Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı ortak bir vicdan çağrısı olarak duyurulan 1 Ocak buluşması, İstanbul Galata Köprüsü’nde tarihe geçecek bir kalabalıkla gerçekleşti. Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı’nın öncülüğünde düzenlenen programa, Türkiye’nin öncü sivil toplum kuruluşları ve sendikaları yoğun katılım gösterdi. Ancak daha önce basın lansmanı aşamasında da gündeme gelen bir eksiklik, miting günü de değişmedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan yine yoktu.
Yüzbinler oradaydı, Mahmut Arslan yine yoktu
Galata Köprüsü’nde yükselen Gazze sloganları arasında sendikalar, vakıflar ve dernekler omuz omuza yürüdü. Alanda neredeyse Türkiye’nin tüm emek ve sivil toplum haritası vardı. Buna karşın, Filistin konusunda sık sık açıklamalar yapan Mahmut Arslan’ın programa katılmaması, hassasiyetini bir kez daha sorgulattı.
Basın lansmanında yoktu, Galata’da da yok
Hatırlanacağı üzere, söz konusu programın basın lansmanı da daha önce yapılmış, o toplantıda da HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın yokluğu kamuoyuna yansımıştı. Lansmanda olmayan Arslan, Galata’da da yoktu.
Arslan’ın Gazze konusundaki hassasiyetini dile getirdiği açıklamalar kamuoyunun malumu. Ancak yüzbinlerin bir araya geldiği, sembolik ve güçlü bir dayanışma fotoğrafının ortaya çıktığı bu buluşmada yer almaması, söyledikleriyle yaptıkları arasındaki çelişkiyi beraberinde getirdi.
Filistin için en güçlü mesajın verildiği günde Arslan’ın yokluğu, alandaki emekçilerin de onun samimiyetini sorgulamasına yol açtı.
HAK-İŞ neden bu fotoğrafın dışında kaldı?
Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonlarından birinin genel başkanının, Gazze için düzenlenen bu geniş katılımlı programa dahil olmaması, sadece bireysel bir tercih olarak mı okunmalı? Yoksa HAK-İŞ’in kurumsal duruşuna dair yeni bir tartışmanın kapısı mı aralanıyor? Galata’daki kalabalık büyürken, HAK-İŞ cephesindeki sessizlik daha da görünür hale geldi.
Gazze’ye sahip çıkmak sözle mi olur, meydanla mı?
Galata Köprüsü’nde yükselen sloganlar, atılan adımlar ve verilen fotoğraflar tarihe not düşerken, Mahmut Arslan’ın bu tablonun dışında kalması artık basit bir “katılmama” meselesi olmaktan çıktı. Filistin’i her fırsatta diline dolayan bir ismin, Gazze için yüzbinlerin buluştuğu iki kritik aşamada da ortada olmaması kamuoyunun hafızasına kazındı. Bu sessizlik, bu yokluk ister istemez şu soruları dayatıyor:
Söze gelince Gazze var peki icraatta neden yok? Mahmut Arslan, insanların vicdanına seslenen cümlelerle kürsülerde kalmaya mı çalışıyor?
Yüzbinlerin toplandığı, bedel ödemeyi ve safını belli etmeyi gerektiren meydanlar söz konusu olduğunda bu ısrarlı yokluk neyin göstergesi?
Arslan, milyonların acısını, dayanışma fotoğrafı vermeden de kullanılabilecek bir vicdan malzemesine mi dönüştürüyor?
Kamuoyu bu soruları yüksek sesle sormaya başladı. Çünkü mesele sadece katılım değil, vicdan ve samimiyet meselesi.
