"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,9917 %0.18
53,8053 %0.13
6.212,09 % -0,10
2.991.811 %1.807
İşçi Haber Sağlık Kolon kanseri sessiz ilerliyor : Düzenli kontrol hayat kurtarıyor

Kolon kanseri sessiz ilerliyor : Düzenli kontrol hayat kurtarıyor

Kolorektal kanserler, sessiz ilerleyerek erken teşhisi zorlaştıran önemli bir sağlık sorunudur. Düzenli kontrollerin önemi vurgulanmaktadır.

Okunma Süresi: 3 dk

Dünya genelinde en sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açabilen kolorektal kanserler, sessiz ilerleyişleri nedeniyle erken teşhis edilmesi güç bir hastalıktır. Medipol Sağlık Grubu’ndan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Osman Civil, bu kanser türünün poliplerden kaynaklandığını ve vakaların yüzde 70'inin bu poliplerden geliştiğini belirtmektedir. Bu nedenle, 45 yaşından itibaren düzenli tarama testlerinin yaptırılması gerektiği konusunda uyarılarda bulunmaktadır.

Kolorektal Kanserlerin Belirtileri Neler?

Kolorektal kanserler, hem erkeklerde hem de kadınlarda sık görülen ve ölümcül sonuçlar doğurabilen kanser türleri arasında yer almaktadır. Bu hastalık, gizlice başladığı için çoğu zaman geç fark edilmektedir. Prof. Dr. Civil, kolorektal kanserin genellikle bağırsak düzeninde bozulma, belirsiz karın ağrısı, rektal kanama, ishal veya kabızlık gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etmektedir. Ancak bu belirtilerin çoğu nonspesifik olduğundan, erken dönemde gözden kaçabilmektedir.

Poliplerin Kansere Dönüşüm Süreci

Prof. Dr. Civil, kolorektal kanserlerin genellikle üç farklı yolla geliştiğini açıklamaktadır. Bunlar arasında ailesel, kalıtımsal ve poliplerden kaynaklanan yollar bulunmaktadır. Polipler, kalın bağırsağın iç yüzeyinde iyi huylu tümörler olarak başlamakta, ancak 5 ila 15 yıl içinde kansere dönüşebilmektedir. Kalıtsal geçiş gösteren kanserlerin oranı ise yaklaşık yüzde 5-10 arasında değişmektedir. Ailesel yatkınlık ise yüzde 10-15 oranında gözlemlenmektedir ve bu durum aile öyküsü olan bireylerde tarama yaşlarının daha erkene çekilmesini gerektirmektedir.

Risk Faktörleri ve Tarama Önerileri

Kolorektal kanser gelişiminde bazı risk faktörlerinin daha belirgin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Civil, değiştirilebilir risk faktörleri arasında obezite, diyabet, fiziksel aktivite yetersizliği, aşırı kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi, sigara ve alkolün bulunduğunu belirtmektedir. Değiştirilemeyen risk faktörleri arasında ise ileri yaş, aile öyküsü, ırk, cinsiyet ve polipler yer almaktadır. Erken tanı, kolorektal kanserlerde tedavi başarısını doğrudan etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği tarama programına göre, 45 yaşından itibaren yılda bir kez gaitada gizli kan testi yapılması, 5 yılda bir rektosigmoidoskopi uygulanması ve 10 yılda bir kolonoskopi ile tam bağırsak taraması yapılması önerilmektedir. Aile öyküsü olan bireylerde bu tarama yaşları 20’li yaşlara kadar indirilebilmektedir.

Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı

Kolorektal kanserlerin tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımın benimsendiğini vurgulayan Prof. Dr. Civil, tedavinin cerrahi, onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve radyoloji hekimlerinden oluşan bir ekip tarafından yürütüldüğünü ifade etmektedir. Primer tedavi genellikle cerrahidir ve hastalığın klinik evresi, Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) veya Pozitron Emisyon Tomografisi ile Bilgisayarlı Tomografi (PET-CT) gibi görüntüleme yöntemleriyle detaylı olarak belirlenmekte ve tedavi planı bu doğrultuda şekillendirilmektedir. Kolorektal kanserler, uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğinden, düzenli kontrollerin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.