11 Ağustos 2017… Karadeniz’in yemyeşil ormanlarında yankılanan bir silah sesi, yalnızca bir çocuğun değil, bir halkın içini dağladı. Trabzon’un Maçka ilçesinde, henüz 15 yaşında bir çocuk, Eren Bülbül, PKK’lı teröristlerin izini güvenlik güçlerine göstermek isterken haince şehit edildi.
Biride çıkıp demiyor ki iyi ki varsın Eren!
Şehit düşmeden yalnızca günler önce sosyal medya hesabından şu cümleyi yazmıştı: Biride çıkıp demiyor ki iyi ki varsın Eren.
Bu cümle, Eren’in ardından bir milletin ortak vicdanına dönüştü. Milyonlar, o gün bu sözü tekrarlayarak geç kaldıkları teşekkürün ağırlığını hissetti ve hala hissetmeye devam ediyor…

Eren’in hayatı aslında binlerce Anadolu çocuğunun hayatına benziyordu. Futbol oynayan, okuldan çıkınca odun kıran, kardeşleriyle didişen, sosyal medyada paylaşımlar yapan sıradan bir gençti.
Ancak onu farklı kılan tek şey, vatan sevgisinin korkunun önüne geçmesiydi. O gün, güvenlik güçlerine “Ben götürürüm” derken, çocukça bir yürekle büyük bir kahramanlık sergiledi.
Eren’in adı artık sadece Karadeniz’in yamaçlarında değil; okullarda, kütüphanelerde, park ve sokaklarda da yaşıyor. Onun hikayesi, belgesellere konu oldu, şiirlerle ölümsüzleştirildi. Ancak en kalıcı iz, milletin yüreğinde kaldı. Tüm Türkiye' Eren'in varlığına minnet ediyor.

Eren sadece şehit olmadı; o, korkusuzluğun, vicdanın ve sadakatin simgesi haline geldi. O, her birimize şu soruyu sormaya devam ediyor: “Ben olsaydım, cesaret edebilir miydim? Çünkü o, tereddüt etmeden, korkunun değil, vicdanın sesini dinledi.
Bugün Eren’in bıraktığı boşluğu hiçbir şey dolduramaz. Ama onun hatırasını yaşatmak, cesaretini hatırlamak hepimizin borcu. Eren Bülbül artık yalnızca bir isim değil; bir milletin kalbine kazınmış bir teşekkürün adı:
İyi ki varsın Eren.
İyi ki vardın Eren.
İyi ki…
