Recep Yazıcıoğlu, Türkiye’nin en sıra dışı, en halkla iç içe ve cesur devlet adamlarından biri olarak tanınmaktadır. 1948 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde dünyaya gelen Yazıcıoğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra kaymakamlık kariyerine adım atmıştır. Kısa sürede birçok ilde görev almış, ancak her görevde statükoyla ve siyasi kliklerle çatışmış, bu nedenle sürekli tayin edilmiştir. Yazıcıoğlu, her seferinde onurlu duruşunu koruyarak, "Hanım, biz hiçbir zaman el etek öpmedik, başımız dik görev yaptık. Devlet bizi mükafatlandırdı" diyerek eşi Meryem Hanım’a bu durumu açıklamıştır.
Yazıcıoğlu, Çorum Alaca’da makam odasının kapısına "Kapıyı vurmadan girin" yazısını astırarak halkla devlet arasındaki duvarları yıkmış ve Bolu Akçakoca’da kahvehaneleri kıraathanelere dönüştürerek büyük bir kültürel hamle başlatmıştır. Bu tür uygulamalarıyla halkın güvenini kazanmış ve devletin bürokratik yapısını sorgulayan bir duruş sergilemiştir.
Recep Yazıcıoğlu’nun Başarıları ve Genç Yaşta Gelen Makamı
Yazıcıoğlu, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Hasan Celal Güzel aracılığıyla Turgut Özal’ın dikkatini çekmiş ve Özal’ın talimatıyla Valiler Kararnamesi’ne alınmıştır. 36 yaşında Tokat’a atanan Yazıcıoğlu, burada halkı "İmece" usulüyle örgütleyerek 4 bine yakın yeni derslik açmış ve bölgede okulsuz köy bırakmamıştır. Bu başarıları, Yazıcıoğlu’nu Türkiye’nin en genç valisi yapmıştır.
Erzincan Valiliği döneminde ise, terör örgütü PKK’nın en aktif olduğu dönemde halkın umudu haline gelmiştir. Kemaliye’deki Başpınar Köprüsü projesini, halktan topladığı imece usulü 300 bin lirayla tamamlamış ve inşaatında bizzat çalışarak halkla bütünleşmiştir. Yazıcıoğlu, rafting sporunu başlatarak terörün algısını değiştirmiştir.
Siyasi Duruşu ve Şüpheli Ölümü
Yazıcıoğlu, siyasete girmesi için birçok teklif almasına rağmen, "Ben kendi başıma bir partiyim" diyerek bu teklifleri reddetmiştir. Sadece eski bakan Adnan Kahveci’ye, "Ancak sen bir partinin genel başkanı olursan siyasete girerim" diyerek bir şart koşmuştur. 2 Eylül 2003 tarihinde Denizli'den Ankara'ya giderken geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Kazada, yanında bulunan Ziraat Odası Başkanı Haldun Tellioğlu hayatını kaybederken, Yazıcıoğlu ağır yaralanmıştır.
Yazıcıoğlu’nun kazası sonrası, devlet reformlarına dair kritik notlar barındıran ajandasının ve evrak çantasının kaybolması, olayın şüpheli yönlerini artırmıştır. Bu durum, yakın tarihin en büyük adalet muamması olarak derin devlet arşivlerinde yerini almıştır. Yazıcıoğlu, hayatı boyunca birçok zorlukla mücadele etmiş ve her kesimden insanın gözyaşlarını döktüğü bir devlet adamı olarak anılmaktadır.
