Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, sabahları yataktan kalktıktan sonra belirginleşen topuk ağrısının, plantar fasiitin önemli belirtilerinden biri olabileceğine dikkat çekti.
Plantar Fasyanın Rolü Nedir?
Ayak tabanında topuk kemiğinden parmaklara kadar uzanan plantar fasyanın, ayağın yük taşıma ve basma işlevinde önemli rol oynayan güçlü bir bağ dokusu olduğunu belirten Prof. Dr. Koca, "Tekrarlayan mekanik zorlanmalar sonucunda bu dokuda mikro düzeyde hasarlanma, yıpranma, inflamatuvar değişiklikler ve ödem gelişebilir" dedi.
Uzun süre devam eden mekanik zorlanma ve plantar fasya üzerindeki çekme kuvvetlerinin, zaman içerisinde halk arasında "topuk dikeni" olarak bilinen kalkaneal spur oluşumuyla da ilişkili olabileceğini ifade eden Prof. Dr. İrfan Koca, bu durumun önemine dikkat çekti.
Topuk Ağrısının Diğer Nedenleri Nelerdir?
Prof. Dr. Koca, "Her topuk ağrısı plantar fasiit değildir. Özellikle sabahları belirgin bel tutukluğu, eklem şişlikleri veya artrit yakınmaları varsa romatolojik hastalıklar da araştırılmalıdır" şeklinde konuştu. Yanma ve uyuşma gibi şikayetlerin sinir sıkışmaları ve bel kaynaklı sorunlarla ilişkili olabileceğini vurguladı.
Ayrıca aşil tendon problemleri, gut ve diğer ayak-topuk hastalıklarının da ayırıcı tanıda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Tedavide bütüncül yaklaşımın önemine değinen Dr. Koca, "Plantar fasiitte yalnızca ağrılı bölgeye odaklanmak yerine ayağın genel yapısı ve yük dağılımı değerlendirilmelidir. Ayak arkının yeterliliği, ayak tabanındaki anormal yüklenmeler, kilo, fasiyal gerginlik ve blokajlar, yürüme-basma özellikleri ve geçirilmiş ameliyatlar tedavi planında birlikte ele alınmalıdır" dedi.
Tedavi hastanın özelliklerine göre şekillendirilmelidir. Ev egzersizleri, uygun ayakkabı ve tabanlık, manuel terapi ve fasiyal gevşetme uygulamalarının yanı sıra ESWT (şok dalga tedavisi), lazer ve fasiyal hidrodiseksiyon gibi yöntemlerden yararlanılabilir.
Gerekli durumlarda nöral terapi, proloterapi ve PRP gibi uygulamalar da tedavi planına dahil edilebilir. Kök hücre ve eksozom uygulamaları ise uygun hastalarda tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebilir.
Tedaviye dirençli seçilmiş vakalarda radyofrekans uygulanabilir. Steroid enjeksiyonları ise olabilecek yan etkiler ve tedaviye bağlı riskler göz önünde bulundurularak, her hasta için beklenen yarar ile ihtimal zarar arasındaki denge değerlendirilerek gündeme alınmalıdır.
Şikayetlerin uzun sürdüğü, tedaviye yanıt vermeyen veya alışılmışın dışında seyreden durumlarda ise vücuttaki bazı hormon ve mineral dengesizlikleri de araştırılmalıdır. Bu amaçla D vitamini, tiroid ve paratiroid hormonları, kalsiyum ve fosfor düzeyleri başta olmak üzere gerekli kan tetkikleri yapılabilir.
Gut hastalığı açısından da ürik asit düzeyi değerlendirilebilir. Plantar fasiitte amaç yalnızca ağrıyı azaltmak değil; ağrıya neden olan mekanik ve fasiyal faktörleri, gerektiğinde romatolojik, nörolojik ve metabolik nedenleri birlikte değerlendirerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturmaktır" diye konuştu.
