"Haberin İşçisi"
İstanbul
Kapalı
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,6604 %0.06
56,2375 %0.08
6.766,94 %0.79
3.698.099 %-1.93
İşçi Haber Gündem Kurtlar Vadisi'nin gizemli kehanetleri : Dizi mi, yoksa derin bir senaryo mu ?

Kurtlar Vadisi'nin gizemli kehanetleri : Dizi mi, yoksa derin bir senaryo mu ?

MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünden darbe girişimine kadar pek çok kritik olayı yıllar öncesinden ekranlara taşıyan Kurtlar Vadisi'nin şaşırtıcı kehanetleri, kurgu ile gerçeğin nerede kesiştiği sorusunu yeniden akıllara getiriyor.

Okunma Süresi: 8 dk

Türk televizyon tarihinin en çok konuşulan dizilerinden Kurtlar Vadisi, yıllar önce ekrana gelen bazı sahneleriyle yeniden gündemde. Sabah'ın haberine göre MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümünün günler öncesinde bu olayın dizide canlandırılması, yapımın geçmiş bölümlerinde yer alan gizemli senaryoların yeniden mercek altına alınmasına neden oldu.

Dizinin farklı bölümlerinde işlenen bazı olayların, daha sonra gerçek hayatta yaşanan gelişmelerle benzerlik taşıdığı öne sürüldü. Bu durum, Kurtlar Vadisi'nin geçmişte işlediği sahnelerin yıllar sonra yeniden gündeme gelmesine yol açtı.

‘VADİLEAKS’ DİKKAT ÇEKTİ

5 Ocak 2011 tarihinde dizide işlenen bir olayın veya ortaya atılan bir iddianın en fazla bir ay içerisinde gerçek hayatta karşılık bulduğu öne sürülürken, bunun bir başka örneği de sigara kaçakçılığı ve sahte bandrol iddiaları üzerinden yaşandı.

Kurtlar Vadisi'nde iki hafta boyunca devletin istihbarat görevlilerinin sigara kaçakçılığı ve sahte bandrol işinin içinde olduğu iddia edilmişti. Bu iddiaların ardından Milliyet gazetesinde yayımlanan bir haberle, Doğubayazıt'tan kaçak olarak ülkeye sokulan 30 bin paket kaçak sigaranın izini süren Kaçakçılık ve Organize Suçlar biriminin ulaştığı bilgiler gündeme taşındı.

Haberde, kaçak yollarla sokulan sigara kolilerinin Ağrı Garnizonu'nda görev yapan bazı subaylara gönderildiği belirtiliyordu. Olay kapsamında 27 muvazzafın ifadesinin alınarak Cumhuriyet savcılığına gönderileceği aktarılmıştı.

Dizide daha önce işlenen kaçakçılık senaryosu ile gazete haberinde yer alan gelişmeler arasındaki benzerlik, Kurtlar Vadisi'nin "gelecekten haber veren" yapım olduğu yönündeki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

DÖRTYOL OLAYLARI İÇİN DİKKAT ÇEKEN SENARYO

26 Eylül 2010 tarihli bölümde Dörtyol'da polislerin öldürülmesi ve ardından yaşanan provokasyonlara ilişkin dikkat çekici bir senaryo işlendi. Senaryoda, Dörtyol'daki olayların ve sonrasında başlatılan provokasyonların İsrail'in planı olduğu iddia ediliyordu.

PKK ile ortak hareket ettiği öne sürülen İsrail'in, bölgeyi karıştırmak ve barışa giden yolu engellemek amacıyla Hatay'ın Dörtyol ilçesinde MOSSAD ajanları aracılığıyla polise pusu kurduğu anlatılıyordu. Dizide ajanların eylemin ardından polis tarafından yakalanarak Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü görülüyordu.

Senaryonun devamında İsrail'in olayın üzerini kapatmak amacıyla yeni bir plan hazırladığı aktarılıyordu. Bir provokatör halkı galeyana getirirken, istihbarat elemanı kimliği taşıyan bir MOSSAD üyesi de yaşanan kargaşadan yararlanarak İsrail ajanlarını karakoldan kaçırıyor ve Adana'daki Amerikan üssünde, yani İncirlik'te saklanmalarını sağlıyordu.

Dizide bunun yanı sıra İsrail'in Türkiye'deki Amerikan üslerinde bulunan nükleer bombalardan bazılarını çaldığı ve bunları PKK'ya vermek üzere olduğu yönünde bir iddia da işleniyordu.

