İran genelinde ekonomik kriz ve özgürlük talepleriyle başlayan protestolar, rejimin sert müdahalesine rağmen hız kesmeden devam ediyor. Gösteriler 31 eyalete yayılırken, sahadan gelen bilgiler bilançonun ağırlaştığını gösteriyor. İnsan hakları kaynaklarına göre, güvenlik güçlerinin gerçek mermi ve orantısız güç kullanımı sonucu can kaybı 500'ü aşmış durumda.
Protestolarda Son Durum: Can Kaybı Artıyor, Sokaklar Durulmuyor
Gözaltı sayısının 10.000'i geçtiği belirtilirken, rejimin haberleşmeyi kesmek amacıyla uyguladığı tam internet kesintisi (blackout) nedeniyle bilgi akışı güçlükle sağlanıyor. Ancak sosyal medyaya sızan görüntülerde, halkın geri adım atmadığı ve Tahran Büyük Pazarı başta olmak üzere esnafın kepenk kapatma eylemlerini sürdürdüğü görülüyor.
Trump'tan 'Müdahale' Sinyali ve Starlink Hamlesi
Beyaz Saray'daki koltuğuna oturan Donald Trump, Tahran'a yönelik baskıyı en üst seviyeye çıkardı. İran yönetiminin müzakere taleplerine şüpheyle yaklaşan Trump, protestoculara yönelik şiddetin devam etmesi halinde ABD'nin "çok güçlü seçenekleri" masada tuttuğunu ve askeri müdahale ihtimalinin dışlanmadığını vurguladı.
Kritik bir diğer gelişme ise iletişim ablukasını delmek için atılan adım oldu. Trump yönetimi, İran halkının internete erişimini sağlamak amacıyla Elon Musk ve Starlink uydularının devreye sokulması için görüşmeler yürütüyor. Bu hamle, rejimin "dijital demir perdesini" yıkmayı hedefliyor.

Ekonomik Çöküş: Bir Dolar 1,4 Milyon Riyal!
Sokaklardaki öfkenin fitilini ateşleyen ana unsur, İran ekonomisinin iflas noktasına gelmesi. İran Riyali'nin (IRR) serbest düşüşü durdurulamıyor; döviz kuru 1 Dolar = 1.400.000 Riyal seviyesine ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.
Halkın alım gücünü bir gecede yok eden bu hiperenflasyon, Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian hükümetinin temel gıda ve ilaç sübvansiyonlarını (28.500 Riyal kuru) kaldırmasıyla birleşince, yoksul kesim ile rejim arasındaki son bağları da kopardı. Çin'in İran petrolü yerine Venezuela petrolüne yönelmesi ise devletin kasasını tamamen boşaltmış durumda.

Krizin Arka Planı: ‘12 Gün Savaşı’ ve Kırılan Güç
Mevcut tablonun askeri ve psikolojik arka planında, Haziran 2025'te yaşanan "12 Gün Savaşı" yatıyor. İsrail ve ABD'nin hava saldırılarıyla İran'ın nükleer tesisleri (Fordow ve Natanz) ve hava savunma sistemleri (S-300/S-400) büyük oranda imha edildi.
Bu savaş, İran'ın bölgedeki "dokunulmazlık" mitini yıktı ve rejimi dış saldırılara karşı savunmasız bıraktı. Dini Lider Ali Hamaney'in, ABD ve İsrail'i "Firavun ve Nemrut"a benzeterek tehditler savurması, rejim içindeki korku ve paniğin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Sokakların Dili Değişti: Hedef Doğrudan Rejim
Geçmiş yıllardaki (2009, 2019) protestolardan farklı olarak, göstericiler artık "reform" talep etmiyor. Sürgündeki Prens Rıza Pehlevi'nin çağrılarıyla sokağa dökülen halk, doğrudan rejimin değişmesini istiyor.
Sokaklarda en sık duyulan sloganlar, ideolojik kopuşu net bir şekilde özetliyor:
- "Rıza Şah, Ruhun Şad Olsun": Modernleşme ve laiklik özlemi.
- "Ne Gazze, Ne Lübnan, Canım Feda İran'a": Rejimin kaynaklarını yurt dışındaki vekil güçlere aktarmasına tepki.
- "Diktatöre Ölüm": Dini liderliğin meşruiyetinin reddi.

Rejim İçinde Çatlaklar ve ‘Kuzey Kore Modeli’
Rejim, ayakta kalmak için ülkeyi dış dünyaya tamamen kapatan bir Kuzey Kore modeline geçiş yapıyor. Ancak güvenlik güçleri içinde de çözülmeler olduğu rapor ediliyor. Bazı polis birimlerinin halka ateş açma emrine direndiği, rejimin bu açığı kapatmak için ideolojik milis gücü Besic ve Devrim Muhafızları'nı (DMO) sahaya sürdüğü belirtiliyor.
İran, bir yandan iç isyanı kanlı bir şekilde bastırmaya çalışırken, diğer yandan Trump yönetiminin olası bir dış müdahalesine hazırlanıyor. Bölge, Tahran'ın düşüşü veya daha büyük bir savaşın eşiğinde nefesini tutmuş durumda.
Kaynaklar: Amnesty International, The Guardian, Financial Times, Wall Street Journal
