"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,1723 %0.14
54,0114 %-0.04
6.049,53 % 0,46
2.955.115 %-2.854
İşçi Haber Gündem Yeni teknoloji ile deniz suyundan kritik mineraller elde edilebilir mi?

Yeni teknoloji ile deniz suyundan kritik mineraller elde edilebilir mi?

Amerikalı bilim insanları, deniz suyundan lityum ve magnezyum gibi mineralleri yüksek verimle ayrıştıran bir teknoloji geliştirdi.

Okunma Süresi: 3 dk

Amerika Birleşik Devletleri’nde bilim insanları, deniz suyundan yüksek hassasiyetli yöntemlerle stratejik ve kritik mineralleri ayrıştırmak üzere yeni teknolojiler üzerinde çalışmaya başladı.

Deniz Suyunun Mineral Potansiyeli Nedir?

Pasifik Kuzeybatı Ulusal Laboratuvarı (PNNL) bünyesinde yürütülen araştırmalar, dünya okyanuslarının barındırdığı mineral potansiyelini ticari ve endüstriyel ölçekte geri kazanmayı hedefliyor. Projeye destek veren ABD Enerji Bakanlığı Su Gücü Teknolojileri Ofisi yetkilileri ve PNNL araştırmacıları, dünya denizlerindeki toplam su hacminin yalnızca yüzde 0,1'inin, içerdiği lityum ve magnezyum gibi elementlerle insanlığın önümüzdeki 50 bin yıllık ihtiyacını karşılayabileceğini belirtti.

Projede görev alan Kimyasal Oşinograf Dr. Jessica Cross, deniz suyunun küresel ölçekte standart bir kimyasal bileşime sahip olmasının, geliştirilen teknolojilerin dünyanın farklı bölgelerinde hızla ölçeklendirilmesine imkan tanıdığını ifade etti.

Okyanus Madenciliğinin Zorlukları Nelerdir?

Araştırmacılardan Dr. Chinmayee Subban, okyanus madenciliğinin önündeki temel zorluğun hedeflenen elementlerin su içindeki düşük yoğunluğu olduğunu vurguladı. Magnezyum deniz suyunda nispeten yüksek oranda bulunurken, lityum, nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri çok daha düşük konsantrasyonlarda yer alıyor.

Yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 2,3 milyon litre su barındıran olimpik bir yüzme havuzu hacmindeki deniz suyunda nikel miktarı 0,00095 ila 0,002 kilogram arasında değişiyor. Bu miktar, günlük tüketimin 3 katından fazlasına denk geliyor.

Yeni Geliştirilen Sistemler Nasıl Çalışıyor?

Düşük konsantrasyon engelini aşmak amacıyla uzmanlar, deniz suyunun sodyum hidroksit ile sürekli temas halinde reaksiyona girmesini sağlayan 'paralel akışlı reaktör' sistemini geliştirdi. Bu süreç sonunda yüksek saflıkta magnezyum hidroksit elde ediliyor. Geliştirilen modüler sistemlerin, halihazırda faaliyette olan deniz suyu arıtma (desalinizasyon) tesislerine entegre edilmesi planlanıyor.

Yapılan altyapı analizleri, California’daki Carlsbad Arıtma Tesisi’ne kurulacak tam kapasiteli bir sistemin günde 524.000 kilogram magnezyum hidroksit üretebileceğini ortaya koyuyor. Bu miktar, ABD’nin mevcut günlük tüketiminin üç katından fazlasına tekabül ediyor.

Bilim insanları, üretim sürecinde ortaya çıkan yan ürünleri ve atıkları da farklı sanayi kollarında değerlendirmeyi hedefliyor. Magnezyum ayrıştırıldıktan sonra kalan yoğun tuzlu su, bipolar membran elektrodiyaliz işleminden geçirilerek asidik ve bazik kimyasallara dönüştürülüyor. Laboratuvar testlerinde, bu süreçte elde edilen asidin, endüstriyel nikel üretiminde ticari hidroklorik aside kıyasla %37 daha yüksek verimlilik sağladığı gözlendi.

Geriye kalan diğer yan ürünlerin deniz ürünleri yetiştiriciliğinde (akuakültür) besleyici unsur olarak kullanılması öngörülüyor. Botanikçi Scott Edmundson, bazı deniz yosunlarının kritik mineralleri çevrelerindeki suya kıyasla 1 milyon kat daha fazla konsantre etme yeteneğine sahip olduğunu kaydetti.