Koronavirüs vakalarından sonra Afrika merkezli maymun çiçeği salgını insanları korkuttu. Peki maymun çiçeği hastalığı ne durumda?

Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Türkiye’de ilk vakası tespit edilen maymun çiçeği virüsünün pandemiye dönüşme riskini değerlendirdi.KKTC (İGFA) - COVID-19 pandemisinin hız kaybetmeye başlamasıyla, toplumun rahat bir nefes almaya başladığı bir dönemde ortaya çıkan “maymun çiçeği salgını”, yeni bir pandemi mi başlıyor korkularını da beraberinde getirdi.

Dünyada Mayıs ayında görülmeye başlayan maymun çiçeği hastalığının, geçen hafta Türkiye’de de ilk vakası tespit edildi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sosyal medya hesabından duyurduğu haber, hastalık Türkiye ve KKTC’de yayılacak mı endişelerini de yeniden canlandırdı.

Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, maymun çiçeği hastalığının bilinmeyenlerini anlattı.

ÇİÇEK AŞISININ ÇAPRAZ BAĞIŞIKLIK YARATMA İHTİMALİ AZ!

Çin'de yeni bir virüs keşfedildi: Kır farelerinden bulaşıyor! Çin'de yeni bir virüs keşfedildi: Kır farelerinden bulaşıyor!

Hastalığın ilk kez 1958’de, araştırma için tutulan maymun kolonilerinde tanımlandığı için bu adı aldığını söyleyen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, 1970’te ise maymun çiçeğinin ilk kez insanlarda tespit edildiğini belirtti.

Çiçek hastalığının 1980’lerde ortadan kalktığını hatırlatan Prof. Dr. Şanlıdağ, araştırmaların tek doz çiçek aşısının 10 yıllık, multipl doz çiçek aşısının ise 30 yıla kadar koruyuculuğu bulunduğunu, dolayısıyla 1980’de sonlandırılan çiçek aşısının maymun çiçeğine karşı bir çapraz bağışıklık yaratma olasılığının çok düşük olduğunu vurguladı.

COVID-19 YAYGINLIĞINA ULAŞMASI ZOR

Maymun çiçeği virüsünün, COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin aksine, bir DNA virüsü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, “DNA virüslerinin mutasyona uğrama olasılığı RNA virüslerine kıyasla daha düşüktür” dedi.

Yine de bu durumun, virüsün hiç mutasyon geçiremeyeceği anlamına gelmediğini söyleyen Prof. Dr. Şanlıdağ, “Son zamanlardaki mevcut vakalarda görülen tipik olmayan bulaşma eğilimleri, virüsün farklı özellikler kazanmış olma ihtimalini ortaya çıkarıyor. Bu durum, virüsün genetik materyalindeki değişimlerin tespit edilmesine yönelik araştırılmalarla belirlenecek. Yakın zamanda araştırma sonuçlarının bilim dünyasıyla paylaşılacağını bekliyorum” diye konuştu.

Virüsün, kuluçka döneminde bulaşıcı olmadığını da söyleyen Prof. Dr. Şanlıdağ, maymun çiçeğinin döküntü veya lezyonların dışında şişmiş lenf nodülleri, kas ve sırt ağrıları, halsizlik, ateş ve yoğun baş ağrısı gibi semptomlarının da bulunduğunu kaydetti.