"Haberin İşçisi"
İstanbul
Az bulutlu
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,2538 %0.18
55,9646 %-0.49
6.908,74 %-3.01
3.738.369 %-2.35
İşçi Haber Gündem Mona Lisa’nın efsanesi : Sanatın değeri mi, yoksa tarihin en büyük sanat soygunu mu?

Mona Lisa’nın efsanesi : Sanatın değeri mi, yoksa tarihin en büyük sanat soygunu mu?

Mona Lisa, 1911'deki çalınma olayıyla sanat tarihinin en ikonik eserlerinden biri haline geldi.

Okunma Süresi: 3 dk

Mona Lisa, sanat tarihinin en çok bilinen tablolarından biri olarak, 1911 yılına kadar Louvre Müzesi'nde birçok başyapıt arasında yer alıyordu. Ancak, müze çalışanı kılığına giren bir hırsız tarafından çalınmasının ardından bu tablo, dünya genelinde büyük bir medya fırtınası yaratarak ikonik bir şöhrete kavuştu.

Her yıl milyonlarca insan, Mona Lisa'nın önünde fotoğraf çektirmek için uzun kuyruklar oluşturuyor. Peki, bu tabloyu bu kadar özel kılan nedir? Leonardo da Vinci’nin sanatsal dehası mı, yoksa 1911’de yaşanan ve tüm dünyayı sarsan hırsızlık olayı mı? Sanat tarihçileri, Mona Lisa’nın bugün tanıdığımız küresel ikona dönüşmesinin büyük ölçüde 21 Ağustos 1911'deki çalınma olayına bağlı olduğunu ifade ediyor.

Hırsızlık Öncesi: Mona Lisa'nın Tarihi Değeri Nasıldı?

İnanması güç olsa da, 1911 öncesinde Mona Lisa, Louvre’daki birçok başyapıttan yalnızca biriydi. Sanat tarihçisi Mary McGillivray, bu tabloyu bir başyapıt olarak kabul edilmesine rağmen, müzedeki diğer başyapıtlarla kıyaslandığında daha az bilinen bir eser olduğunu belirtmektedir. O dönemde, tablo Leonardo da Vinci tarafından 1503-1506 yılları arasında Floransalı ipek tüccarı Francesco del Giocondo’nun eşi Lisa Gherardini’nin portresi olarak yapılmıştı ve 1797’den itibaren Louvre’da sergilenmeye başlamıştı.

Sanat çevrelerinde saygı görse de, halk arasında pek tanınmıyordu. Mona Lisa, o dönemdeki diğer eserlerle kıyaslandığında, bugünkü ünlülük seviyesine ulaşmamıştı.

21 Ağustos 1911: Tarihin En Cesur Sanat Soygunu Nasıl Gerçekleşti?

Olay, Louvre’un kapalı olduğu bir pazartesi sabahı meydana geldi. İtalyan asıllı bir badana ustası olan Vincenzo Peruggia, müze çalışanı kılığına girerek Louvre'a girdi. Peruggia, tabloyu Salon Carré’deki duvardan indirerek yakındaki bir merdiven boşluğuna götürdü ve ağır çerçevesinden çıkardı. Tabloyu beyaz iş önlüğünün altına gizleyerek müzeden ayrıldı ve Rue de Rivoli’deki kalabalığa karıştı.

Peruggia’nın bu hırsızlığı nasıl başardığı konusunda çeşitli rivayetler bulunmakla birlikte, tablo kaybolduğunda fark edilmesi neredeyse 24 saat sürdü. Ertesi sabah müzeye gelen ressam Louis Béroud, tablonun asılı olduğu yeri boş bulduğunda durumu güvenliğe bildirdi. İlk başta müze yetkilileri, tablonun fotoğraf çekimi veya temizlik için kaldırıldığını düşündü.

Hırsızlık Sonrası: Medya Fırtınası ve Tablonun Küresel Ünü

Hırsızlık haberi duyulduğunda ortaya çıkan medya fırtınası, sanat tarihine damgasını vuracak bir olaydı. Fransız polisi, tablonun 6 bin 500 fotoğrafını Paris sokaklarında dağıtarak halkın dikkatini çekmeye çalıştı. New York Times, “60 Dedektif Çalınan Mona Lisa’yı Arıyor, Fransız Kamuoyu Öfkeli” manşetiyle olayı duyurdu. Avrupa’nın önde gelen gazeteleri, tablonun röprodüksiyonlarını basarak hırsızlığa geniş yer ayırdı.

Bu yoğun medya ilgisi, daha önce Mona Lisa’nın adını bile duymamış milyonlarca insanı tablo hakkında bilgi sahibi yaptı. Hırsızlık o kadar büyük bir sansasyon yarattı ki, soruşturma sırasında ünlü ressam Pablo Picasso ve şair Guillaume Apollinaire bile sorguya çekildi. Tablonun İsviçre’de, Arjantin’de veya Amerikalı milyarder J.P. Morgan’ın konağında olduğu yönünde spekülasyonlar ortaya atıldı.

Peruggia’nın motivasyonu tartışmalı olsa da, ifadesinde tabloyu “vatanseverlik” duygusuyla çaldığını belirtti. İlginç bir şekilde, Peruggia tabloyu çaldıktan sonra Paris’ten hiç ayrılmadı ve yaklaşık iki yıl boyunca tabloyu Paris’teki dairesinde sakladı. Aralık 1913’te, tabloyu Floransa’daki bir antikacıya satmaya çalışırken yakalandı ve 1914’te tablo Louvre’a iade edildi. Bu noktada Mona Lisa, sadece bir tablo değil, tüm dünyanın konuştuğu bir efsane haline gelmişti.