Senaryoya göre planın gerçekleşmesi halinde PKK bölgedeki ilk nükleer eylemine girişecekti. Bu eylemin, çözüm için yürütülen barışçı çabaları sekteye uğratacağı ve Güneydoğu'yu kan gölüne çevireceği öne sürülüyordu.

GİZLİ ÖRGÜT SENARYOSU

30 Temmuz 2008 tarihli bölümde ise Türkiye'yi yönetmeye hazırlanan gizli bir örgütlenme konusu işlendi. Dizinin senaryosunun Ergenekon soruşturması başlamadan 6 ay önce yazıldığı belirtilirken, Türkiye'nin bir çete tarafından yönetilmeye hazırlandığı ve söz konusu yapılanmanın kaotik eylemler için hazırlık yaptığı anlatılıyordu.

Senaryoda Uğur Mumcu cinayetinden Hrant Dink suikastına, Kahramanmaraş olaylarından Gazi Mahallesi'ndeki provokasyonlara kadar birçok olayda gizli örgütlenmenin parmağının bulunduğu ileri sürülüyordu. Kurtlar Vadisi: Pusu'nun da sezon başından itibaren büyük kentlerin varoşlarında bombalı eylemler için hazırlık yapıldığını işlediği görülüyordu.

Dizinin ilerleyen bölümlerinde İskender Büyük, taşeron olarak kullandığı PKK'nın şehir sorumlusu Muro'ya kenar mahallelerde bombalı eylemler yaptırmak istiyordu.

Muro'nun bu talebi kabul etmeyerek daha zayıf eylemlerle durumu geçiştirmeye çalıştığı, bunun üzerine İskender Büyük'ün Muro'yu Emniyet'e ihbar ettiği anlatılıyordu.

ECEVİT GÖNDERMESİ GÜNDEM OLDU

23 Şubat 2011 tarihli bölümde Bülent Ecevit'e yapılan gönderme de dikkat çeken sahneler arasında yer aldı.

Polat Alemdar, Zaza'nın yeğeni İmdat'ı hastanede ziyaret ediyordu. Boğazına çok düşkün olduğu belirtilen İmdat, aç bırakıldığına inanarak damarına bağlı serum hortumunu söküp emmeye başlıyordu. Polat'ın "Aç mısın yeğenim?" sorusuna İmdat şöyle yanıt veriyordu:

"Beni burada aç bıraktılar ağabey. Ecevit gibi kompleye (komplo demek istiyor) kurban gideceğim."

Dizinin yayınlandığı günün ertesi günü Adli Tıp'ın Ecevit'in tedavisine ilişkin raporu gündemin zirvesine oturmuştu. Raporda Ecevit'in tedavisinin eksik yapıldığına işaret edildiği belirtiliyordu.

‘1 DOLAR’ DETAYI

28 Temmuz 2016 tarihli bölümde ise FETÖ ile ilgili soruşturmalarda gündeme gelen "1 Dolar" ayrıntısına dikkat çekildi.

Dizide konu edilen ve ilk bakışta gerçek dışı görülen bazı senaryoların en geç bir veya iki yıl içerisinde gerçek hayattaki gelişmelerle benzerlik gösterdiği öne sürülüyordu. FETÖ'nün darbe planlayıcılarının üzerinde bulunduğu belirtilen F serisinden 1 dolarlar da bu kapsamda örnek gösterildi.

Kurtlar Vadisi'nin 202'nci bölümünde bu konu ayrıntılı şekilde işlenmişti. Safiye, konsey başkanının kasasında bulduğu 1 doları "Yurtdışındaki hocanın şifresi" şeklinde ifade ediyordu.

26 Ağustos 2016 tarihli bölümle ilgili değerlendirmelerde ise çekilecek Kurtlar Vadisi: Darbe filminin internet isim hakkının mayıs ayında alındığı belirtilmişti.

Dizide terör eylemlerinin arkasındaki ismin Fetullah Gülen olduğunun aylar öncesinden ima edildiği ve suç örgütünün parolasının '1 Dolar' olduğunun da daha önce ekrana getirildiği aktarılmıştı.

GAZİANTEP SALDIRISI VE ÇOCUK CANLI BOMBA SENARYOSU

24 Ağustos 2016 tarihli bölümde Gaziantep'te bir kına gecesine düzenlenen saldırı ile Kurtlar Vadisi: Pusu'da daha önce işlenen bir senaryo arasında benzerlik kuruldu.

Gaziantep'teki saldırıyı 13-14 yaşlarında bir çocuğun gerçekleştirdiğinin ortaya çıkmasının ardından, DAEŞ'in çocukların beynini yıkayarak onları canlı bomba olarak kullandığı senaryo yeniden gündeme geldi.

