Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde yaşayan yunusları yaklaşık 30 yıldır bilimsel yöntemlerle izlemektedir. Uzmanlar, Boğaz'da yaklaşık 40 yerleşik afalina yunusunun yaşadığını ve bu canlıların deniz ekosisteminin sağlığını gösteren en önemli türlerden biri olduğunu vurgulamaktadır.
Yunusların İzlenme Süreci Nasıldır?
TÜDAV, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde yunusların hareketlerini detaylı bir şekilde takip etmektedir. Bu araştırmalar kapsamında bugüne kadar 1500'den fazla deniz seferi gerçekleştirilmiş olup, Boğaz'daki yerleşik afalina yunusu popülasyonu düzenli olarak izlenmektedir. Bu izleme çalışmaları, yunusların beslenme, dinlenme ve göç rotalarının foto kimliklendirme ve akustik izleme yöntemleriyle kayıt altına alınmasını içermektedir.
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi ile iş birliği içinde yürütülen bu çalışmalar, Türk Boğazlar Sistemi'nin ekosistem sağlığına dair önemli veriler sunmaktadır. Araştırmalar, yunusların Karadeniz ile Akdeniz arasında bir biyolojik koridor oluşturduğunu da ortaya koymaktadır.
İstanbul Boğazı'ndaki Yunus Türleri Nelerdir?
TÜDAV Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arda Tonay, İstanbul Boğazı'nda afalina, tırtak ve mutur olmak üzere üç farklı yunus türünün bulunduğunu belirtmektedir. Ancak yerleşik popülasyonun yalnızca afalina yunuslarından oluştuğu ifade edilmektedir. Tırtak ve mutur türlerinin ise özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde balık göçü sırasında Boğaz'ı kullandığı gözlemlenmiştir.
Tonay, balık göçlerinin yoğunlaştığı dönemlerde Boğaz'daki toplam yunus sayısının yaklaşık 200'e kadar çıkabildiğini de eklemektedir. Bu durum, bölgedeki ekosistem sağlığını daha iyi anlamak için önemli bir veri sağlamaktadır.
Yunusların Ekosistem Üzerindeki Rolü Nedir?
Doç. Dr. Arda Tonay, yunusların besin zincirinin en üst basamağında yer alan gösterge türler olduğunu vurgulamaktadır. Bir bölgede yunus bulunması, o ekosistemin işleyişi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu nedenle, deniz ekosisteminin korunması açısından yunusların varlığı büyük bir öneme sahiptir.
Tonay ayrıca, Karadeniz'de 1983 yılına kadar süren yunus avcılığının milyonlarca yunusun ölümüne yol açtığını belirtmektedir. Av yasağının ardından popülasyonda bir toparlanma gözlemlense de, kirlilik, aşırı avcılık ve balıkçı ağlarına takılma gibi tehditlerin devam ettiği ifade edilmektedir.
Uzun Süreli İzleme Çalışmaları ve Tehditler
TÜDAV Deniz Memelileri Uzmanı Dr. Ayaka Amaha Öztürk, araştırmalarda yunusların sırt yüzgeçlerindeki doğal izlerden yararlanılarak bireysel kimliklerinin belirlendiğini açıklamaktadır. Yaklaşık 40 bireyin uzun yıllardır düzenli olarak takip edildiği ve bazı yunusların ilk fotoğraflarının 15 yıldan daha eskiye dayandığı ifade edilmektedir. 2009 yılından bu yana hidrofonlarla akustik izleme çalışmaları yürütüldüğü ve yunusların özellikle gece saatlerinde daha aktif olduğu gözlemlenmiştir.
Öztürk, İstanbul Boğazı'nın artan deniz trafiği nedeniyle yunuslar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtmektedir. Özellikle jet ski kullanımının oluşturduğu yüksek ses ve hızlı hareketlerin yunusları olumsuz etkilediği ifade edilmektedir. Bu nedenle, yunusların yoğun bulunduğu bölgelerde bu tür faaliyetlerin sınırlandırılmasının koruma açısından büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır.
