Evrimsel düzende oluşmuş zaman döngüsünü değiştiremeyiz ama zaman döngüsü bizi değiştirir. Zaman, vücudumuzun nasıl çalıştığını da etkiler. Sadece yıllar içinde değil, günler, saatler ve hatta dakikalar içerisinde farklı ritimlerde çalışabilen metabolizmalara sahibiz. Milyarlarca yıl önce yaşadığımız dünyanın gece gündüz döngüsüne kendini adapte etmiş olan tüm biyolojik sistemler, gündüzcül düzene uyum sağlamıştır.
Metabolizma hızı ve beslenme alışkanlıkları
Beslenme alışkanlıklarımızın belirli bir zaman diliminde vücudumuzda ne tür farklılıklar oluşturduğunu inceleyen birçok araştırma mevcuttur. Bu araştırmalar önemli ortak sonuçlar sunmaktadır. Örneğin, midemizin yediklerimizi sindirme hızı sabah saatlerinde daha yüksektir. Ayrıca, kan şekerimizi düzenleyen insülin hormonunu salgılayan pankreas, sabah saatlerinde yüzde 15 daha fazla çalışmaktadır.
Akşam saatlerinde ise kan şekerimizin yüksek değerlere ulaşma sıklığı sabah saatlerine kıyasla daha fazladır. Öğün sonrasında metabolizmamızın yediklerimizi yakma hızı akşam saatlerinde yüzde 44 oranında azalmaktadır. Tüm bu veriler, gündüzcül düzene uyum sağlamanın sağlıkla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Kronotipler ve yaşam tarzı etkileri
Ancak, bu düzeni bozmuş durumdayız. Yaşam tarzımızın ve kişisel mizacımızın getirdiği alışkanlıklar neticesinde toplumda “sabahçı tip” ya da “akşamcı tip” gibi farklı “kronotiplerin” varlığı bilinmektedir. Gececil düzene yansıttığımızda ise sistem çökme riski taşımaktadır. Kronotip araştırmaları, akşamcı tiplerin beslenme örüntülerinin daha fazla yağ, şeker ve tuz içerdiğini; vitamin, mineral ve kaliteli besin ögeleri açısından da yetersiz olduğunu ortaya koymuştur.
Uyku ile geçirilmesi gereken saatlerin beslenme ile geçirilmesi durumunda, hem tükettiklerimiz hem de bedenimiz kontrolü kaybetmektedir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam için düzenli ve uygun saatlerde beslenmek önemlidir.
Akşam yemeği için öneriler
Neyse ki kontrolü tekrar ele almanın stratejik püf noktaları mevcuttur. Beslenme ve zaman bilim çalışmaları, kahvaltının önemini tekrar gündeme getirmiştir. Günün enerji yoğunluğunun önemli bir bölümünü kahvaltıya ayırmak, vücudun çalışma sistemine uyumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Yaşam tarzınızın uyum sağladığı ölçüde öğle yemeği tüketmekten çekinmemek gerekmektedir; zira öğle yemeği saatleri de metabolizmanın etkin çalıştığı zaman dilimindedir.
Akşam saatleri ise günün enerji yoğunluğu en düşük olan öğünü temsil etmelidir. Bununla birlikte, akşam yemeği vitamin ve mineraller gibi mikro besin ögesi yoğunluğu en yüksek olan kaynaklardan oluşmalıdır. Bu bağlamda, akşam yemeğini işlevsel besin bileşenlerinin en iyi kaynaklarından olan sebzelerle ve bitkisel kaynaklarla zenginleştirmek gerekmektedir. Çünkü metabolizmamızın bu kaynaklara en çok ihtiyaç duyduğu zaman dilimi, günün son çeyreğine doğru başlamaktadır.
Sorunun yanıtı ise güncel araştırmalar tarafından “Ne yediğimiz mi, ne zaman yediğimiz mi?” sorusunun “her ikisi de” olarak yanıtlandığıdır. Sağlıklı yaşam süresinin uzatılmasının anahtarı, hem günlük besin alımının miktar olarak kontrolüne hem de bu besinlerin günün hangi saatinde tüketildiğine dikkat ettiğimizde doğru kapıyı açmaktadır.
