Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde geçen yıl yanmış kamyonette baba Remzi ve oğlu Muhammet Sati'nin cesetlerinin bulunmasına ilişkin "tasarlayarak kasten öldürmek" suçundan 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle haklarında dava açılan 5'i tutuklu 7 sanığın yargılanmasına başlandı.
Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar A.M.İ, İ.K, M.D, M.K, tutuksuz sanıklar A.Ö. ve O.K, maktul Remzi Sati'nin eşi Filiz Sati, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık A.İ. ise tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
‘arabada oğlu vardı, tutamadım kendimi vurdum’
Duruşmada, tutuklu sanık A.M.İ. yaptığı savunmada, olaydan 15 gün öncesine kadar maktul Remzi Sati ile aralarında bir husumet bulunmadığını iddia etti.
Sanık A.M.İ, şunları kaydetti:
"Ona hayvan sattım. Ödemesini vadeli olarak yapacaktı. Nişanlanacaktım, bana para lazımdı. Olay günü onu arayarak para istedim. Ödeme konusunda kendisiyle tartıştım. Telefonu kapattıktan 30 saniye sonra tekrar aradım, ona 'Kum ocağında seni bekliyorum' dedim. Olay yerine yalnız gittim. Gittiğimde Remzi bekliyordu. Oğlu vardı yanında. Arabasına bindim. Oğlunun orada olduğunu görünce yalnız konuşmak istedim. O konuşmayı sürdürdü. Tutamadım kendimi ve aracın içerisinde vurdum. Aracı hemen olayın ardından yaktım. Ortada delil bırakmak istemedim. Yaklaşık 15 dakika olay yerinde kaldım. Neden diğer sanığa Remzi Sati'nin telefonundan mesaj attığımı hatırlamıyorum. Sonra eve döndüm. Elimi yüzümü yıkayıp üstümü değiştirdim. Ağacın altında oturdum ve sigara yaktım. Olayı kimseye söylemedim. Suçumu kabul ediyorum."
diğer sanıklar tahliyesini talep etti
Tutuklu sanık A.İ. ise suçsuz olduğunu ileri sürerek, "Böyle bir olay olacağını bilseydim müdahale ederdim. Olay yerine gitmedim. Evde otururken birkaç el silah sesi duydum. Oğlum ile Remzi arasında bir husumet olup olmadığını bilmiyordum. Bilseydim izin vermezdim. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Diğer tutuklu sanıklar İ.K, M.D. ile M.K. de üzerlerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, tahliyelerine karar verilmesini talep etti.
Tutuksuz sanık A.Ö. ise olay günü bir kafede arkadaşlarıyla oturduğunu, maktul Remzi Sati'nin telefonundan "Ben kum ocağının ordayım, gel hesaplaşalım" şeklinde mesaj geldiğini belirtti.
Remzi Sati'nin telefonundan aranıldığını, birkaç saniye açık olmasına rağmen telefondan ses gelmediğini öne süren A.Ö. şunları aktardı:
“Yanlışlıkla bana mesaj attığını düşündüm. Sonra Remzi Sati ve oğlunun kayıp olduğunu öğrendim. Remzi ile aramızda alacak verecek meselesi yoktu. Sanık A.M.İ. ile ortak olduklarını biliyordum. Fakat aralarında herhangi bir husumet olup olmadığını bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum.” Tutuksuz sanık O.K. de suçsuz olduğunu öne sürerek, beraatını istedi.
Maktul Remzi Sati'nin eşi Filiz Sati ise sanık A.M.İ. ile eşinin hayvancılık konusunda ortak olduklarını, aralarında herhangi bir husumetin olup olmadığını bilmediğini söyledi.
‘oğlum gitmek istemedi’
Eşinin her şeyi kendisine anlattığını belirten Sati, şöyle devam etti:
"Olaydan önce sanık (A.M.İ) bir hayvanı izinsiz satmış. Onunla ilgili bir problem olmuştu. Eşim, o konuyu kendi aralarında çözeceklerini söylemişti. Daha sonra da sanık 6-7 hayvanı eşimden habersiz satmıştı. Olay günü eşim yemeğini yedi, çayını içti ve namaz kıldı. Sanık onu aradı. Eşim, sanığa 'Eğer yakalarsan haber verirsin.' diyerek telefonu kapattı. Sanık, tekrar eşimi aradı, eşim de ona 'Yakaladın mı?' diye sordu. Ardından eşim, 'Tamam o zaman geliyorum.' dedi. Eşim oğluma, 'Çayın yakınında manda bulundu ve onu almaya gidelim.' dedi. Oğlum da uyumak istediği için gitmek istemedi. Eşim de 'Hemen bakıp geliriz' dediği için oğlumla beraber çıktılar. İkisi de pijama ile çıktı. Eşime, oğlumu götürme dememe rağmen götürdü. Sanığı da ilk kez görüyorum."
Bir süre sonra uyuduğunu, sabaha karşı uyandığında eşi ve oğlunu evde bulamadığını anlatan Sati, onları telefonla aradığını ancak telefonun kapalı olduğunu belirtti.
Tüm sanıklardan şikayetçi olduğunu kaydeden Sati, "Hepsinin parmağı vardı bu işte. Hepsinin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Eşimle ortaktın, çocuğumdan ne istedin? Ciğerim paramparça oldu. Oğlumun suçu neydi? Artık kolu kanadı kırılan bir kadınım" diye konuştu.
Cumhuriyet savcısı, mütalaasında tutuklu sanıklar A.M.İ. ile M.K'nin tutukluluk halinin devamına, İ.K, M.D. ve A.İ'nin tahliyesine karar verilmesi yönünde görüş bildirdi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, söz konusu olayda 18 yaşından küçük çocuğun öldüğünü belirterek, duruşmaya katılma taleplerinin kabulüne ve tutuklu sanıkların mevcut halinin devamı yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti verdiği aranın ardından, tutuklu sanıklar İ.K, M.D, M.K. ve A.İ'nin tahliyesine, tutuklu sanık A.M.İ'nin de mevcut halinin devamına karar verdi.
istenen ceza belli oldu
Heyet, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve maktul eşi Filiz Sati'nin duruşmaya katılma talebinin kabulüne ve gelecek celse bazı tanıkların dinlenilmesine karar vererek, duruşmayı 25 Haziran'a erteledi.
İddianamede, 1'i tutuklu 7 sanık hakkında, "tasarlayarak kasten öldürmek" suçundan 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesi kırsal Kuşburnu Mahallesi'nde 19 Mayıs 2025'te Remzi (49) ve oğlu Muhammet Sati'nin (15) yanmış kamyonette cesetleri bulunmuştu.
Kaynak: AA
