Geliştirilen yeni teknoloji, açık kalp ameliyatına ihtiyaç duyan bazı enfeksiyonların tedavisinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Kurşun kalem ucundan daha büyük olmayan manyetik robotlar, damar yoluyla vücuda girerek ilacı doğrudan kalbin enfekte bölgesine ulaştırmak amacıyla tasarlandı.
Yeni Teknolojinin Temel Özellikleri Neler?
Johns Hopkins Üniversitesi mühendisleri tarafından geliştirilen bu milimetre boyutundaki robotlar, damardan verilerek ilacı enfekte kalp dokusuna bırakma yeteneğine sahip. “Millirobot” adı verilen sistem, yaklaşık bir kurşun kalem ucu ya da kibrit başı genişliğinde ve pirinç tanesi uzunluğunda iki küçük robottan oluşuyor. Bu robotlardan biri enfeksiyonun bulunduğu kalp dokusuna tutunarak sabit bir istasyon görevi görüyor.
İkinci robot ise antibiyotiği taşıyarak ilk robota ulaştığında manyetik olarak kenetleniyor ve ilacı doğrudan hastalıklı bölgeye bırakıyor. Bu yapı, ilaç taşıyan robotun gerektiğinde değiştirilmesine olanak tanıyarak aynı noktaya birden fazla doz gönderilmesini sağlıyor.
Robotların Çalışma Prensibi Nasıl İşliyor?
Robotların hareketi, vücudun dışından oluşturulan elektromanyetik alanlarla sağlanıyor. Bu sistem, çalışma prensibi açısından MR cihazlarında kullanılan manyetik alanlara benzer bir yöntemden yararlanıyor. Robotların üzerinde batarya ya da motor bulunmaması, boyutlarının son derece küçük tutulmasını sağlıyor. Dışarıdan yönlendirilen manyetik alan, robotların damar içinde ilerlemesine ve hedeflenen bölgeye ulaşmasına imkan tanıyor.
Teknolojinin özellikle endokardit adı verilen ciddi kalp enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılması hedefleniyor. Bu hastalıkta antibiyotikler genellikle damar yoluyla haftalar boyunca veriliyor, ancak ilaç kan dolaşımında seyrelerek enfeksiyonun bulunduğu noktaya yeterli yoğunlukta ulaşamayabiliyor.
Geliştirilen Robotların Geleceği Nedir?
Geliştirilen robotlarla antibiyotiğin doğrudan hastalıklı dokuya verilmesi halinde, günümüzde dört ila altı hafta sürebilen tedavinin saatler içinde tamamlanabileceği öngörülüyor. Ancak robotlar henüz insanlarda denenmedi. İlk testler, insan kalbinin yapısını taklit eden modeller ve gerçek domuz kalp dokusu üzerinde gerçekleştirildi. Robotların simüle edilen kan akışına karşı ilerleyebildiği ve hedeflenen bölgeye ulaşabildiği gözlemlendi.
Araştırmanın bir sonraki aşamasında, kasılma ve atım hareketlerini de taklit eden daha gelişmiş kalp modellerinin kullanılması planlanıyor. Ayrıca, bu teknolojinin kullanım alanı yalnızca kalp enfeksiyonlarıyla sınırlı olmayabilir; araştırmacılar, aynı sistemin ilaçların vücuttaki ulaşılması zor noktalara taşınmasında ve özellikle yayılan kanser hücrelerinin hedeflenmesinde de kullanılabileceğini düşünüyor. Amaç, ilacı tüm vücuda yaymak yerine doğrudan ihtiyaç duyulan bölgeye ulaştırarak tedavinin etkisini artırmak ve yan etkileri azaltmaktır.
