"Haberin İşçisi"
İstanbul
Az bulutlu
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,2704 %0.14
53,6122 %-0.08
6.261,63 % 0,07
2.969.340 %2.639
İşçi Haber Gündem 'Hiçbir ekran, çocuğun göz göze kurduğu ilişkinin sıcaklığını veremez'

'Hiçbir ekran, çocuğun göz göze kurduğu ilişkinin sıcaklığını veremez'

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"ne katıldı. Bakan Göktaş, 'Ekran bağımlılığından dijital ayak izine, mahremiyetten güvenli internet kullanımına kadar birçok önemli başlığı uzmanlarımızla birlikte değerlendireceğiz' ifadelerine yer verdi.

KAYNAK: AA
Okunma Süresi: 7 dk

Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortaklığında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı işbirliğiyle düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"nde konuşan Bakan Göktaş, zirvede ele alınan konunun çok önemli olduğunu söyledi. 

'dijital dünya insanları zararlı içeriklere karşı savunmasız bırakıyor'

Ailelerin huzuru, gençlerin hakikatle kurduğu bağı, toplumun değer dünyası ve insanlığın geleceğini konuşmak üzere bir araya gelindiğini aktaran Göktaş, "Zirve boyunca, dijital çağın hayatımıza etkilerini farklı yönleriyle konuşacağız. Ekran bağımlılığından dijital ayak izine, mahremiyetten güvenli internet kullanımına kadar birçok önemli başlığı uzmanlarımızla birlikte değerlendireceğiz. Çocuk hakları, aile içi iletişim, dijital riskler, fırsatlar ve çözüm yolları üzerine kapsamlı istişarelerde bulunacağız" diye konuştu. 

Göktaş, dijital dünyanın etkileri ele alınırken, teknolojinin yalnızca bireysel hayatları değil, küresel vicdanı da nasıl şekillendirdiğinin konuşulacağını dile getirerek, "Özellikle, Gazze'de yaşanan insanlık dramı ve sivillerin maruz kaldığı ağır hak ihlalleri karşısında dijital mecraların rolünü de ele alacağız. Kültürel aktarım ve dijital çağda haya ahlakı oturumlarının ardından zirvemizi sonuç bildirisiyle tamamlayacağız. Bu vesileyle böylesi anlamlı zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. 

Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığını, bilgiye erişimi hızlandırdığını, öğrenme imkanlarını geliştirdiğini ve iletişim kanallarını genişlettiğini herkesin artık çok iyi bildiğini anlatan Göktaş, aynı dijital dünyanın insanları zararlı içeriklere, bağımlılıklara ve siber zorbalığa karşı savunmasız bıraktığını da söyledi. 

Göktaş, yapay zekanın, yeni imkanlarla birlikte yeni tehditleri de beraberinde getirdiğini vurgulayarak, "Algoritmalar, kendi hakikatini üretiyor, evlatlarımızın düşünce dünyasını tehdit ediyor. Artık şu soruyu daha açık ve net bir şekilde sormak zorundayız. Çocuklarımız mı dijital dünyayı kullanıyor, yoksa onların dikkatini, zamanını ve duygularını dijital dünya mı yönetiyor? Dijital anafor dediğimiz şey tam da burada başlıyor" diye konuştu. 

göktaş, çocukları algoritmaların insafına bırakılmamasını aktardı

Çocukların sosyal medya alışkanlıkları sonucu sonsuz kaydırma döngüsünün içine çekildiğini ve ailelerin de bu kısır döngü içerisine girebildiğini bildiren Göktaş, şöyle devam etti: 

“Bu döngü, basit bir kullanım alışkanlığı olmaktan çıkıyor. Davranışları etkileyen güçlü bir dijital mimariye dönüşüyor. Yani aileler ve fertler, aşırı enformasyon yüküne maruz kalıyor. İşte bu nedenle bugün ekran bağımsızlığını konuşuyoruz. Çünkü esas mesele, teknolojiyi reddetmek değildir. Mesele, fertlerin ve ailenin dikkatini, zamanını ve duygularını koruyabilmektir. Dijital dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmalarını sağlayabilmektir. Ekran bağımsızlığı, ekran karşısında iradeyi kaybetmemek, teknolojiyi insanın, ailenin ve çocuğun gelişimine hizmet eden bir araç olarak tutabilmektir. Bugün, dünya bu meseleyi artık sadece teknolojinin gelişimi olarak görmüyor” 

Birleşmiş Milletler'in, çocukların çevrim içi platformlarda korunması amacıyla hükümetlere ve teknoloji şirketlerine daha güçlü sorumluluk üstlenme çağrısında bulunduğunu aktaran Göktaş, konunun insan hakları, mahremiyet, kamu sağlığı, medya okuryazarlığı, yapay zeka güvenliği ve dijital egemenlik başlıklarıyla ele alındığını kaydetti. 

