Fransa'da artan yaşam maliyetlerine karşı düzenlenen kitlesel gösterilerin, hafta sonu şiddetli sokak olaylarına dönüşmesinin ardından, eylemciler 19 Ekim Pazartesi günü Paris'teki Louvre Müzesi'nin girişini kapattı. Ülke genelinde yaklaşık 500 bin kişinin katıldığı protestolar, güvenlik güçleri ile eylemciler arasında çatışmalara neden oldu. Olaylar sonucunda bini aşkın güvenlik görevlisi yaralanırken, 2 bin 500'den fazla kişi gözaltına alındı.
Protestoların Sebepleri Neler?
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşanan olayların ardından güvenlik incelemesi talimatı verdi. Gösterileri organize eden Sarı Yelekliler hareketi, önümüzdeki cumartesi günü için yeni bir protesto çağrısında bulundu. Bu durum, halkın yaşam pahalılığına karşı duyduğu rahatsızlığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Macron, pazar akşamı ulusa sesleniş konuşmasında yaşanan taşkınlıkları kınadı ve yerel yetkililerin, gerekli durumlarda gösterileri yasaklayabileceğini açıkladı. Ancak, olağanüstü hâl veya genel bir sokağa çıkma yasağı kararı almadı.
Hükümetin Güvenlik Önlemleri
Başbakan Sébastien Lecornu, ticari işletmeleri korumak amacıyla bazı şehirlerde bölgesel ve kısmi sokağa çıkma yasakları uygulanması için yerel makamlara talimat verdi. Marsilya'daki yerel yönetim, pazartesi günü saat 12.00 ile 20.00 arasında kamusal toplanmaları yasakladı. Bu önlemler, protestoların kontrol altına alınması amacıyla hayata geçirildi.
Protestocular, Louvre Müzesi'nin girişini kapatarak eylemlerini sürdürdü. Müze yönetimi ve sendikalar, eylemin Ecole du Louvre öğrencileri tarafından yönlendirildiğini belirtirken, müzenin dışına 'Dünyanın en büyük müzesini abluka altına aldığımızı duyurmaktan gurur duyuyoruz' yazılı bildiriler asıldı.
Yaşam Pahalılığı ve Siyasi Tansiyon
Fransa'da mart ayından bu yana motorin fiyatlarının yaklaşık yüzde 40, benzinin yüzde 25 ve 2021'den bu yana gıda fiyatlarının yüzde 25 oranında artması, halk tepkisini tırmandırdı. Bu huzursuzluk ortamı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi tansiyonu artırdı. Macron'un yeniden aday olamayacağı ve aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin adayı Marine Le Pen'in anketlerde önde seyrettiği bir dönemde, bu olaylar daha da önem kazandı.
Başbakan Lecornu, aşırı sol hareketleri ülke genelinde kargaşa çıkarmakla suçlayarak, 'Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin takvimini ve hatta seçimin bizzat yapılmasını dahi sorgulatmak üzere harekete geçirilebilecek koca bir ağ bulunuyor' değerlendirmesinde bulundu. Bakanlar, şiddet olaylarından aşırı sol grupları sorumlu tutarken, Le Pen, aşırı solcu rakibi Jean-Luc Mélenchon'un partisinin şiddeti meşrulaştırdığını öne sürdü.
