Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), küresel ekonomiden enflasyona, büyümeden finansal koşullara kadar geniş bir çerçevede yaptığı değerlendirmede, artan jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı.
Şubat ayı sonunda başlayan jeopolitik gelişmelerle birlikte küresel risk iştahında bozulma yaşanırken, özellikle ham petrol ve doğal gaz fiyatlarında önemli artışlar gözlendi. Artan belirsizlikler, emtia fiyatlarında yüksek oynaklığa yol açtı. Küresel büyüme görünümünde aşağı yönlü risklerin güçlendiği belirtilirken, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarına göre hesaplanan küresel büyüme endeksinin 2026 ve 2027 yılları için yüzde 2,2 seviyesinde artacağı tahmin edildi.
Küresel gelişmelerin etkisiyle enflasyon üzerindeki riskler de artarken, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy hareketlerinde zayıflama dikkat çekti.
Faizler yükseldi, kredi büyümesi yavaşladı
Yurt içinde parasal ve finansal koşullara bakıldığında, bireysel ve ticari kredilerde büyümenin yavaşladığı görüldü. TL mevduat faizleri yüzde 44,4’e, ticari kredi faizleri ise yüzde 48,3’e yükseldi. İhtiyaç kredisi faizleri yüzde 59’a çıkarken, konut ve taşıt kredilerinde gerileme dikkat çekti.
TCMB’nin makroihtiyati adımları kapsamında yabancı para kredilerde büyüme sınırı düşürülürken, kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarına da sınırlamalar getirildi. Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 197,5 milyar dolara gerilerken, Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi 254 baz puana yükseldi. Kur oynaklığında da artış gözlendi. Buna karşın hisse senedi ve tahvil piyasalarına toplam 1,7 milyar dolarlık net portföy girişi gerçekleşti.
cari açık ve dış ticaret dengesi
2025’in son çeyreğinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) yıllık yüzde 3,4 büyürken, çeyreklik bazda büyüme yüzde 0,4 ile sınırlı kaldı. Net ihracat büyümeyi aşağı çekerken, özel tüketim ve yatırımlar pozitif katkı sağladı.
2025 yılı genelinde büyüme yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Öncü veriler, iç talebin dezenflasyon sürecine destek verdiğini ortaya koydu. Sanayi üretimi ise ocak ayında hem aylık hem yıllık bazda geriledi.
Revizyon sonrası 2025 yılı cari açığı 30,1 milyar dolara yükselirken, ocak ayında cari açık 6,8 milyar dolar oldu. 12 aylık cari açık ise 32,9 milyar dolara çıktı. Şubat itibarıyla dış ticaret açığında artış görülürken, altın ithalatının 12 aylık toplamı 23,4 milyar dolara ulaştı.
Enflasyon yüzde 31,53’e yükseldi
Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 2,96 artarken, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e çıktı. Artışta gıda fiyatları belirleyici oldu. Özellikle sebze, beyaz et, süt ve süt ürünlerindeki yükseliş dikkat çekti.
Çekirdek enflasyon göstergelerinde ise sınırlı gerileme görüldü. B endeksi yüzde 29,91’e, C endeksi yüzde 29,46’ya düştü.
Hizmet enflasyonu yüksek seyrini korurken, kira enflasyonu yıllık yüzde 53,91 olarak kaydedildi.
Brent petrol fiyatı mart başında 88,5 dolara kadar yükselirken, doğal gaz ve diğer emtia fiyatlarında da artış gözlendi. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkiledi. Eşel mobil sistemi sayesinde enerji fiyatlarındaki artışın tüketiciye yansıması sınırlı tutuldu.
Piyasa katılımcılarının 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 24,1’e, 2027 beklentisi ise yüzde 18,4’e çıktı. Hane halkı beklentisi yüzde 48,8 ile yüksek seviyesini korudu.
Politika faizi sabit kaldı
TCMB, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu. Gecelik borç verme faizi yüzde 40, borçlanma faizi ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakıldı.
Merkez Bankası, enflasyonda kalıcı bozulma olması halinde para politikasının daha da sıkılaştırılacağını vurguladı. Yetkililer, sıkı para politikası duruşunun fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürüleceğini ve dezenflasyon sürecinin destekleneceğini ifade etti.
