"Haberin İşçisi"
İstanbul
Kapalı
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3988 %0.03
55,3431 %0.01
6.579,69 %-0.41
4.103.733 %-0.42
İşçi Haber Gündem Karadeniz'de Güvenlik Atmosferi ve Türkiye'nin Rolü

Karadeniz'de Güvenlik Atmosferi ve Türkiye'nin Rolü

Avrasya analisti Eşref Yalınkılıçlı, Ukrayna-Rusya savaşının Karadeniz üzerindeki jeopolitik etkilerini ve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü değerlendirdi.

Okunma Süresi: 5 dk

Avrasya analisti Eşref Yalınkılıçlı, Ukrayna-Rusya savaşının Karadeniz'deki güvenlik atmosferini nasıl etkilediğini AA Analiz için kaleme aldı. Dünyanın jeopolitik merkezi sayılan Avrasya'da Rusya ve Batı arasında yaşanan tarihsel krizler 20. yüzyıldaki 'Soğuk Savaş'ın ideolojik rekabetinin de ötesine geçerek, yeniden imparatorluklar çağındaki yayılmacı savaşları başlattı.

Karadeniz'de Tarihsel ve Güncel Gerilimler

Çatışmaların merkezinde yine Karadeniz havzası yer alırken sıcak çatışmalar, Rusya'nın Ağustos 2008'deki beş günlük Gürcistan müdahalesi, Mayıs 2014'te Kırım'ın ilhakı ve sonrasında Doğu Ukrayna'daki vekalet savaşlarıyla devam etti. Rusların 'saldırgan' taraf olarak görüldüğü bu tabloda, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) de Rusları 'kışkırtan' Batılı güçler olarak kendi geleneksel rollerini oynamaktan geri kalmadı.

Diplomaside Türkiye'nin Kritik Konumu

Gelinen noktada, beşinci yılına doğru ilerleyen Ukrayna savaşı, 19. yüzyıl ortasındaki Kırım Savaşı'ndan bile daha fazla askeri ve jeopolitik hasarlar bıraktı. Küresel ölçekte savaş senaryolarının konuşulduğu bu dönemde, bilhassa Rusya ve Avrupa ilişkilerindeki siyasi ve ekonomik fay hatları karşılıklı yaptırımlarla tamamen kırılırken diplomasi, sorunların çözümünde yetersiz kalmaya başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Avrupalı liderlerin telefonuna bile çıkmadığı böylesi muğlak bir konjonktürde savaşın başından beri diplomasiden ümidini kesmeyen neredeyse tek ülke kaldı.

Hem Rus tarafı hem de Batılı ülkeler ile yoğun bir diplomasi trafiği yürüten Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında Şubat 2022'de başlayan savaşta iki tarafı savaşın birinci ayı içerisinde hem Antalya hem de İstanbul'da bir araya getirerek barış için somut adımlar attı. Bilhassa Dolmabahçe'de yapılan görüşmeler sonucu alınan İstanbul Mutabakatı kararları, savaşı bitirmek için Kiev ve Moskova'da referans alınan en önemli belge niteliği taşımaya devam ediyor.

Arabuluculuk ve Güven Artırıcı Adımlar

Ankara'nın arabuluculuğunda iki taraf arasında gerçekleşen esir değişimleri ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması'nın imzalanması da Rusya ve Ukrayna'nın Türkiye'ye olan güvenini gösterdi. Ukrayna tarafı olası müzakereler ve kalıcı barış için Türkiye'nin 'garantör ülke' olması fikrini beyan ederken Kremlin'den yapılan açıklamalarda Ankara'nın müzakerelerdeki yapıcı rolü ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne sadık kalmasından duyulan memnuniyet her fırsatta dile getirildi.

Jeopolitik Rekabet ve Karadeniz Güvenliği

Rusya-Ukrayna savaşının da kaynama noktası olan Karadeniz'de güvenlik meselesi Osmanlı-Rusya savaşlarından bu yana bölgesel istikrarın ana kaynağını oluşturuyor. Tarihsel perspektifte sıcak denizlere inmek isteyen Rusya'nın yayılmacı ve saldırgan politikaları, Türk imparatorluğunu başta Kırım ve Azak bölgeleri olmak üzere, Karadeniz'i kuzeyden kontrol eden topraklarından vazgeçmeyen ve savunmada kalan bir jeopolitik oyunun parçası haline getirdi. Görünüşte Rusların kazandığı bir dizi savaşlar, günün sonunda aslında ne Moskova ne de İstanbul'a yarayan, daha çok Batılıların istifade ettiği 'sıfır toplamlı bir oyuna' dönüştü.

