2025 yılında küresel çapta bazı çatışmaların şiddeti artarken, ülkeler sınır güvenliği politikalarını sıkılaştırdı ve ticaret savaşları devam etti. Institute for Economics & Peace tarafından hazırlanan Küresel Barış Endeksi (Global Peace Index – GPI), devlet düzeyindeki çatışmaların sayısının Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koyuyor. Buna karşılık, bazı ülkeler barışı ve sosyal istikrarı önceliklendirmeyi sürdürüyor.
GPI, askeri harcamalar, dış çatışmalar, terörizm ve cinayet oranları da dahil olmak üzere 23 gösterge üzerinden ülkelerin barış seviyesini değerlendiriyor. Endeksin zirvesindeki ülkeler, son 20 yılda değişmeden listede yer almayı sürdürdü. Bu ülkelerde yaşayanların gündelik yaşamları, barış politikalarının etkilerini doğrudan yansıtıyor.
İzlanda: Güvenliğin Günlük Hayata Yansıması
2008’den bu yana endeksin zirvesinde bulunan İzlanda, dünyanın en barışçıl ülkesi olma unvanını koruyor. Ülke, güvenlik, devam eden çatışmalar ve askerileşme konularında lider konumda. İzlandalılar için bu durum, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası.
Doğma büyüme İzlandalı Inga Rós Antoníusdóttir, “Gece dışarıda korkmadan yürüyebilir, anne-babaları bir kafede yemek yerken veya bir mağazada alışveriş yaparken bebeklerin bebek arabasında uyuduğunu görebilirsiniz. Polisler silah taşımıyor” diyor. Antoníusdóttir, ülkenin toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının kadınların güvende hissetmesini sağladığını vurguluyor ve ziyaretçilere İzlanda’yı gerçek anlamda deneyimlemek için doğada vakit geçirmelerini öneriyor.
İrlanda: Topluluk Ruhu ve Sosyal Dayanışma
20. yüzyılın sonlarına kadar çatışmalar yaşayan İrlanda, günümüzde barışı önceliklendiren ülkeler arasında yer alıyor. Askerileşme düzeyini düşürmesi, ülkenin GPI’de üst sıralara çıkmasına katkı sağladı.
İrlandalı Jack Fitzsimons, “İster küçük bir kasabada ister büyük bir şehirde olun, topluluk ve dostluk hissi evinizdeymişsiniz gibi hissettiriyor. İnsanlar birbirini kolluyor; yabancıdan yardım isteyebileceğiniz bir ortam var” diyor. İrlanda, hem iç hem de dış politikada diplomasiyi ve doğal-kültürel varlıkların korunmasını öncelikli tutuyor.
Yeni Zelanda: Doğa ve Sosyal Güvenlik Bir Arada
Bu yıl endekste iki sıra yükselen Yeni Zelanda, üçüncü sırada yer aldı. Ülkenin coğrafi izolasyonu ve düşük terör vakaları, güvenlik algısını güçlendiriyor.
Yeni Zelanda doğumlu Mischa Mannix-Opie, “Ülke, dünyanın en katı silah yasalarından birine sahip. Bu da güvenlik hissini artırıyor. Çocuklar okula yürüyerek gidiyor, kapılar kilitli değil ve yolda bir araç arıza yaptığında insanlar durup yardım ediyor” diyor. Mannix-Opie, güçlü sosyal güvenlik ağları, evrensel sağlık hizmetleri ve yerli Maori kültürü ile insanların toplumla güçlü bağ kurduğunu ekliyor.
Avusturya: Güvenlik ve Tarafsızlık
Avusturya, bu yıl endekste bir sıra gerileyerek dördüncü sırada yer aldı. Ülke, anayasal tarafsızlık politikasıyla NATO gibi askeri ittifaklara katılmıyor ve kaynaklarını iç güvenlik ve sosyal hizmetlere yönlendiriyor.
Avusturyalı Armin Pfurtscheller, “Üst düzey sağlık ve eğitim imkanları, güçlü sosyal güvenlik ağıyla birleşince istikrar ve güveni pekiştiriyor. İnsanlar gece yarısı nehir kenarında yürüyebiliyor, evlerini kilitlemiyor ve bisikletlerini zincirsiz bırakabiliyor” diyor. Pfurtscheller, ülkeyi ziyaret edenlerin de bu güvenlik hissini deneyimlediğini belirtiyor.
Singapur: Güvenlik ve Özgürlük Dengesi
Endekste altıncı sırada yer alan Singapur, listede ilk 10’a giren tek Asya ülkesi oldu. Kişi başına yüksek askeri harcamalara rağmen, ülkenin iç güvenliği ve çatışmasız ortamı yüksek puan almasını sağladı.
Xinrun Han, “Gece yürüyüşe çıkmak veya nehir kenarında vakit geçirmek güvenli. Şehirdeki özgürlük hissi, insanların rahat hareket etmesine imkan tanıyor” diyor. Han, Singapur’u ziyaret edenlere gece aktivitelerini deneyimlemelerini tavsiye ediyor ve güvenliğin özgürlüğü pekiştirdiğini vurguluyor.