Kurtlar Vadisi: Pusu'nun bir önceki sezonunda "Küçük Komutan" kod adlı 13 yaşındaki bir çocuğun örgüt tarafından adeta robotlaştırıldığı ve Galata Kulesi'ndeki bir etkinlikte kendisini patlatması amacıyla İstanbul'a gönderildiği işlenmişti.

Polat Alemdar ve arkadaşları, çocuğu son anda eylemden vazgeçirmeyi başarmıştı.

Gaziantep'teki saldırının ardından bu senaryo, dizinin gerçek hayattaki gelişmelerle benzerlik taşıdığı öne sürülen sahnelerinden biri olarak tekrar gündeme geldi.

'Hangisi hain, hangisi değil öğreneceğiz'

12 Şubat 2012 tarihli bölümde ise derin devletin uzantısı olduğu belirtilen yüksek mevkideki bir kişinin elindeki listeyi kontrol ettiği sahne dikkat çekti. Söz konusu karakter listeyi incelerken şöyle diyordu:

"İşte yola birlikte çıktıklarımızın listesi. Bunları temizlemeden içim rahat etmeyecek. Hangisi hain, hangisi değil öğreneceğiz."

Yakın planda gösterilen liste nedeniyle isimler açık şekilde okunabiliyordu.

Listede Avcı Müdür, Beyefendi, Haşim Ağa, Topçu Paşa, Müsteşar Burhan, Gazeteci Gökalp, Sabri Müdür, Kara, Mustafa Delibaş, Hande Dirgen, Kazım Yaman, Seyfettin Usta, Fatih Karaca ve Ragıp Demir isimleri yer alıyordu.

Dizide "Kara" karakterinin Yeşil'in kodlanmış hali olduğu belirtilirken, ismin yanında artı işareti bulunması da dikkat çekiyordu.

Listenin sondan ikinci sırasında bulunan Fatih Karaca ismi ayrıca öne çıkıyordu. Aynı isimde çok sayıda kişinin bulunabileceği belirtilirken, dönemin RTÜK eski başkanlarından Fatih Karaca da gündeme gelmişti.

Söz konusu Fatih Karaca'nın Kanaltürk, Bugün TV ve Bugün Gazetesi'ni kontrol eden İpek Medya Grubu'nun CEO'su olduğu belirtiliyordu.

BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ SAHNESİ

15 Temmuz'dan bir yıl önce dizide o dönemki adıyla Boğaziçi Köprüsü'ne yönelik kullanılan ifadeler de dikkat çeken sahneler arasında yer aldı. Karakterler köprüye bakarak şu ifadeleri kullanıyordu:

"Artık Asya ila Avrupa'nın bağlantısını koparma vakti geldi. Booom! Belki de yeni Babil Kulesi'ni buraya dikeriz."

İskender Büyük'ün içinden indiği otomobilin "34 RTE 321" şeklindeki plakası da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen bir "geri sayım" olarak yorumlanmıştı.

AZERBAYCAN VE SURİYE DETAYLARI

Kurtlar Vadisi senaristlerinin Azerbaycan'daki darbe girişimini de aylar öncesinden dizide konu ettiği belirtilmişti.

Bunun yanı sıra Suriye'ye Birleşmiş Milletler logosu bulunan araçlarla gayri resmi füze sevkiyatı yapılması da dizide gerçek hayattaki gelişmelerden önce işlenen konular arasında gösterilmişti.

Bu örnekler, dizideki bazı senaryoların gerçek olayların önceden ekrana taşındığı yönündeki tartışmaları daha da büyüttü.

Özellikle 15 Temmuz sonrasında dizinin eski bölümleri yeniden incelenirken, geçmişte ekrana gelen çok sayıda sahne ile daha sonra yaşanan gelişmeler arasında benzerlikler kuruldu.

Kurtlar Vadisi'nin geçmiş bölümlerinde Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü, "1 Dolar" ayrıntısı, Boğaziçi Köprüsü sahnesi, çocukların canlı bomba olarak kullanılması, gizli örgütlenmeler, Azerbaycan'daki darbe girişimi ve Suriye'ye yönelik füze sevkiyatı gibi başlıkların işlenmiş olması, dizinin "kehanetleri" olarak nitelendirilen sahneleri yeniden gündeme taşıdı.

Bu gelişmelerin tamamının yalnızca senaryodan ibaret olup olmadığı tartışılırken, dizinin ilk yapımcı ve yönetmeni rahmetli Osman Sınav'ın yapımdan "aniden" ayrılması da geçmişe dönük değerlendirmelerde dikkat çekilen ayrıntılardan biri oldu.