Kaotik Süreç ve NATO Vurgusu

Bugünkü konjonktürde ise Türkiye'nin yerini Ukrayna alırken Karadeniz'de istikrar ve güvenlik kaotik bir sürece evrildi. Rusya ve Türkiye için tarihsel öneme haiz olan bu havzaya kıyıdaş olmayan başka aktörlerin de sürece dahil olma çabası durumu daha da belirsiz hale getiriyor. Bu belirsizlik Karadeniz'de halihazırda var olan gerginliği tırmandırırken Ukrayna savaşının da uzamasına yol açıyor. Romanya ve Bulgaristan gibi eski Komünist Doğu Bloku ülkelerinin NATO ve AB'ye tam üye olması, Ukrayna ve Gürcistan için de aynı üyeliklerin Batılı çevrelerde sürekli dillendirilmesi Karadeniz'i bir istikrar adası olmaktan çıkarıp, yeniden çatışmaların merkezi haline getirdi.

İHA Saldırıları ve Ekonomik Etkiler

Özellikle savaşın son iki yılına damgasını vuran karşılıklı İHA/dron saldırıları, karada iki ülkenin stratejik askeri, enerji ve altyapı tesislerine büyük zarar verirken denizde ise Karadeniz'deki ticaret ve münhasır ekonomik bölgelerdeki seyrüsefer güvenliğine büyük darbe vurdu. Burada her iki ülkenin de gelişigüzel şekilde birbirlerinin askeri hedeflerine, limanlarına, ticaret gemilerine ve lojistik unsurlarına ihalarla saldırması kendileri açısından savaşın önemli bir stratejisi olarak tanımlansa da tüm Karadeniz havzasını olumsuz etkiledi. İki ülke de birbirlerini askeri ve ekonomik açıdan zayıflatma yarışına girerken bu durumdan en çok etkilenen üçüncül ülkelerin başında ise Türkiye geliyor.

Türkiye'nin Proaktif Dış Politikası

Savaşı bitirmek için çalışan Ankara'daki dış politika liderliği ve bilhassa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'barış diplomasisi' adını verdiği adımlar uluslararası alanda genellikle olumlu karşılanıyor. Ancak savaşın bitmesini istemeyen kimi çevreler ve Ankara'dan rol çalmaya çalışan bazı ülkeler ise Karadeniz'de sürekli tırmanan gerginliği dikkatle takip ederken 'bekle gör' yaklaşımıyla hareket ediyor. Karadeniz'de ticari gemilere düzenlenen saldırılar geçtiğimiz ağustos ayından beri sürekli artıyor. 5 ve 6 Ekim'de sırasıyla Romanya ve Bulgaristan kara sularında gerçekleştirilen saldırılarda Rusya ve Ukrayna birbirini suçluyor.

Montrö'nün Stratejik Önemi

Karadeniz'in güvenliğinin kıyıdaş ülkeler tarafından birlikte sağlanması gerektiği ilkesinden hareket eden Türkiye'nin uluslararası hukuk bağlamındaki en büyük dayanağı ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi olarak öne çıkıyor. Ankara'nın Türk Boğazları üzerindeki askeri ve sivil gemi geçişlerini kontrol etmesi ve kıyıdaş ülkelerin çıkarlarını hem savaş hem de barış dönemlerinde gözeterek hareket etmesi Karadeniz'deki gerginliğin düşürülmesi adına önemli görülüyor.

Bölgesel İşbirliği ve Gelecek Projeksiyonu

Karadeniz'deki iki tarihsel güç ve rakip olan Türkiye ve Rusya'nın işbirlikleri bölgede kalıcı barışın sağlanmasının ön şartını oluşturuyor. Geçmişteki rekabetin her iki tarafa da yaramadığını tarihteki sınamalar gösterdi. Bununla birlikte Türkiye'nin Ukrayna'nın Kırım da dahil toprak bütünlüğü ve egemenliği konusunda Kiev'e verdiği destek devam ediyor. Moskova tarafında bu durum pek hoş karşılanmasa da Ankara ile işbirliğinin sürdürülmesi Kremlin elitleri tarafından da önemsenen bir durum haline geldi. Türkiye'nin NATO'nun Karadeniz'deki faaliyetleri konusunda Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelmemesi ve teyakkuzda olması elzemdir.

(Kaynak ve Görsel: Anadolu Ajansı)