Sarıkamış Harekatı, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda açılan Kafkas Cephesindeki en kritik hamlelerinden biri olarak kayda geçti. 3. Ordu’nun Rus kuvvetlerine karşı yürüttüğü bu taarruzun başlangıcı 22 Aralık 1914 olarak kabul ediliyor. Çatışmalar ve geri çekilme süreci ise Ocak 1915’in ilk günlerine uzanıyor.
Sarıkamış Harekatı nedir?
Dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa, 3. Ordu’nun harekatını bizzat komuta etti. Planın özünde, kış şartlarında hızla ilerleyip Rus kuvvetlerini çevrelemek ve bölgedeki dengeyi Osmanlı lehine çevirmek vardı. Ancak harekatın kışın yapılması, cephedeki hazırlık, ikmal ve hava koşulları gibi başlıklarda tarihçilerce tartışılan yönlerden biri oldu.
Harekatın hafızalara kazınmasının en büyük nedeni, muharebe kayıplarının yanında aşırı soğuk, don, hastalık, yetersiz ikmal ve zorlu arazi şartlarının ağır bedel ödetmesi oldu.
Kaç asker şehit oldu?
Sarıkamış’ta kayıplara ilişkin rakamlar kaynaklara göre farklılaşıyor, bu yüzden net tek sayı vermek yerine, akademik çalışmalarda ve anlatılarda “on binlerce” kayıptan söz edildiğini bilmek daha doğru. Bazı çalışmalarda kaybın yaklaşık 80 bin seviyesine çıktığı ifadeleri yer alırken, farklı kaynaklarda daha farklı hesaplamalar da görülebiliyor.
Harekatın sonucunda ne oldu?
Sarıkamış Harekatı hedeflenen sonuçlara ulaşamadı ve Osmanlı 3. Ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Harekat sonrasında Rus Kafkas Ordusu’nun yeniden mevzilenmesi ve cephedeki baskının artması, bölgedeki genel gidişatı da etkiledi.
Komplo ve İhanet Tartışmaları
Sarıkamış Harekatı, aradan geçen yıllara rağmen yalnızca askeri bir başarısızlık olarak değil, aynı zamanda “ihanet var mıydı?”, “bilinçli mi gönderildiler?” gibi sorularla da gündeme geliyor. Ancak tarihçilerin büyük bölümü, harekatın sonucunu komplo veya kasıtlı bir ihanetle değil, dönemin koşullarıyla açıklıyor. Bazı yorumlarda, askerlerin yeterli teçhizat olmadan kış ortasında cepheye sürülmesinin bilinçli bir tercih olduğu öne sürülse de, akademik çalışmalarda bu görüşe dair somut bir kanıt bulunmadığı vurgulanıyor. Aksine, Osmanlı yönetiminin hızlı bir askeri başarı beklentisiyle zamanlama ve lojistik riskleri hafife aldığı görüşü öne çıkıyor.
Tarihçiler ayrıca, Sarıkamış’ta yaşanan kayıpların “tek bir kişinin kararı” ile açıklanamayacağını, komuta zinciri, istihbarat eksikliği, ikmal sorunları ve olağanüstü hava koşullarının bir araya gelmesinin sonucu olduğunu belirtiyor. Bu nedenle “ihanet” söylemi, tarihsel belgelerden çok sonradan oluşan toplumsal travmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Sarıkamış, bir yandan askeri tarihin zor şartlarda karar alma ve lojistik dersleriyle, diğer yandan da toplum hafızasında büyük bir insan kaybı ve fedakarlık olarak yer ettiği için her yıl gündeme geliyor. Anma haberleri, yürüyüşler ve belgesellerle konu sürekli diri kalıyor.
