"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
32°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
3.026.696 %-0.51
İşçi Haber Videolar İnfografik Enerji İş Sendikası Genel Başkanı Altunsoy'dan 'FETÖ ile mücadele' değerlendirmesi

Enerji İş Sendikası Genel Başkanı Altunsoy'dan 'FETÖ ile mücadele' değerlendirmesi

Enerji İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mahmud Altunsoy, “FETÖ’yle Mücadele, Devlete Bulaştırdığı Ahlaksızlıkla Mücadeledir” başlıklı köşe yazısında, FETÖ’nün zararının yalnızca 15 Temmuz darbe girişimi ve devlet kurumlarına sızmasıyla sınırlı olmadığını belirtti. Altunsoy, örgütün devlete taşıdığı kayırmacılık, fişleme, gizli yapılanma ve liyakat karşıtı anlayışın da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Okunma Süresi: 3 dk

Enerji İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mahmud Altunsoy, örgütün devlet içerisinde liyakat yerine örgütsel bağlılığı, şeffaflık yerine gizliliği ve hukuk yerine farklı yöntemleri öne çıkaran bir anlayış oluşturduğunu savundu. Bu yaklaşımın devletin kurumsal yapısında uzun süreli etkiler bıraktığını belirten Altunsoy, örgütün geçmişte fişleme, özel hayatın takibi, iftira, şantaj ve itibarsızlaştırma gibi yöntemleri kullandığını kaydetti.

'FETÖ’nün Yöntemleri Başka Yapılar Tarafından Sürdürülmemeli'

Yazısında FETÖ'nün geride bıraktığı en önemli sorunlardan birinin, devlet içerisinde makam ve güç elde etmek amacıyla her yöntemin kullanılabileceği anlayışı olduğunu ifade eden Altunsoy, örgütün tasfiye edilmesinin ardından bu yöntemlerin tamamen ortadan kalkıp kalkmadığının sorgulanması gerektiğini dile getirdi.

Altunsoy, farklı kişi veya grupların benzer yöntemleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasının yeni sorunlara yol açabileceğini belirterek, mücadelenin gruplar arasındaki bir güç mücadelesine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

FETÖ'nün kullandığı fişleme, iftira, dedikodu, algı oluşturma, özel hayatın araştırılması ve kurumsal yetkilerin rakiplere karşı kullanılması gibi uygulamaların başka kişi veya gruplar tarafından sürdürülmesinin de aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Liyakat ve kurumsallık vurgusu

Altunsoy, devletin herhangi bir cemaatin, grubun, kliğin veya kişisel yakınlık ilişkilerinin paylaşım alanı olmadığını belirtti. Kamu görevlerinde grup aidiyeti ve kişisel bağlılıkların liyakatin önüne geçmesinin yeni yapılanmalar için uygun bir zemin oluşturabileceğine dikkat çekti.

FETÖ'nün de geçmişte devlet kurumlarındaki boşluklardan, denetim eksikliklerinden, kayırmacılıktan ve kişisel sadakat ilişkilerinden yararlandığını ifade eden Altunsoy, yeni sızmaların önlenmesi için yalnızca istihbarat faaliyetlerinin artırılmasının yeterli olmayacağını savundu.

Altunsoy'a göre, devlet kurumlarında şeffaflık, denetlenebilirlik, liyakat, hukuki güvenlik, adalet ve kurumsallığın güçlendirilmesi, gizli yapılanmalara karşı en önemli koruma mekanizmaları arasında yer alıyor.

'FETÖ'yle mücadele yöntemlerle de mücadeleyi gerektiriyor'

Köşe yazısında FETÖ'nün yalnızca bir örgüt adı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Altunsoy, örgütün devlete sızma, gizli dayanışma ağları oluşturma, değerleri istismar etme, kendi mensuplarını koruma ve farklı kesimleri tasfiye etme anlayışının da mücadele edilmesi gereken unsurlar olduğunu ifade etti.

Altunsoy, gerçek mücadelenin yalnızca örgüt mensuplarını devlet kurumlarından uzaklaştırmakla sınırlı kalamayacağını, örgütün devlete taşıdığı kayırmacılık, gizli yapılanma, iftira, fişleme, şantaj ve kamu gücünün kişisel hesaplaşmalarda kullanılması gibi anlayışların da ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti.

Mahmud Altunsoy, yazısının sonunda, devleti koruyacak olanın gruplar arasındaki üstünlük mücadelesi değil, hukuk, adalet, ahlak, liyakat ve kurumsallığın herkes için geçerli hâle gelmesi olduğunu vurguladı.