Hak-İş Konfederasyonu Başkanı Mahmut Arslan’ın Cumhurbaşkanına yönelik olarak yaptığı “Her şey yolunda” açıklaması, emekçiler arasında tartışma yarattı. İşçi temsilcileri, özellikle belediye şirketlerinde ve taşeron işçiler arasında yaşanan sorunların göz ardı edildiğini söyledi.
696 Sayılı KHK’lı İşçilerin Durumu
Belediye şirketlerinde görev yapan işçiler, 696 sayılı KHK ile sürekli işçi statüsüne geçirilmiş gibi görünse de, sahada kadro dışı, tayin hakkı olmayan ve emeklilikte mağduriyet yaşayan bir statüyle karşı karşıya bulunduklarının altını çizdi ve “Sosyal haklardan yeterince faydalanamıyoruz ve emeklilik hakları açısından dezavantajlı duruma geliyoruz” dedi.
Taşeron İşçiler Kadro Dışında
Taşeron işçiler ise halen kadro kapsamı dışında bırakıldıklarını söylüyor ve çalışanlar, çoğunlukla asgari ücretle ve sosyal haklardan yoksun bir şekilde çalıştıklarını söyleyerek isyan ediyor. Uzmanlar, bu durumun fiili bir “kölelik” uygulamasına dönüştüğünü ifade ediyor.
Eşitsizlik ve Hak Kaybı
Aynı işi yaptıkları diğer kamu çalışanlarına göre toplu sözleşme, tayin, görevde yükselme ve mali haklar açısından ayrımcılığa uğradığını söyleyen 696 KHK’lı işçiler, “Tayin hakkı, anayasal eşitlik ilkesine aykırı olarak yalnızca bazı işçi gruplarına tanınırken, aile birliği ve çalışma hakkı konusunda mağdur oluyoruz” diyor.
Öte yandan işçiler şunları söyledi:
“Meslek kodu uygulamaları da işçilerin fiilen yaptıkları iş ile SGK kayıtları arasında uyumsuzluk yaratıyor. Bu durum hem emeklilik haklarının gasp edilmesine hem de iş kazası ve meslek hastalığı tespitinin zorlaşmasına yol açıyor.”
Zorunlu Emeklilik ve Sosyal Güvence Eksikliği
İşçiler, zorunlu emeklilik uygulamalarının işçilerin rızası dışında, yalnızca yaş ve prim gününe bakılarak iş akdinin feshedilmesine sebep olduğunu belirtti. Bunun da hem gelir kaybına hem de sosyal güvencesizliğe neden olduğunu söyledi.
İşçi Temsilcilerinin Tepkisi
Sahadaki tabloya dikkat çeken işçi temsilcileri, Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan’ın “her şey yolunda” açıklamasını eleştirdi. Temsilciler, “Hangi verilere dayanarak bu söylem kullanılıyor? Hangi bilimsel rapor, saha çalışması ya da işçi meclisi bunu doğruluyor?” sorularını gündeme getirdi.
Emek sınıfının gerçek temsilciliğinin sadece protokol masalarında oturmakla değil; sahadaki adaletsizlikleri görmek, dillendirmek ve çözüm üretmekle mümkün olduğunu vurgulayan işçi temsilcileri, çözüm önerileri geliştirilmesi ve yasal düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesini talep ediyor.
