25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM), “Şiddete Karşı Hep Birlikte” sloganıyla yeni bir farkındalık kampanyası başlattı. Kampanyanın yüzü olarak oyuncu Kenan İmirzalıoğlu’nun yer aldığı projeye, eşi Sinem Kobal’ın yanı sıra gazeteci Fulya Öztürk, futbolcu Mesut Özil ve birçok ünlü isim destek verdi.
KADEM'DEN 'ŞİDDETE KARŞI HEP BİRLİKTE' KAMPANYASI
KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Canan Sarı ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda kampanya tanıtıldı. 'Şiddete Karşı Hep Birlikte' sloganıyla toplumun tüm kesimlerini bu konuda farkında olmaya’ ve mücadele etmeye davet eden kampanyada, Birleşmiş Milletler’in kadına yönelik şiddetle mücadele için önerdiği turuncu renkteki noktalar kullanılıyor.
'Biz yarayı deşmeyi değil, iyileştirmeyi seçiyoruz'
KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, "Önce merak, sonra farkındalık yayılır. Birkaç kişinin başlattığı o küçük hareket, bir anda bütün toplumu ayağa kaldırabilir. Bir şey mi oldu, bir tehlike mi var? İşte şiddetle mücadelede en çok ihtiyacımız olan refleks tam olarak bu. Kaynağına bakmadan, kim yaşadı demeden, içimizden gelen o hemen yardım etmeliyim, sesine kulak vermek. Bir kişinin çığlığını, bir toplumun vicdanına dönüştürmek. Bir kadının yardım çağrısına, bir kadının şiddete maruz kalmasına, bir kadının tehdit altında olmasına hep birlikte başımızı çevirip aynı ciddiyetle bakmak. Belki de toplumsal dönüşüm tam da böyle başlar. Bir kişinin yöneldiği yerin, bir toplumun bakmaya cesaret ettiği yer olmasıyla. İşte biz 12 yıldır KADEM’de bunun için mücadele veriyoruz. Her bir kadının yaşadığı acının üstünü örten sessizliği kaldırmaya, görünmeyeni görünür kılmaya, fark edilmeyen yaraları toplumun kalbine taşımaya çalışıyoruz. Kolay mı? Değil. Hatta bazen inanılmaz zor. Ama biz biliyoruz ki gerçek dönüşüm somut adımlarla başlar. Biz yarayı deşmeyi değil, iyileştirmeyi seçiyoruz. Biz acılara saplanıp kalan, değil, geleceğe umut veren, onaran yeni bir hikaye yazmak istiyoruz" dedi.
'Kampanyamızın simgesi de turuncu nokta'
Sümeyye Erdoğan Bayraktar, “Hep birlikte’ diyerek kadına yönelik şiddetle mücadelede herkesi sorumluluk ve inisiyatif almaya, duyarsız kalmamaya ve harekete geçmeye davet ediyoruz. Devlet kurumları, yerel yönetimler, hukukçular, sağlık çalışanları, öğretmenler, medya, iş dünyası, kültür sanat dünyası, sporcular, sivil toplum, aileler ve elbette bireyler. Herkesi davet ediyoruz. Bir komşunun çığlığını duymaya, bir kadına “yalnız değilsin'' demeye, KADES’i bilmeye ve öğretmeye, Alo 183’ü paylaşmaya, şiddeti normalleştiren dile hayır demeye, çocuklara saygı ve sınır eğitimi vermeye, medyayı sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Bugün burada bir toplumsal seferberliğin ilk adımını atıyoruz. Çünkü kadına yönelik şiddetle mücadele, birkaç kurumun değil, bütün bir milletin meselesidir. Kampanyamızın simgesi de turuncu nokta.
Turuncu KADEM’in kurumsal rengi, aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in uluslararası kadına yönelik şiddetle mücadele rengi. Bu nedenle kampanyamızda turuncu nokta, kadına yönelik şiddetle mücadelede ben de varım diyen herkesin sembolü olacak. Yakamıza taktığımız turuncu rozet, üzerimizde taşıdığımız her turuncu obje ya da sosyal medyada paylaştığımız her turuncu noktayla bu mücadelede ben de varım, sessiz kalmıyorum, görmezden gelmiyorum, göz yummuyorum demiş olacağız" dedi.

'hiçbir kadın bunu hak etmiyor'
Sokak'ta tanımadığı Can Göktuğ Boz’un samuray kılıcıyla öldürdüğü Başak Cengiz’in annesi Beyhan Cengiz de "Özellikle kadınlarımız en çok güvende olması gereken yuvalarında en yakınları tarafından şiddet görmekte. Siyasi görüşü, yaşam tarzı, ırkı, dini davranışları ne olursa olsun hiçbir kadın bunu hak etmiyor. Meclisimiz kadına yönelik yeni kanunlar çıkartması, hakim, savcı avukatların bu konudaki gayretleri, sivil toplum kuruluşların çok önemli çabaları, caydırıcı farkındalık açısından çok önemli olsa da maalesef yeterli değil. Zaten adalet arayışı ihtiyacı duyulduğunda çok değer verdiğin evladın ahirete gitmiş, toprağa girmiş demektir. Bizler evlatlarımıza gereken değerin verilmesini, yaşamlarını zorla elinden alınmadan korunmasını istiyoruz" diye konuştu.

PINAR GÜLTEKİN'İN BABASINDAN ADALET ÇAĞRISI
2020 yılında Muğla’da öldürülen Pınar Gültekin’in babası Sıddık Gültekin, "Her gün haberlerde okuyoruz; çocuklar, kadınlar öldürülüyor. Elbette üzülüyoruz ama sadece üzülmekle kalıyoruz. Benim tek isteğim adalet. Çünkü cezalarımız caydırıcı değil. Ben 6 yıldır hukuk mücadelesi veriyorum ama maalesef hâlâ bir sonuca ulaşamadık. 61 yaşındayım. Olayın olduğu gün dişlerimle fındık kırıyordum, bugün ağzımda tek bir diş bile yok. ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ derler ya. İşte o mücadeleyi 6 yıldır veriyoruz ama hâlâ netice yok. Tek isteğimiz, bu konuda sizlerden de ricamız; büyüklerimize bir kez daha sesleniyoruz: Adalet benim için de herkes için de aynı şekilde uygulansın. Evet, ben aşiret çocuğuyum, kalabalık bir ailem var ama ilk günden bugüne kadar yanımda sadece kadın derneklerini gördüm. Kendi ailemi bile görmedim" dedi.
Kaynak: DHA
