reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6486 %0.04
52,0203 %0.17
7.089,07 % 0,46
2.918.141 %-3.392
İşçi Haber Teknoloji Balığın taze olup olmadığı nasıl anlaşılır? Tazeliği ölçen cihaz geliştirildi!

Balığın taze olup olmadığı nasıl anlaşılır? Tazeliği ölçen cihaz geliştirildi!

Bilim insanları, balıklarda bozulma başlamadan önce oluşan kimyasal değişimleri tespit ederek tazeliği iki dakikadan kısa sürede ölçebilen taşınabilir bir sensör geliştirdi. Cihazın gıda güvenliği ve israfın azaltılmasında önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Okunma Süresi: 2 dk

Balık satın alırken çoğu tüketici tazeliği anlamak için genellikle kokusuna veya gözlerinin parlaklığına bakıyor. Ancak bilim insanlarına göre balığın bozulmasıyla ortaya çıkan kimyasal değişimler, görünür belirtilerden çok daha önce başlıyor. Bu nedenle araştırmacılar, tazeliği iki dakikadan kısa sürede ölçebilen taşınabilir bir sensör geliştirdi.

Kimyasal Tazelik Ölçümünde Yeni Dönem

ACS Sensors dergisinde yayımlanan çalışmaya göre cihaz, deniz ürünlerinin tazelik değerlendirmesini hızlı, pratik ve laboratuvar hassasiyetine yakın bir doğrulukla gerçekleştirebiliyor. Balıklar öldükten hemen sonra nükleik asitlerin parçalanmasıyla “hipoksantin” (HX) adı verilen bir kimyasal ortaya çıkıyor. HX seviyesinin hızla yükselmesi nedeniyle bu madde, hem bütün balıklarda hem de filetolarda güvenilir bir tazelik göstergesi olarak kabul ediliyor.

Hali hazırdaki yöntemlerde hipoksantin ölçümü için laboratuvar ekipmanlarına, uzman teknik personele ve uzun analiz süreçlerine ihtiyaç duyuluyor. Bu da marketler, soğuk hava depoları veya ev ortamında rutin testlerin yapılmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor.

Bu sorundan hareketle Nicolas Voelcker, Azadeh Nilghaz ve Muamer Dervisevic’in de yer aldığı araştırma ekibi, karmaşık hazırlık gerektirmeyen ve farklı ortamlarda kolayca kullanılabilecek taşınabilir bir sensör tasarladı.

Mikroiğne Teknolojisiyle Hızlı Tespit

Geliştirilen cihaz, hipoksantinle reaksiyona giren özel bir enzim ve altın nanopartiküllerle kaplanmış dört adet mikroiğneden oluşuyor. Genellikle medikal uygulamalarda ve cilt bakım ürünlerinde kullanılan mikroiğneler, balığın yüzeyinin altındaki kimyasal aktiviteye ulaşarak bozulmanın başlamasını tespit etmede kritik rol oynuyor.

Sensör balığın üzerine hafifçe bastırıldığında iğneler dokunun içine yerleşiyor ve enzimler hipoksantinle reaksiyona giriyor. Cihaz, bu esnada etin içindeki elektriksel sinyal değişimlerini ölçerek tazelik durumunu belirliyor.

Araştırma ekibinin oda sıcaklığında 48 saate kadar bekletilen taze somon parçaları üzerinde yaptığı testler, sensörün laboratuvar kitleriyle benzer hassasiyet gösterdiğini ortaya koydu. Cihaz, tazelik sınıflandırması için kritik öneme sahip çok düşük hipoksantin seviyelerini —500 milyar parçaya kadar— algılayabiliyor ve sonuçları yaklaşık 100 saniye içinde ekrana yansıtıyor.

Gıda Güvenliği ve İsrafın Azaltılması

Henüz ticari kullanıma sunulmayan teknolojinin, gıda kalitesinin gerçek zamanlı izlenmesi açısından önemli bir potansiyel taşıdığı belirtiliyor. Sistem yaygınlaşırsa, tüketiciler yalnızca koku veya görünüşe dayalı tahminler yerine kimyasal verilere dayanan daha güvenilir sonuçlara ulaşabilecek. Bu durum hem gıda israfının azaltılmasına hem de gıda kaynaklı zehirlenme risklerinin düşmesine katkı sağlayabilir.