reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6448 %0.04
52,0733 %0.27
7.131,41 % 1,06
2.910.144 %-3.195
İşçi Haber Özel Haber Eski ziraat mühendisi anlattı! Ata tohumundan hazır fideye: Türkiye’de tarım nasıl değişti?

Eski ziraat mühendisi anlattı! Ata tohumundan hazır fideye: Türkiye’de tarım nasıl değişti?

83 yaşındaki eski ziraat mühendisi Mikdat Kolaber, ata tohumlarından ithal fide sistemine uzanan süreci, tarım politikalarındaki kırılma noktalarını ve çiftçinin bugün geldiği tabloyu anlattı. Kolaber’e göre Türkiye’de tarım, üretimden uzaklaşıp dışa bağımlı bir yapıya sürüklendi.

KAYNAK: İşçi Haber
Okunma Süresi: 4 dk

ÖZEL HABER-DİLARA ADAK

Türkiye’de tarım, son yarım yüzyılda köklü bir dönüşüm yaşadı. Yerli tohumlarla yapılan üretimin yaygın olduğu dönemlerden, ithal tohum ve hazır fide sistemine uzanan bu süreç, sahayı bilen isimlerin anlatımıyla daha net görülüyor. Meslek hayatına yerli üretimin hakim olduğu yıllarda başlayan emekli ziraat mühendisi Mikdat Kolaber, geçmişten bugüne tarımın nasıl değiştiğini, hangi noktalarda kırılmalar yaşandığını ve çiftçinin neden üretimden koptuğunu detaylarıyla anlattı.

kolaber: O Dönemde Her Şey Yerliydi

Kolaber, meslek hayatına başladığı yıllarda Türkiye tarımının büyük ölçüde yerli tohumlara dayandığını belirtti. Hububat, sebze ve bakliyat üretiminin köylerde geleneksel yöntemlerle yapıldığını anlatan Kolaber, fasulyeden nohuda, patlıcandan salatalığa kadar pek çok ürünün yerli tohumlarla yetiştirildiğini söyledi. O dönemlerde köy yaşamının üretime dayalı olduğunu vurgulayan Kolaber, çarşıdan ürün alma ihtiyacının neredeyse hiç olmadığını ifade etti.

Bugün gelinen noktada üretim anlayışının tamamen değiştiğini belirten Kolaber, çiftçinin artık hazır fide ve ithal tohum kullanmaya yönlendirildiğini söyledi. Eskiden orakla biçilen buğdayın, kara sabanla ekilen tohumların yerini seri üretim sistemlerinin aldığını dile getiren Kolaber, bu dönüşümün yerli üretimi zayıflattığını ve çiftçiyi dışa bağımlı hale getirdiğini vurguladı.

Ata tohumlarının yasak olmadığını ancak ticari anlamda yaygın ve erişilebilir olmadığını belirten Kolaber, 2006 yılında yürürlüğe giren tohumculuk düzenlemelerinin yeterli olmadığını ifade etti. Ata tohumlarının bazı bölgelerde üretilmeye başlandığını ancak bunun Türkiye’nin 85 milyonu aşan nüfusu için yetersiz kaldığını söyledi. Kolaber’e göre ata tohumlarının yalnızca il merkezlerinde değil, ilçe tarım müdürlüklerine kadar yaygın şekilde dağıtılması gerekiyor.

Mazot Fiyatları Tarımı Sürdürülemez Hale Getirdi

Tohum dağıtımının merkezi yapısına dikkat çeken Kolaber, çiftçinin tohuma ulaşmak için uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldığını anlattı. İl tarım müdürlüklerinde sınırlı sayıda tohum bulunmasının da sorunu büyüttüğünü belirten Kolaber, bu durumun çiftçiyi üretimden vazgeçmeye ittiğini söyledi.

Kolaber’e göre tarımda en büyük sorunlardan biri mazot maliyetleri. Yakıt fiyatlarının yükselmesiyle çiftçinin gelir-gider dengesinin bozulduğunu belirten Kolaber, Avrupa’da uygulanan fabrika çıkış fiyatlı mazot sisteminin Türkiye’de de hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu desteğin yalnızca çiftçi belgesi olan üreticilere verilmesi gerektiğini vurguladı.

Kavak Ekimi Su Sorunu yaratıyor

Tarım arazilerinde yaygınlaşan kavak ekimine de değinen Kolaber, kavak ağaçlarının toprağın suyunu tükettiğini ve uzun vadede araziyi verimsizleştirdiğini söyledi. On iki yıl boyunca kavak ekilen bir arazinin bu süreçte toprağını kaybettiğini ifade eden Kolaber, aynı sürede hububat üretimi yapan çiftçinin hem toprağını koruyacağını hem de daha yüksek gelir elde edebileceğini dile getirdi.

Gençler Tarımdan Neden Uzaklaşıyor?

Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının temelinde ekonomik nedenler olduğunu belirten Kolaber, tarımın cazibesini kaybettiğini söyledi. Tarım okullarının kapatılmasının ve uygulamalı eğitimin ortadan kalkmasının da bu kopuşu hızlandırdığını ifade eden Kolaber, üretim kültürünün zayıfladığını dile getirdi.

Suni gübre kullanımının toprağı zamanla yok ettiğini savunan Kolaber, kimyasal gübrelerin kısa vadede verim sağlasa da uzun vadede hem toprağa hem insan sağlığına zarar verdiğini söyledi. Hayvansal gübre ve yeşil gübre uygulamalarının toprağı canlandırdığını ve ürünlerin eski lezzetine kavuşmasını sağladığını vurguladı.

'mazot desteği çiftçiye çıkış fiyatından verilmeli'

Kolaber, aynı ürünün yıllarca aynı arazide ekilmesinin toprağı yorduğunu belirterek münavebeli üretimin önemine dikkat çekti. Toprak analizine dayalı üretim yapılması gerektiğini söyleyen Kolaber, her ürünün her toprakta verimli olmayacağını ifade etti.

Tarım politikalarına dair önerilerini de paylaşan Kolaber, yetkili olması halinde öncelikle gerçek çiftçilerin ve ekilebilir arazilerin tespit edileceğini söyledi. Çiftçilik belgesi olan üreticilere doğrudan ve kontrollü destek verilmesi gerektiğini belirten Kolaber, mazot desteğinin kayıt altına alınarak çıkış fiyatından sağlanmasının şart olduğunu ifade etti.