İstanbul başta olmak üzere yurdun dört bir yanında son dönemlerde yaygınlaşan yabancı kökenli kutlamalar, toplumsal değerler açısından derin endişeleri beraberinde getiriyor. Yılbaşı ve sevgililer günü gibi alışkanlıkların ardından, kökeni antik Keltlerin pagan inancına dayanan Cadılar Bayramı etkinliklerine gösterilen ilgi tartışma yaratıyor. Cadılar Bayramı kutlamaları çerçevesinde sokaklarda yaşanan sıra dışı manzaralar ve eğlence merkezlerinin önünde oluşan upuzun kuyruklar dikkat çekti.
Binlerce kişinin yüzlerini korkunç makyajlarla boyayıp şeytan ve hayalet kostümleri giymesi, kültürel yabancılaşma tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Müslüman Türk kültüründe hiçbir temeli bulunmayan bu tür etkinliklerin gençler arasında yayılması, uzmanlar tarafından kimlik erozyonu olarak değerlendiriliyor. Kültürel yabancılaşma süreci konusunda gazetemize değerlendirmelerde bulunan ilahiyatçı yazar Ahmet Tahiroğlu, yaşananların masum bir eğlenceden ziyade sistemsel bir yozlaşma olduğuna dikkat çekti.
Ahlaki değerler tahrip ediliyor
Günümüzde bu tür etkinliklerin alkol tüketiminin doruğa ulaştığı, haya sınırlarının bilerek ve isteyerek çiğnendiği ortamlara dönüştüğünü belirten Ahmet Tahiroğlu, bedenin teşhir edilmesine sert tepki gösterdi. Ahlaki sınırların zorlanması ve zina ile fuhuşa varan davranışların eğlence adı altında meşrulaştırılmaya çalışıldığını vurgulayan Tahiroğlu, bunun masum bir kostüm partisinden çok uzak olduğunu ifade etti.
Sessiz bir kimlik ihaneti
Bu durumun İslam beldelerine kadar sızmasının oldukça vahim bir tablo oluşturduğunu dile getiren Tahiroğlu, şunları kaydetti:
'Kostüm partisi diye başlayan şey, yavaş yavaş değerlerimizin üzerine örtülen bir perdeye, kimliğimizi çözmeye yönelik sessiz ama sistemli bir saldırıya dönüşüyor. Bu aynı zamanda bir kimlik ihanetidir, gaflettir. Bizim medeniyetimizin temeli aile, mahremiyet, edep ve hayadır.' Medeniyetin temel değerleri olan bu unsurların korunması gerektiğinin altını çizen yazar, yabancı inançlardan doğan kutlamaların benimsenmesinin kabul edilemez bir zafiyet olduğunu belirtti.
Fıtrattan uzaklaşma tehlikesi
Önce değerlerin önemsizleştirildiğini, ardından mahremiyetin sıradanlaştırıldığını ve nihayetinde yanlışların özgürlük kisvesi altında normalleştirildiğini belirten Tahiroğlu, bu sürecin fıtrattan uzaklaştıran tehlikeli bir yolculuk olduğunu kaydetti. Geleceğin teminatı olan aile yapısı ve inancın korunmasının her şeyden önemli olduğunu belirten uzmanlar, gençlerin bu tür akımlardan uzak durması çağrısında bulundu.
(Kaynak ve Görsel: Yeni Akit)
