Avustralya'da yürütülen yeni bir klinik araştırma, sadece 4 haftalık kontrollü beslenmenin metabolik göstergeleri hızla iyileştirerek biyolojik yaş skorunu 4 yıla kadar düşürebildiğini ortaya koydu.
Saygın tıp yayını Aging Cell dergisinde yayımlanan çalışma, kan değerlerindeki olumlu değişimin matematiksel modeller üzerindeki güçlü etkisini gözler önüne serdi.
Deneyin Detayları Nelerdi?
Sydney Üniversitesi araştırmacısı Caitlin J. Andrews liderliğindeki bilim heyeti, yaşları 65 ile 75 arasında değişen 104 sağlıklı yetişkini kapsamlı bir beslenme deneyine aldı. Katılımcılara günlük enerji ihtiyacının yüzde 14'ünü protein olarak sunan 4 farklı özel menü uygulandı.
Tam bir ay süren kontrollü beslenme sürecinin ardından deneklerin tansiyon, insülin ve kan şekeri düzeyleri titizlikle kaydedildi. Kan değerlerini Klemera-Doubal yöntemi algoritmasıyla inceleyen uzmanlar, vücuttaki yıpranma payını gösteren delta yaş skorunu hesapladı.
Diyetin Etkileri Nasıldı?
Düşük yağ ve yüksek karbonhidrat içeren grupta algoritmik yaşın 3,5 ila 4,1 yıl arasında gerilediği belirlendi. İncelenen matematiksel modellerde kaydedilen düşüşlerin yüzde 95 güven aralığında istatistiksel geçerlilik taşıdığı tespit edildi.
Ancak elde edilen çarpıcı skor düşüşünün organların gerçekten gençleştiği anlamına gelmediğini belirten araştırmacılar, yanıltıcı beklentilere karşı önemle uyardı. Uzmanlar, hesaplanan bu tablonun biyolojik saatin fiilen geri sarılmasını değil, damarların ve kan değerlerinin sağlıklı beslenmeye verdiği ani metabolik uyumu yansıttığını bildirdi.
Hangi Diyet Modelleri Uygulandı?
Hepçil ve yüksek karbonhidratlı diyet, araştırmanın en başarılı modeli oldu. Hayvansal protein ile işlenmemiş kompleks karbonhidratları bir araya getiren bu beslenme planı, çalışmada biyolojik yaşı en belirgin ve en güçlü şekilde gerileten model olarak kaydedildi.
Günlük enerjinin yüzde 53’ünün tam tahıllar, baklagiller, sebze ve meyvelerden sağlandığı, yağ oranının ise yüzde 28-29 bandına çekildiği bu grupta katılımcıların biyolojik yaş göstergelerinde yaklaşık 3,5 ila 4 yılı bulan istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş kaydedildi.
Uzmanlar, araştırma boyutunun sınırlı olması nedeniyle sınırda kalan bu güçlü tablonun, daha uzun vadede ve daha geniş kitlelerde belirgin bir gençleşme etkisi yaratabileceğini vurguluyor. Klinik deneyin katılımcıların genel yaşam süresini ya da kalp ve demans risklerini doğrudan takip etmediği belirtildi.
Katılımcıların normal beslenme alışkanlıklarına döndükten sonra bu kazanımları koruyup koruyamadığının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi. Uzmanlar, kısa süreli bu metabolik kazanımların kronik hastalıklara karşı kalıcı bir koruma sağlayıp sağlamadığını anlamak için çok yıllık klinik araştırmaların şart olduğunu vurguladı.
