Washington ve Tahran arasındaki nükleer krizde diplomasi trafiği yeniden hızlanıyor. 6 Şubat’ta Umman’da gerçekleşen dolaylı müzakerelerin ardından, tarafların 17 Şubat Salı günü Cenevre’de masaya oturması planlanıyor. Ancak masada barış konuşulurken, sahada tarihin en büyük askeri yığınaklarından biri yapılıyor.
ABD, nükleer müzakerelere devam mesajı verirken; bölgeye sevk edilen uçak gemileri, hayalet uçaklar ve füze savunma sistemleriyle "ikinci aşama" uyarısında bulunuyor. Orta Doğu’da tansiyon giderek yükselirken, Umman zirvesinin ardından 17 Şubat’ta İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılması planlanan ikinci tur nükleer müzakereler dikkatle izleniyor.
Görüşmelere kimler katılacak?
ABD heyetine, Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner başkanlık edecek. İran tarafını ise Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi temsil edecek. Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen bu mekik diplomasisi bölgedeki gerilimi düşürmeyi amaçlarken, Trump’ın “Anlaşma olmazsa ikinci aşama onlar için çok zor olacak” sözleri, görüşmeler üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
Diplomasi masasına Pentagon gölgesi Beyaz Saray diplomatik kanalları açık tuttuğunu belirtsin ya da belirtmesin, Pentagon’un Orta Doğu’daki askeri varlığı alarm seviyesinde. CENTCOM sorumluluk alanında iki uçak gemisi taarruz grubunun (USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford) aynı anda görev yapacak olması, Washington’un "önleyici hazırlık" stratejisinin bir parçası.
Askeri yığınak ve savunma hazırlıkları
Destroyerler, Aegis savunma sistemleri ve nükleer denizaltılarla katmanlı bir koruma ağı oluşturuldu. Ürdün ve Katar’daki üslere F-15E, F-35C ve elektronik harp uçakları takviye edildi. Katar’daki El-Udeyd Üssü’nde Patriot sistemleri mobil platformlara taşınarak olası bir misillemeye karşı esneklik kazandırıldı. Patriotlar "mobil" konuma geçti. Uydu görüntülerine yansıyan en kritik değişim ise Katar’da yaşandı.
Patriot hava savunma sistemlerinin sabit rampalardan alınarak kamyonlara monte edilmesi, ABD’nin İran’dan gelebilecek bir balistik füze saldırısını "yakın bir tehdit" olarak gördüğünü kanıtlıyor. Sadece Katar’da değil; Ürdün, Suudi Arabistan ve BAE’deki üslerde de yoğun bir keşif ve istihbarat uçağı (RC-135) hareketliliği gözlemleniyor.
İran'ın tepkisi ve askeri hazırlıkları
Tahran yönetimi, bir yandan nükleer müzakereler için kapıyı aralık bırakırken diğer yandan askeri hazırlıkları yakından izliyor. İranlı komutanlar, ABD’nin bölgedeki yığınağını "psikolojik harp" olarak nitelendirirken, herhangi bir saldırı durumunda karşılığın "topyekün bir savaş" olacağı konusunda sert uyarılarını sürdürüyor.
İran ve ABD arasındaki gerilim, nükleer pazarlıkların kopması ve askeri yığınağın artmasıyla son yılların en kritik seviyesine ulaşmış durumda. Trump yönetiminin İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve balistik füze programını tasfiye etmesi yönündeki ‘maksimum baskı’ stratejisine karşı Tahran, nükleer kapasitesini bir savunma kalkanı olarak kullanarak geri adım atmayacağını ilan ediyor.
