reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,5060 %-0.23
52,1041 %0.63
6.839,58 % 1,33
3.183.115 %5.152
İşçi Haber Gündem Kene vakalarında artış bekleniyor : Riskli bölgeler ve iller hangileri?

Kene vakalarında artış bekleniyor : Riskli bölgeler ve iller hangileri?

Kene vakalarında artış bekleniyor. Uzmanlar, özellikle kırsal alanlarda yaşayan vatandaşları uyarıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Baharın gelişiyle doğa canlandı, ancak bu hareketlilik beraberinde ciddi bir sağlık riskini de getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, bu yıl kene popülasyonunda artış beklendiğini açıkladı. Özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi açısından riskin büyüdüğünü belirten Çetin, vatandaşlara kritik uyarılarda bulundu.

Kene Popülasyonu Neden Artıyor?

Prof. Dr. İlhan Çetin’e göre kene popülasyonu sadece insan hareketlerine bağlı değil; doğadaki dengeler belirleyici rol oynuyor. Yağış, sıcaklık, nem ve bitki örtüsü gibi faktörler kene sayısını doğrudan etkiliyor. Bu yıl özellikle İç Anadolu ve Karadeniz’in güneyinde yoğun kar ve yağış oldu. Bitki örtüsünün artmasıyla birlikte kene popülasyonunda da artış bekliyoruz.

Çetin, bazı bölgelerin diğerlerine göre daha yüksek risk taşıdığını belirtti. Özellikle dikkat çektiği iller arasında Yozgat, Kayseri, Sivas, Tokat, Gümüşhane, Çorum, Amasya, Erzincan ve Erzurum yer alıyor. Ancak risk yalnızca bu illerle sınırlı değil; geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde 26 farklı ilde vaka görülmesi, tehlikenin daha geniş bir alana yayılabileceğini gösteriyor.

En Büyük Risk Grubunda Kimler Var?

Kene kaynaklı hastalıkların büyük çoğunluğu kırsal kesimde görülüyor. Prof. Dr. Çetin, özellikle tarım işçileri, hayvancılıkla uğraşanlar ve kırsalda yaşayan vatandaşları uyarıyor. Vakaların yaklaşık %70-80’inin bu gruplardan geldiği belirtiliyor. Keneler sanıldığından daha “akıllı” hareket ediyor. Çetin, kenelerin titreşimi ve karbondioksiti algılayarak konakçıya yöneldiğini, genellikle ayaklardan ve pantolon paçalarından vücuda tırmandığını söyledi.

Ayrıca alanda kene olup olmadığını fark etmek için basit bir yöntem önerdi: “Bulunduğunuz alanda kene olup olmadığını test etmek mümkün. Beyaz bir örtü serip yere hafifçe vurduğunuzda keneler hareketlenerek görünür hale gelebiliyor.”

Keneye Karşı Alınabilecek Önlemler Neler?

Keneye karşı alınabilecek önlemler Prof. Dr. İlhan Çetin'in önerdiği temel korunma yöntemleri arasında açık renkli kıyafetler tercih etmek, pantolon paçalarını çorap içine sokmak ve doğa dönüşü mutlaka vücut kontrolü yapmak yer alıyor. Ayrıca hayvanları düzenli kontrol etmek ve ilaçlamak da önem taşıyor. Keneyi asla elle koparmamak gerektiği vurgulanıyor.

Kene ısırığında ilk 5 gün kritik. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, sinsi ilerleyen bir hastalık. İlk belirtiler genellikle halsizlik, ateş ve yorgunluk 5 gün içinde ortaya çıkıyor. 7. günden sonra ise kanamalar başlayabiliyor. Prof. Dr. Çetin bu sürecin hayati önem taşıdığını vurguluyor: “Kene mutlaka sağlık kuruluşunda çıkarılmalı. 3. ve 5. günlerde test yapılırsa erken teşhisle hayat kurtarmak mümkün.”

Hastalığın ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor. Oysa ölüm oranı %10’a kadar çıkabiliyor. Bu oran, COVID-19 ile kıyaslandığında oldukça yüksek. Prof. Dr. İlhan Çetin, yalnızca keneye değil, daha büyük bir tabloya dikkat çekiyor: “21. yüzyıl zoonotik hastalıklar çağı. Yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıkları daha sık göreceğiz. Buna hazırlıklı olmalıyız.” Uzmanlar, doğadan uzak durulması gerektiğini değil, bilinçli hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor. Basit önlemlerle büyük risklerin önüne geçmek mümkün. Bu sebeple özellikle doğada daha fazla vakit geçirilecekse görünmeyen tehlikelere karşı hazırlıklı olunmalı.