sık telefonlarını kontrol etmesine, gelen bildirimlere aşırı duyarlılık göstermesine ve sosyal medyada uzun süre vakit geçirmesine neden olmaktadır. Bu durum, akademik başarıyı ve iş performansını düşürmekte; öğrencilerde dikkat dağınıklığı ve yüzeysel öğrenme davranışları, çalışanlarda ise verimlilik kaybı gözlemlenmektedir.
Bağımlılık ve FOMO Arasındaki İlişki
FOMO, internet bağımlılığı ve nomofobi (telefonsuz kalma kaygısı) ile yakından bağlantılıdır. Üniversite öğrencileri üzerinde gerçekleştirilen araştırmalarda, yüksek FOMO seviyelerinin sosyal medya bağımlılığı, bildirimlerin çokluğu ve telefonu çok sık kontrol etmekle lişkili olduğu raporlanmıştır.

FOMO son yıllarda neden arttı?
Dijital Kültür ve Sosyal Medyanın Rolü
2020 verilerine göre dünya genelinde 4,5 milyardan fazla internet kullanıcısı bulunmakta ve bunların 3,8 milyardan fazlası sosyal medya platformlarını aktif şekilde kullanmaktadır. Türkiye’de ise internet kullanıcılarının yaklaşık %79’u sosyal medya ile etkileşim içindedir. Bu yaygınlık, FOMO’nun temel nedenlerinden biri olarak görülmektedir.
Özellikle Instagram, Facebook, WhatsApp ve TikTok gibi uygulamalar, anlık paylaşımlar ve bildirimlerle kullanıcıları sürekli çevrimiçi kalmaya teşvik etmekte, böylece "sürekli bağlantıda kalma" ihtiyacını artırmaktadır.
Psikososyal Etkenler
FOMO üzerinde etkili olan sosyal faktörler arasında aidiyet duygusu eksikliği, aile içi destek yetersizliği ve düşük öz-yeterlik hissi ön plana çıkmaktadır. Grup bağlarından yoksun kalan veya aile içinde çatışmalar yaşayan bireylerde FOMO riski daha yüksektir. Ayrıca bireylerin kendilerini başkalarıyla kıyaslama eğilimleri, bu kaygıyı artıran önemli etkenlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Pazarlama Stratejilerinin Etkisi
FOMO, sadece bireysel bir kaygı olmanın ötesinde pazarlama dünyasında da etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Markalar, “son fırsat” ve “sınırlı stok” gibi ifadelerle tüketicilerde gelişmeleri kaçırma korkusunu tetikleyerek satışları artırmayı amaçlamaktadır.
FOMO’nun Ölçümü ve Araştırma Araçları
FOMO’yu değerlendirmek amacıyla çeşitli ölçekler geliştirilmiştir. Bunların en bilinenlerinden biri Przybylski’nin Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği (GKKÖ) olup, Türkiye’de ise Üsküdar FOMO Ölçeği gibi yerel uyarlamalar kullanılmaktadır. Bu araçlar, bireylerin FOMO seviyelerini belirlemek için psikolojik araştırmalarda sıkça tercih edilmektedir.

FOMO'dan nasıl kurtulunur?
Her ne kadar FOMO için özel bir tanı veya tedavi protokolü henüz bulunmasa da, bazı yöntemlerin olumlu etkileri üzerinde durulmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT) teknikleri, problemli internet kullanımıyla ilişkili olduğu için FOMO üzerinde de faydalı olabilmektedir. Ayrıca farkındalık (mindfulness) uygulamaları, bireylerin duygularını ve düşüncelerini daha iyi tanımalarına yardımcı olarak sorunlu dijital alışkanlıkların önüne geçebilmektedir.
Şema terapisi, erken yaşta oluşan olumsuz şemaların internet bağımlılığındaki rolü nedeniyle FOMO tedavisinde potansiyel bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Dijital detoks uygulamaları; bildirimlerin kapatılması, sosyal medya kullanımının sınırlandırılması ve cihazsız geçirilen vakitlerin planlanması gibi pratik öneriler de destekleyici niteliktedir.
Eğitim ve farkındalık programları ise özellikle gençler ve aileler için FOMO’nun olumsuz etkilerini azaltmada önemli bir araç olarak öne çıkmaktadır.
FOMO’nun Günümüz Toplumundaki Yeri
FOMO, dijital çağın hızlı dönüşümünün getirdiği yeni bir kaygı biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle genç nüfus arasında yaygınlaşan bu durum, bağımlılık eğilimlerini artırmakta ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Uzmanlar, FOMO’nun daha iyi anlaşılması için kapsamlı ve uzun süreli araştırmaların önemine dikkat çekmektedir. Mevcut veriler ise bilişsel terapiler, farkındalık teknikleri ve dijital kullanım alışkanlıklarında sağlıklı sınırlar koymanın bu kaygının yönetiminde etkili yöntemler olduğunu göstermektedir.
Fotoğraf: İnflow,