Göktaş, çocukların karşısında artık tek tek içeriklerin olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“İçerikleri seçen, sıralayan, öneren ve çocuğu ekranda tutmak üzere tasarlanmış sistemler, algoritmalar var. Bu sistemler verileri topluyor, davranış örüntülerini ölçüyor. Tercihleri analiz ediyor, dikkatleri yönlendiriyor. İnsanlar, yapay zeka sistemleriyle konuşuyor, algoritmik akışların içinde vakit harcıyor. Bazen gerçek ile kurgu arasındaki sınırları ayırt etmekte zorlanıyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor, evlatlarımızı sadece zararlı içerikten değil, zararlı içeriği onların önüne taşıyan mekanizmalardan da korumak zorundayız. Çocuklarımızı algoritmaların insafına bırakamayız. Elimize sığan telefonların, telefonlara sıkışan bir dünyanın esiri olamayız. Bugün pek çok ülke, bu konuda önlemler alıyor. Yaş doğrulama sistemlerinin mahremiyeti ihlal etmeden kurulması, platformların çocuk güvenliğini tasarım aşamasından itibaren dikkate alması, yapay zeka uygulamalarının olumsuz etkilerinin önceden değerlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin denetlenebilir sorumluluklar üstlenmesi. Tüm bu hususlar artık ertelenemez.” 

teknoloji bağımlılığı alanında yüzlerce etkinlik düzenlendi

Bakan Göktaş, Türkiye'nin, dijital kuşatma alanında aldığı aksiyona değinerek, "Türkiye, dijital kuşatmayı erken fark eden ve bu konuda önleyici, güçlü ve kararlı bir vizyonla hareket eden öncü ülkelerden biridir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta bu meselenin, aileyi, nesli ve geleceğimizi ilgilendiren milli bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Çocuklarımızın dijital dünyanın başıboş ve karanlık akışına terk edilmemesi gerektiğini ve bu alanda bütün dünyada güçlü bir farkındalığın öncülüğünü yapıyor. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu kararlı yaklaşımı somut hedeflere dönüştüren bir yol haritasıdır" diye konuştu. 

Göktaş, 2024-2028 dönemini kapsayan eylem planlarının 5 ana temasından birinin dijitalleşme olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: 

“Dijitalleşme Sürecinde Ailenin Desteklenmesi' hedefimiz doğrultusunda, aile bireylerinin dijital araçları doğru ve bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Aile odaklı dijitalleşme stratejileri, farkındalık kampanyaları ve güvenli dijital içerik ekosisteminin güçlendirilmesi ise eylem planımızın temel hedeflerini oluşturuyor. Düzenlediğimiz Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayı, bu alandaki sorunlara çözüm üretmek için bizlere önemli veriler sağladı. Bu çalıştayda, alanında uzman olan isimlerin yanı sıra ebeveynleri ve çocukları da dinledik. Onların deneyimleri ve sahadan gelen gözlemler, dijital dünyanın aile yapısı üzerinde ne denli güçlü bir etkisi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Şubat ayında yürürlüğe giren Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planımızı, bu çalışmalarımızın ışığında hazırladık. İlk imzacısı olduğumuz Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de dijital dünyada hak temelli yaklaşımın güçlenmesine ulusal ve uluslararası düzeyde öncülük ediyoruz.” 

Göktaş, 2025 Aile Yılı'nda, dijital dünyada çocukları koruyan ve aileyi güçlendiren çalışmalara hız kazandırdıklarına işaret ederek, "Dijital ve teknoloji bağımlılığı alanında yüzlerce etkinlik düzenledik. Tüm bu çalışmalarımızın en kritik adımlarından biri, hiç şüphesiz, sosyal medya düzenlemesi oldu. 15 yaş altı için hayata geçirdiğimiz bu düzenlemeyle evlatlarımızı dijital dünyanın kontrolsüz içeriklerinden korumayı amaçlıyoruz. 15-18 yaş için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış, yaşlarına uygun, güvenli ve denetlenebilir dijital alanların oluşturulmasını vazgeçilmez görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. 

'hiçbir ekran, çocuğun göz göze kurduğu ilişkinin sıcaklığını veremez'

"Dijital yetimler" kavramının ebeveynleri tarafından dijital ortama bırakılan, fiziksel olarak evde olsalar da duygusal olarak yalnızlaşan ve ekran karşısında uzun zaman geçiren çocukları ifade ettiğini belirten Göktaş, bu durumun önemli bir sorumluluk yüklediğini dile getirdi. 

Göktaş, dijital sorunlarla mücadelenin tek bir kurumla değil, hukuk, eğitim, teknoloji, medya, psikoloji, sosyal hizmet ve sivil toplumun ortak çalışmasıyla mümkün olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: 

"Şu çok açıktır ki hiçbir algoritma bir annenin şefkatinin, bir babanın rehberliğinin, bir ailenin sağladığı güvenin yerini tutamaz. Hiçbir ekran, çocuğun göz göze kurduğu ilişkinin sıcaklığını veremez. Hiçbir yapay zeka, bir çocuğun kalbine dokunan gerçek bir ilginin alternatifi olamaz. Hakikati ayırt edebilen ve mahremiyetini koruyabilen nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyonu da bize, dijital çağın riskleri karşısında aileyi güçlendirmeyi ve nesillerimizi güvenle yarına hazırlamayı tarihi bir sorumluluk olarak hatırlatıyor. Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi'nin, bu ortak hedef doğrultusunda güçlü bir başlangıç olacağına inanıyorum. Buradaki değerlendirmelerin, önerilerin ve tecrübelerin ülkemizde aile dostu dijital ekosistemin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Zirve sonunda ilan edeceğimiz sonuç bildirisi, çağın en sessiz sınavı karşısında susmayan, seyirci kalmayan ve yön gösteren bir iradenin yansıması olacak."

Açılışta, Aile ve Çocuk Dostu Yapımlar Ödül Töreni ile hediye takdiminin ardından aile fotoğrafı çekildi. 

Kaynak: AA