reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6423 %0.01
52,0023 %0.03
7.050,18 % -0,09
2.994.552 %-2.551
İşçi Haber İnfografik 1999'un en karanlık vakası: Şehriban Coşkunfırat’ın korkunç ölümü

1999'un en karanlık vakası: Şehriban Coşkunfırat’ın korkunç ölümü

1999 yılında meydana gelen büyük depremin ardından henüz sadece 24 gün geçmişti ki İstanbul, kamuoyuna yıllar boyunca “en karanlık vakalardan biri” olarak yansıyacak bir cinayetle sarsıldı. Şehriban Coşkunfırat’ın ölümü, ortaya çıkan ifadeler ve soruşturma süreciyle birlikte Türkiye’nin adli tarihine iz bırakan dosyalardan biri haline geldi.

Okunma Süresi: 2 dk

1999 yılında meydana gelen büyük depremin ardından henüz sadece 24 gün geçmişti ki İstanbul, kamuoyuna yıllar boyunca “en karanlık vakalardan biri” olarak yansıyacak bir cinayetle sarsıldı. Şehriban Coşkunfırat’ın ölümü, ortaya çıkan ifadeler ve soruşturma süreciyle birlikte Türkiye’nin adli tarihine iz bırakan dosyalardan biri haline geldi.

O Gece Mezarlıkta Bir Araya Gelen Üçlü

Olay, gençlerin zaman zaman alkol almak için gittiği Ortaköy Mezarlığı’nda yaşandı. Engin Arslan, Ömer Çelik ve Zinnur Gülşah Dinçer’in bulunduğu grup, soruşturma kayıtlarına göre uzun süredir “ayinsel davranışlar” ve çeşitli sembollerle ilgilendiğini öne sürüyordu. Şehriban Coşkunfırat, güvendiği bu kişilerle mezarlığa gittiğinde kendisini nasıl bir tehlikenin beklediğinden habersizdi.

Gece ilerledikçe grubun alkol aldığı, konuşmaların giderek daha karanlık bir hâl aldığı ifade tutanaklarına yansıdı. Sanıklardan Engin Arslan’ın “Şeytan bir kurban istiyor” sözleri, mahkeme dosyasına göre olayın dönüm noktası oldu.

Cinayetin Seyri ve Kayıtlara Geçen Detaylar

Soruşturma ve yargılama sürecinde yer alan bilgilere göre Şehriban Coşkunfırat önce boğazından tutuldu, ardından bıçak darbeleriyle öldürüldü. Sanıklar ifadelerinde, işledikleri cinayeti “ritüel” olarak tanımlamaya çalışsa da mahkeme bu söylemleri dikkate almadı.

Bazı ifadelerde, öldürme eylemi sonrasında cesede yönelik saldırıların da gerçekleştiği belirtildi. Bu bölüm, karar metninde “naaşa saygısızlık” olarak kayda geçti. Şehriban Coşkunfırat’ın bedeni, mezarlığın yanında yarısına kadar toprağa gömülü halde bulundu ve olay sabahında şehirde büyük bir infial yarattı.

Soruşturma ve Yargılama Süreci

Cinayet sonrası başlayan soruşturma günlerce sürdü. Sanıklar önce birbirlerini suçladı ancak daha sonra cinayeti kabul eden ifadeler mahkemeye sunuldu. “Şeytana adak” iddiaları savunmalarda yer aldı ancak heyet, bu açıklamaları gerçek dışı ve sorumluluktan kaçma çabası olarak değerlendirdi.

Mahkeme, üç sanığı da “canavarca hisle adam öldürme” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Dosya, bugün hâlâ Türk adli kayıtlarında işleniş biçimi ve olayın niteliği nedeniyle dikkat çeken vakalardan biri olarak yerini koruyor.

Karanlıkta Kaybolan Bir Hayat

Şehriban Coşkunfırat’ın ölümü, 1999 yılının zor günlerinde yaşanan en sarsıcı olaylardan biri olarak akıllarda kaldı. Bu dava, hem işlenen vahşetin boyutu hem de yargı sürecinde ortaya çıkan ifadeler nedeniyle yıllar geçmesine rağmen unutulmadı.

Genç yaşta hayatını kaybeden Şehriban Coşkunfırat’ın adı, hâlâ bu karanlık dosyanın merkezinde duruyor.