Aşırı sıcak hava koşulları, yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruhsal dengeyi de olumsuz etkileyebilir. Psikiyatrist Prof. Dr. Hülya Ensari, sıcaklık ve nem artışının öfke kontrolünü zayıflatabileceğini, uyku kalitesini bozarak depresyon, bipolar bozukluk ve psikotik bozukluklarda alevlenme riskini artırabileceğini ifade etmektedir.
Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi olan Ensari, psikiyatrik ilaç kullanan bireylerin sıcak havalarda sıvı-elektrolit dengesi ve ilaç yan etkileri açısından daha dikkatli olması gerektiğini vurgulamaktadır. Sıcak havalarda artan tartışmalar, trafikte kısalan sabırlar ve aniden öfke patlamaları, yalnızca psikolojik yorgunlukla açıklanamayacak durumlar olarak değerlendirilmektedir.
Sıcak Havanın Ruhsal Duruma Etkisi Nasıldır?
Prof. Dr. Ensari, ısı düzenlemesi ile duygu ve uyku düzenlemesinin beyinde önemli ölçüde ortak mekanizmalar üzerinden yürütüldüğünü belirtmektedir. Bu nedenle sıcağın ruhsal duruma etkisi dolaylı değil, doğrudan bir etki olarak tanımlanmaktadır. Artan sıcaklıklar, sıvı-elektrolit kaybı, artmış uyarılmışlık ve bozulan uyku gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle, dürtü denetiminden sorumlu olan prefrontal işlevlerin görevini yapamadığı ve tehdit algıladığı ifade edilmektedir.
Ensari, öfke patlamalarının fren mekanizmasının zayıfladığı, gazın ise güçlendiği bir nörobiyolojik denge sorunu olduğunu dile getirmektedir. Nem, bu durumu daha da ağırlaştırmakta, çünkü terin buharlaşmasını engelleyerek vücudun serinleme mekanizmasını devre dışı bırakmaktadır. Beden serinleyemedikçe uyarılmışlık düzeyi düşmemektedir.
Psikiyatrik İlaç Kullananlar İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Psikiyatrik ilaç kullanan bireylerin sıcak havalarda daha dikkatli olmaları gerektiği belirtilmektedir. Bazı ilaçların (antipsikotik, antikolinerjik, antidepresan ve uyarıcı) yan etkileri ve vücudun ısı düzenleme kapasitesi üzerinde ek risk oluşturabileceği ifade edilmektedir. Aşırı sıcakların ruhsal durum üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Tek bir sıcaklık değeri, herkes için “kritik eşik” olarak kabul edilemez. Veriler, sıcaklık arttıkça riskin kademeli olarak yükseldiği bir doz-yanıt ilişkisi göstermektedir.
Kişisel eşik, bireyin yaşı, kardiyovasküler ve nörolojik eşlik eden hastalıkların varlığı, ilaç yükü, alkol kullanımı, sıcağa uyum düzeyi ve nem gibi faktörlere bağlı olarak belirlenmektedir.
Uyku ve Sıcaklık Arasındaki İlişki Nasıldır?
Uyku ile sıcak arasındaki bağ, konfor meselesi olmaktan çok daha fazlasıdır. Uykunun başlaması, fizyolojik olarak ısı kaybına bağımlıdır. Uykuya dalış, distal cilt damarlarının genişleyip ısı atmasıyla çekirdek ısının düşmesi üzerinden gerçekleşmektedir. Ortam sıcaklığı yüksek olduğunda bu ısı atımı gerçekleşmez, bu da uykuya dalma süresinin uzamasına ve gece uyanmalarının artmasına neden olmaktadır.
Akşam saatlerinde alkol tüketiminden kaçınılması gerektiği, yüksek ortam ısısının uyku bütünlüğünü bozarak duygusal işlemlemeyi olumsuz etkilediği ve öfke ile stres düzeyini de olumsuz yönde etkilediği belirtilmektedir. Uyku bozulmasının inflamatuvar belirteçleri ve kortizolü artırarak duygu düzenlemeyi bozduğu da gösterilmiştir.
Ensari’nin sıcak havalarda ruhsal ve fiziksel sağlığın korunması için önerileri arasında yatak odasının mümkün olduğunca serin ve hava akımlı tutulması, serinletme imkanı yoksa uyku öncesi havalandırma yapılması, yatmadan önce ılık duş alınması, sıvı alımının gün içine yayılması ve psikiyatrik ilaç kullanan yakınların sıvı alımının ve bilinç durumunun takip edilmesi yer almaktadır. Ayrıca, ilaçların kendi kararlarıyla kesilmemesi ve doz ile saat düzenlemesinin hekime danışılarak yapılması gerektiği de vurgulanmaktadır.
