Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 19. Azerbaycan Uluslararası Tarım Fuarı kapsamında düzenlenen "Çağdaş Tarımsal İş Birliğinin Sürdürülebilir Kalkınmanın Temeli ve Gıda Güvenliğinin Teminatı Olarak Rolü" başlıklı panelde bir konuşma gerçekleştirdi.
'Suda sıfır kayıp ilkesi son derece önemli'
İklim değişikliğinin diğer ülkelere olduğu gibi Türkiye'ye de etki ettiğini belirten Yumaklı, "Özellikle de bu etkisi su kaynaklarının üzerinde ciddi baskılar oluşturmaya başladı. Zannediyorum ki gelecek dönemde bu baskıları çok daha ağır bir şekilde hissedeceğiz. Dolayısıyla hem artan kuraklık riski hem de su kaynaklarımızın üzerindeki baskıyı, suyu en çok tüketen sektör olarak tarımsal üretimi, suyu merkeze alan bir yapıda tekrar yapılandırarak bu sorunun belli oranda yönetilmesini amaçladık. Elbette su stresi altında olan bir ülke olarak suyu akılcı bir şekilde yönetmemiz gerektiğini, verimli bir şekilde yönetmemiz gerektiğini bütün paydaşlar olarak çok yakından biliyoruz ve hissediyoruz. 2023 yılında başlattığımız saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerindeki su verimliliği seferberliği, bunun toplumun bütün katmanlarına yayılması için çok önemli bir şans verdi. Suda sıfır kayıp ilkesi hem tarımsal üretimde hem endüstriyel üretimde hem bireysel kullanımda son derece önemli. Bu dönüşümün sadece toplumun bir kesimine değil, tamamına yayılabilmesi için mutlaka ama mutlaka belli yöntemleri uygulamanız gerekir" diye konuştu.
'su ve tarım yönetimini bütüncül şekilde ele almaya gayret ediyoruz'
Amaçlarının her bir damla suyun hesabını yapabilen bir toplum anlayışını oluşturmak olduğunu belirten Yumaklı, "Su verimliliğinin asıl başarısının başta söylediğim gibi öncelikle tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu söylemem gerekir. Bunun için de öncelikle biraz önce söylediğim gibi suya göre bir üretim planlaması yapmanız gerekir. Kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin geliştirilmesini sağlamanız gerekir ve erken uyarı sistemleri kurmanız gerekir. Bu erken uyarı sistemlerinin oluşturmuş olduğu verileri de akılcı bir şekilde yönetmeniz gerekir. Bütün motivasyonumuzu ve konsantrasyonumuzu bu konuya odaklamış durumdayız. Her bölgede su varlığına göre hangi desende ürünlerin üretilmesi gerektiğini sadece merkezi otorite olarak biz bakanlık değil, aynı zamanda o bölgede o havzada yaşayan ve üretim yapan üreticilerle birlikte belirlemiş durumdayız. 2024 yılının sonbaharında başladık. 2025 yılı bunun ilk yılıydı. Şunu memnuniyetle söyleyebilirim ki özellikle bu bir yıl içerisinde çiftçilerimizin, üreticilerimizin bu konuyu çok ciddi bir şekilde sahiplendiğini gördük" diye konuştu.
Bunun başarı için en önemli aşama olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, "Bunu atlatmış durumdayız. Bugün hepimiz biliyoruz ki geleneksel yöntemlerle suyun etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamanız mümkün değil. Farklı yaklaşımlar oluşturmanız gerekir. Mutlaka bunun içerisinde teknoloji olmazsa olmaz. Dijital teknolojiler, sensör sistemleri, uzaktan algılama sistemleri ve benzerleri gibi" ifadelerini kullandı.
Suyun iklim değişikliğinden kaynaklı başka bir yönünü de yaşadıklarını belirten Yumaklı, "O da taşkın ve sel gibi yine sadece tarımsal üretimi değil, insanların şehirlerdeki yaşamını bile çok ciddi derecede etkileme potansiyeline sahip konuları da yine o akılcı yönetim sistematiğinin içerisinde düşünmeniz gerekir. Bu dönüşümün yaygınlaştırılması için bir başka önemli konu da uygun finansman modelleri. Bu konu uluslararası platformların tamamında benim katıldığım ve takip ettiğim tüm platformlarda en önemli başlık olarak yer aldı. Ne kadar başarılı olundu ya da ne kadar ileriye gidilebildi diye dünya ölçeğinde buna bakmak lazım. Ancak güçlü kamu özel sektör işbirlikleri de yine bu finansman modelinin içerisine dahil edilmesi gereken bir husus. Basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması, kapalı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması yani suyun her damlasının hangi amaçla kullanıyorsanız o amaçla mutlaka ama mutlaka verimli bir hale gelmesinin yegane yolu da tarımsal üretim için mutlaka kapalı devre sulama sistemleri ve modern basınçlı sulama sistemleri. Tabii tarımsal üretimde dijital teknolojiler ve hassas tarım uygulamalarını nasıl hayata geçireceksiniz ya da hayata geçmiş olanları nasıl geliştireceksiniz? İşte buna uygun da yine destek mekanizmalarının, teşvik mekanizmalarının odaklı bir şekilde bu sistemleri geliştirmeye yönelik olması gerektiğini söylemek istiyorum. Kurumsal düzeyde su ve tarım yönetimini bütüncül bir şekilde ele almaya gayret ediyoruz" dedi.
