reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2853 %0.22
50,2782 %0.05
6.412,07 % 0,27
4.125.000 %-1.562
İşçi Haber Kültür Sanat 4 bin yıllık tabletlerdeki gizli mesaj!

4 bin yıllık tabletlerdeki gizli mesaj!

Günümüz Irak sınırları içindeki antik Sippar kenti kökenli tabletlerdeki çivi yazısı uzun süredir gizemini koruyordu. Yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait metin çalışmalar neticesinde çözüldü. Antik halkların mesajı şaşırttı...

Okunma Süresi: 3 dk

Irak'ta yaklaşık bir asır önce keşfedilen dört adet çivi yazılı tablet, bilim dünyasında uzun süredir gizemini koruyordu. Yaklaşık 4.000 yıl öncesine, yani M.Ö. ikinci binyılın başlarına tarihlenen bu tabletlerdeki metinler, ilk kez tam anlamıyla çözüldü. Eski Babilce ile yazılmış metinlerin deşifre edilmesi, antik Mezopotamya halklarının gökyüzü olaylarına bakışına dair önemli bilgiler sağladı.

British Museum’daki Antik Tabletler Yeniden Okundu

Londra’daki British Museum koleksiyonunda yer alan tabletler, bulundukları günden bu yana araştırmacıların ilgisini çekiyordu. Ancak yazıların eski Babil dilinde olması, çeviri sürecini oldukça karmaşık hale getirmişti. Uzun süren çalışmalar sonucunda, Londra Üniversitesi’nden emekli filolog Prof. Andrew George ve bağımsız araştırmacı Junko Taniguchi, tabletlerdeki metinleri başarıyla çözümledi.

Çalışmanın sonuçları, bilimsel bir yayın olan Journal of Cuneiform Studies dergisinde yayımlandı. Elde edilen bulgular, antik çağda ay tutulmalarının yalnızca astronomik değil, aynı zamanda kehanetsel bir anlam taşıdığını ortaya koydu.

Antik Mezopotamya'da Ay Tutulmaları  

Babilliler için ay tutulmaları, gökyüzündeki olağan bir doğa olayından çok daha fazlasıydı. Tabletlerde yer alan kayıtlara göre, tutulmanın meydana geldiği saat, gölgenin gökyüzündeki yönü, tutulmanın süresi ve tarihi gibi detaylar, belirli kehanetlerle ilişkilendiriliyordu.

Örneğin, tabletlerden birinde “sabah nöbetindeki ay tutulması”, Akkad kentinde bir hanedanın sonunu işaret eden bir alamet olarak yorumlanmış. Bu tür olaylar, siyasi kararları ve ritüel uygulamaları doğrudan etkileyebiliyordu.

Krallar İçin Yapılan Ritüeller Felaketleri Önlemeye Yönelikti

Antik Mezopotamya halkları, özellikle de astrologlar, göksel olayları yakından takip ederek bu gelişmelerden çeşitli sonuçlar çıkarıyorlardı. Krallar için olumsuz kehanetler söz konusu olduğunda, saray çevresinde ritüel uygulamalar devreye giriyordu.

Bu ritüellerin amacı, kehanetlerde öngörülen kötü olayları etkisiz hale getirmekti. Gökyüzündeki işaretler, yalnızca dini anlam taşımakla kalmıyor, aynı zamanda politik ve toplumsal karar mekanizmalarını da şekillendiriyordu.

Sippar’dan Gelen Tabletler Yeni Bilgiler Sunuyor

Araştırmacıların değerlendirmelerine göre, tabletler büyük ihtimalle günümüz Irak sınırları içinde yer alan antik Sippar kenti kökenli. Bu dört kil tablet, şimdiye kadar bilinen en eski ay tutulması kehanetlerini barındıran belgeler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, metinlerin tek bir yapıda kurgulandığını ve tutulmanın detaylarını gece saatine, gölge yönüne, süresine ve tarihine göre sistematik şekilde sıraladığını belirtiyor.

Çalışmada yer alan değerlendirmeye göre, “Bu tabletler, orta ve geç Eski Babil dönemlerine ait olup, şimdiye kadar keşfedilmiş en eski ay tutulması alametleri derlemesi örneklerini temsil ediyor. Dolayısıyla, Güney Mezopotamya halklarının göksel kehanet anlayışına dair önemli yeni bilgiler sunuyorlar.”

Bu bulgular, antik çağ uygarlıklarının astronomi, inanç sistemi ve politik yapılar arasında nasıl bir ilişki kurduğunu göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Tabletlerdeki kayıtlar, yalnızca geçmişe ışık tutmakla kalmıyor, aynı zamanda antik kehanet anlayışının modern arkeoloji ve filolojiye katkı sağlayan yeni bir boyutunu ortaya koyuyor.