Eğitim Fakültesi mezunları arasında yer alan birçok öğretmen, yıllardır devlet okullarında görev alıyor ancak “geçici” statüde çalıştıkları için güvenceden yoksun bir şekilde yaşamlarını sürdürüyor. Öğretmen açığının bulunduğu bölgelerde görevlendirilen ücretli öğretmenler, ders saati başına ücret alıyor ve girdikleri ders sayısı kadar maaş kazanabiliyor. Ancak bu sistem, uzun süredir geçici olmaktan çıkıp kalıcı hale geldi. Ücretli öğretmenler, “Artık bu sistem değil, bir politika haline geldi. Emek veriyoruz ama güvencemiz yok.” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
öğretmenler Zor şartlar altında çalışıyor
Ücretli öğretmenlerin çalışma koşulları oldukça ağır. Herhangi bir sabit maaşları bulunmuyor, sadece girdikleri ders saati üzerinden ücret alıyorlar. Hastalandıklarında, resmi tatillerde veya okulların kapalı olduğu dönemlerde ücretleri kesiliyor.
Ayrıca SGK primleri eksik yatırıldığı için birçok öğretmen emeklilik hakkından da mahrum kalıyor. Nöbet ücreti, kırtasiye yardımı, aile yardımı ve çocuk yardımı gibi sosyal haklardan yararlanamıyorlar.
Kadrolu öğretmenlerin yararlandığı banka promosyonları, maaş tazminatları ve sendikal haklar da ücretli öğretmenler için geçerli değil.
‘Emeklerimizin karşılığını istiyoruz’
Ücretli öğretmenler, yıllardır verdikleri emeğin karşılığını kadro hakkıyla almak istediklerini belirtiyor. KPSS puanı bulunan öğretmenlerin, tecrübeleri ve liyakatleri göz önünde bulundurularak atama önceliği tanınmasını talep ediyorlar. “Yıllarca devlet okullarında görev yapan, eğitim fakültesi mezunu ya da formasyonlu öğretmenlerin kadroya alınması artık bir zorunluluktur” diyen öğretmenler, “asgari ücretin altında maaş almak, nöbet tutup ücret alamamak kabul edilemez” sözleriyle tepkilerini dile getiriyor.
'Hukuken ve vicdanen düzenleme şart'
Ücretli öğretmenlerin en büyük beklentisi, emeklerinin yasal güvence altına alınması. Eksik yatırılan SGK primleri, kesilen ücretler ve sosyal haklardan mahrumiyetin giderilmesi gerektiğini vurgulayan öğretmenler, “Bizler eğitimin omurgasıyız. Devletine sadakatle hizmet etmiş öğretmenlerin kaderi geçici istihdam olmamalı” ifadelerini kullandı. “Ücretli öğretmenlik bir geçim aracı değil, mesleğin değersizleştirildiği bir sistem haline geldi” diyen öğretmenler, yeni bir yasal düzenlemenin elzem olduğunu belirtiyor.
