İstanbul’da hava kirliliği, 2026 yılının ocak ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla önemli ölçüde geriledi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yürütülen çalışmaya göre, kent genelindeki partikül madde (PM10) ortalaması yüzde 36 oranında düştü. Ölçüm sonuçları, özellikle meteorolojik koşulların hava kalitesi üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koydu.
Ocak Ayı PM10 Değerlerinde Dikkat Çeken Düşüş
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros’un gerçekleştirdiği araştırmada, 2025 ve 2026 yıllarının ocak aylarına ait hava kirliliği verileri karşılaştırıldı. Çalışma kapsamında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından işletilen hava kalitesi izleme istasyonlarının ölçümleri incelendi.
Verilere göre, İstanbul genelinde 24 istasyonda 2026 yılı ocak ayında metreküp başına ortalama 26,5 mikrogram partikül madde ölçüldü. Bu değer, 2025 yılının ocak ayında kaydedilen 41,5 mikrogramlık ortalamanın belirgin şekilde altında kaldı. Böylece partikül madde kaynaklı hava kirliliğinde yıllık bazda yüzde 36 oranında azalma gerçekleşti.
Aralık 2025’te ise kent genelindeki ortalama PM10 değeri 35,9 mikrogram olarak kayıtlara geçmişti. Buna göre, bir önceki aya kıyasla da yüzde 26’lık bir iyileşme tespit edildi.
İstasyon Bazlı Ölçümler
Ocak 2026’da partikül madde yoğunluğunun en yüksek ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 46,4 mikrogramla Kağıthane 1 oldu. Bu istasyonu 44 mikrogramla Tuzla ve 39,8 mikrogramla Sancaktepe izledi.
Aynı dönemde en düşük değer ise 8,4 mikrogramla Sultangazi 1 istasyonunda kaydedildi. Büyükada’da ölçülen partikül madde miktarı 11,8 mikrogram, Sarıyer’de ise 15 mikrogram olarak belirlendi.
Kent genelindeki 24 istasyonun 21’inde partikül madde oranı azalırken, 2 istasyonda artış görüldü, 1 istasyonda ise değişim yaşanmadı. Yıllık karşılaştırmada en yüksek düşüş yüzde 83 ile Sultangazi 1 istasyonunda ölçüldü. Kadıköy’de yüzde 53, Bağcılar’da ise yüzde 52 oranında azalma kaydedildi. Buna karşılık, Yenibosna’da yüzde 35, Arnavutköy’de ise yüzde 25 oranında artış tespit edildi.
'FOSİL YAKITLAR ATMOSFERİ KİRLETİYOR'
Çalışmayı değerlendiren Prof. Dr. Hüseyin Toros, hava kalitesinin küresel ölçekte en önemli çevre sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Solunan havanın insan sağlığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Toros, hava kalitesindeki düşüşün sağlık harcamalarını artırdığını ve iş gücü kaybına yol açtığını ifade etti.
Son 100-150 yılda fosil yakıt kullanımının ciddi biçimde arttığını vurgulayan Toros, "Yer altında milyonlarca yıldır birikmiş olan enerji kaynağını yakarak enerji elde ediyoruz ama bu esnada farkına vararak veya varmadan atmosfere bol miktarda kirletici salıyoruz" dedi.
Şehirlerdeki en önemli kirletici kaynaklardan birinin motorlu araçlar olduğunu belirten Toros, İstanbul’da yaklaşık 6 milyon aracın bulunduğunu, yoğun trafik ve dur-kalkların hem yanma kaynaklı emisyonları hem de fren balataları ile lastiklerden yayılan partikülleri artırdığını kaydetti.
'İYİLEŞMEDEKİ EN KİLİT FAKTÖR METEOROLOJİK SEBEPLER'
İTÜ olarak her ay hava kalitesini değerlendirdiklerini aktaran Toros, kalite kontrol sürecinin ardından 37 istasyonun 24’ünde partikül madde verilerinin yüzde 75’in üzerinde yeterliliğe sahip olduğunu belirtti. Geçen yılın ocak ayı, bu yılın ocak ayı ve bir önceki aralık ayına ilişkin karşılaştırmaları paylaşan Toros, yıllık ve aylık bazda belirgin bir iyileşme görüldüğünü ifade etti.
Emisyon kaynaklarında iki yıl arasında kayda değer bir değişiklik gözlenmediğini belirten Toros, her iki dönemde de okulların yarıyıl tatiline girdiğini ve sanayi faaliyetlerinin sürdüğünü aktardı. Hava kalitesindeki iyileşmenin temel nedeninin meteorolojik koşullar olduğuna işaret eden Toros, bu yılın ocak ayının geçen yıla kıyasla daha yağışlı geçtiğini vurguladı.
Yağışlı ve rüzgarlı hava koşullarında kirleticilerin dağıldığını belirten Toros, hava kalitesinin korunması için bireysel farkındalık ve davranış değişikliğinin de önem taşıdığını sözlerine ekledi.