'Hiçbir ülkenin bir diğerinden etkilenmemesi mümkün değil'
Amaçlarının koruyarak sürdürülebilir bir üretimi güvence altına almak olduğunu belirten Yumaklı, "Gıda-arz güvenliğinin bugün uluslararası konjonktürde en ufak bir farklı olayın yaşanması durumunda dengeleri nasıl bozduğunu, gıda-arz güvenliği konusunda ülkeleri nasıl endişelendirdiğini görüyoruz. Bu konuda bahsetmiş olduğum özetle suyun verimli kullanılması, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, toplumsal bilincin bir bütüncül halde tüm katmanlara yayılması ve en önemlisi de tarım ve suyu mutlaka ama mutlaka birbirinden bağımsız bir şekilde değil, aynı kota içerisinde düşünülmesi ve finansman konularının çözülmesi hususu. Artık global bir dünyadayız. Hiçbir ülkenin bir diğerinden etkilenmemesi mümkün değil. Bölgesel krizlerin etkisi altında bugün gıda güvenliğini ele alan birçok paneller, oturumlar, toplantılar, tartışmalar yapılıyor. Pandemi sonrasında tam toparlandı derken bölgesel çatışmaların lojistik süreçleri nasıl etkilediğini ve ülkeleri gıda arz güvenliği konusunda ne derece dediğim gibi endişeye sevk ettiğini gördük. Bu gelişmeler gıda güvenliğinin sadece bir tarımsal aktivite değil, aynı zamanda stratejik, ekonomik ve jeopolitik bir konu haline geldiğinde bize gösteriyor" şeklinde konuştu.
'mutlaka bu dengeyi gözetmek durumundasınız'
Türkiye olarak önceliklerinin üretim kapasitesine odaklanmak olduğunu belirten Bakan Yumaklı, "Üretim kapasitemizde artırabileceğimizi düşündüğümüz potansiyeli olan konulara, başlıklara odaklandık. Bölgesel ve küresel arz güvenliğine, gıda arz güvenliğine katkı sağlayacak bir denge unsuru olabilecek bir konuma ulaşmayı hedefledik. Hem kendi vatandaşlarımızın gıda arz güvenliğini sağlamaya gayret ediyoruz hem de üretim kabiliyeti ya da kapasitesi sınırlı olan ülkelerin de gıda ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendi potansiyelimizi harekete geçiriyoruz. Tabii hepimiz yaşıyoruz, herkes çok yakından takip ediyor. Özellikle son dönemdeki artan enerji fiyatları, tarımsal üretimin girdilerindeki artışlar, maliyetler, önemli ölçüde etkiledi tarımsal üretimi. Bu baskıyı nasıl azaltmaya çalışıyoruz? Güçlü destek mekanizmalarıyla, yani üreticilerimizi yalnız bırakmamak adına hem doğrudan hem de dolaylı desteklerle, finansmana ihtiyaç duyulan durumlarda o kısmını sağlayarak farklı projelerle, bölgesel ve ürüne özel uygulamalarla onların minimumda etkilemesini sağlamaya gayret ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Üretim maliyetlerini dengelemenin zorunlu olduğuna vurgu yapan Yumaklı, "Eğer sürdürülebilir bir tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği istiyorsanız mutlaka bu dengeyi gözetmek durumundasınız. Hem üretici gelirini gözetmelisiniz, onu sürdürülebilir olmasını sağlamalısınız. Hem de bunları tüketen insanların da bu konudaki ihtiyaçlarını gidermek durumundasınız. Bu konuda sistemlerin, üreticilerin, finansman ihtiyaçlarının bu manada da karşılanmasının önemli olduğunu ifade etmek istiyorum" dedi.
Kaynak: İHA
