"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,4899 %0.22
56,3586 %-0.25
6.898,85 %-0.74
3.845.219 %-0.16
İşçi Haber Sağlık Erkeklerde yemek saatindeki değişiklikler kalp hastalığı riskini nasıl etkiliyor?

Erkeklerde yemek saatindeki değişiklikler kalp hastalığı riskini nasıl etkiliyor?

Yapılan araştırma, erkeklerde yemek saatlerindeki değişimlerin kalp-damar hastalığı riskini artırdığını ortaya koydu.

Okunma Süresi: 3 dk

Fransa'daki NutriNet-Sante kohortunda gerçekleştirilen bir araştırma, 104 bin 806 yetişkinin verilerini inceleyerek, hafta içi ve hafta sonu yemek saatleri arasındaki değişimlerin erkeklerde kalp-damar hastalığı riskiyle bağlantılı olduğunu belirlemiştir.

Her 1 saatlik yemek saatindeki değişimin, kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 14, koroner kalp hastalığı riskini ise yüzde 21 artırdığı tespit edilmiştir.

Yemek Jetlagı Nedir?

Araştırmada 'yemek jetlagı', bireylerin hafta içi ve hafta sonu yemek saatleri arasındaki zaman farkını tanımlamak için kullanılmıştır. Bu fark, günün ilk ve son kalorili tüketim zamanları esas alınarak hesaplanmıştır.

Araştırmacılar, bu düzeni 'öne alma', 'düzeni koruma' ve 'geciktirme' olarak üç grupta incelemiştir. Öne alma grubunda, hafta sonu yemek zamanları ortalama 2 saat daha erkene kayarken, geciktirme grubunda ise yemek düzeni hafta sonu ortalama 1 saat 40 dakika daha geç gerçekleşmiştir.

Erkeklerdeki Risk Artışı Neden Önemli?

Çalışmanın sonuçları, erkeklerde yemek jetlagındaki her 1 saatlik artışın kardiyovasküler hastalık riskinin yüzde 14 daha yüksek olmasıyla ilişkilendirildiğini göstermektedir. Koroner kalp hastalığında ise bu oran yüzde 21 olarak hesaplanmıştır.

Araştırma, yemek saatlerinin hafta içi ve hafta sonu arasındaki düzen değişikliğinin önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Yemek zamanlarının hafta içine göre daha erkene alınması da düzenli yemek saatlerine kıyasla daha yüksek riskle bağlantılı bulunmuştur.

Kadınlarda Anlamlı Bir Bağlantı Bulunmadı

Araştırmacılar, kadın katılımcılarda yemek jetlagı ile kardiyovasküler hastalık riski arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edemediklerini bildirmiştir. Bu farklılığın nedenleri arasında biyolojik cinsiyetler arasındaki fizyolojik farklılıklar, yaşam tarzı ve sosyo-mesleki koşullar değerlendirilmektedir.

Ancak, bu sonuçların nedenini kesinleştirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır. Araştırmada yaş, medeni durum, sosyo-mesleki koşullar, sigara ve alkol kullanımı, fiziksel aktivite, beslenme ve uyku gibi değişkenler istatistiksel modellerde dikkate alınmıştır.

Sonuçlar, erkeklerde yemek saatlerindeki düzensizlik ile kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişkinin beslenme kalitesi, yatış saati, toplam uyku süresi ve sosyal jetlag hesaba katıldıktan sonra da devam ettiğini göstermektedir.

Uzmanların Görüşleri

INRAE Araştırma Direktörü Bernard Srour, bulguların yalnızca geç saatte yemek yemeye değil, hafta boyunca yemek saatlerinin düzenli tutulmasına da işaret ettiğini belirtmiştir. Uzman, bu yeni çalışmanın, sadece geç saatlerde yemek yemenin değil, hafta içi ve hafta sonları arasında tutarlı yemek saatleri belirlemenin de önemli olabileceğini ifade etmiştir.

Araştırma, yemek saatlerindeki değişikliğin doğrudan kalp-damar hastalığına neden olduğu sonucuna varmamaktadır. Elde edilen veriler, iki durum arasında istatistiksel bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Çalışmanın yazarları, bulguların başka araştırmalarda doğrulanması gerektiğini ve yemek jetlagı ile kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişkinin nedenselliğini belirlemek için yeni çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır.