İsrail, gelişmiş siber güvenlik altyapısı ve istihbarat kapasitesiyle uluslararası arenada dikkat çekiyor. Ancak siber stratejilerinin sivil alanlarda yarattığı etkiler, etik ve insan hakları tartışmalarını da gündeme getiriyor. Ülkenin siber operasyonları, sadece askeri hedefleri değil, aynı zamanda bölgesel rakipleri ve kritik altyapıları da kapsıyor.
İsrail’in Siber Caydırıcılık Stratejisi
İsrail’in siber caydırıcılık stratejisi, rakiplerini doğrudan güç kullanımıyla korkutmayı ve olası saldırıları önlemeyi hedefliyor. Netanyahu, siber savaşları “belirsiz ve öngörülemez” olarak tanımlarken, savunma ile caydırıcılığın birlikte kullanılmasının önemine dikkat çekiyor.
Siber saldırıların çoğu gizli yürütüldüğü için, stratejinin etkinliği hakkında tartışmalar sürüyor. Uzmanlar, İsrail’in bu stratejisinin yalnızca teknik üstünlük değil, psikolojik bir caydırıcılık yöntemi de olduğunu belirtiyor.
Ulusal Siber Güvenlik ve Kamu-Özel Sektör İş Birliği
İsrail’in Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi, sivil ve askeri siber alanları net bir şekilde ayırıyor. Kamu ve özel sektör iş birliği sayesinde ülke, uluslararası bir teknoloji merkezi haline geldi. Özellikle Tel Aviv ve Hayfa’daki siber teknoloji firmaları, ulusal güvenlik projelerinde aktif rol alıyor.
Ancak casus yazılımlar, etik kaygıları beraberinde getiriyor. NSO Group’un Pegasus yazılımı, yalnızca suçluların değil, gazetecilerin, aktivistlerin ve politikacıların izlenmesine olanak tanıyor. Bu durum, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sıkça eleştiriliyor.
Casus Yazılım ve Yapay Zekâ Destekli Hedefleme
İsrail’in siber kapasitesi yalnızca casuslukla sınırlı değil. Hacker grupları, İsrail’in web altyapısına saldırılar düzenlerken, İsrail de Gazze’de Hamas’a karşı siber ve elektronik harp operasyonları yürütüyor. Yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri askeri verimliliği artırsa da yanlış veri analizi sonucu masum sivillerin zarar görmesine yol açabiliyor.
Örneğin, “Lavender” sistemi düşük rütbeli Hamas üyelerini hedef alırken, sivillerin yaşamına yönelik riskler yeterince değerlendirilmeyebiliyor. Bu durum, uluslararası hukuk ve insancıl kurallar açısından ciddi bir tartışma konusu oluşturuyor.
Bölgesel Hedefler
Siber saldırılar yalnızca Filistin’e değil, İran gibi bölgesel rakiplere de yöneliyor. 2010’da İran’ın nükleer tesislerine zarar veren Stuxnet virüsü, İsrail’in siber kapasitesini dünya çapında görünür kıldı. Mossad, hem siber hem de fiziksel operasyonlarda aktif rol alarak hedeflerine elektronik ve siber yöntemlerle ulaşıyor.
2007’de Suriye’deki gizli nükleer reaktöre yapılan “Orchard Operasyonu” gibi operasyonlar, İsrail’in hem geleneksel hem de dijital istihbarat kapasitesini gözler önüne seriyor.
Güncel Siber Operasyonlar ve Sivil Kayıplar
Eylül 2024’te İsrail, Lübnan ve Suriye’de Hizbullah’a ait çağrı cihazları ve telsizleri hedef aldı; operasyon 42 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Benzer şekilde, Gazze’ye yönelik siber saldırılar, iletişim altyapısına müdahalelerle sivil halkın yaşamını olumsuz etkiliyor.
Sivil kayıpların yanı sıra internet ve telefon altyapısının çökmesi, acil sağlık hizmetleri ve kritik iletişimi de aksatıyor. Bu durum, siber operasyonların yalnızca askeri değil, insani boyutlarını da ortaya koyuyor.
Etik Tartışmalar ve İnsan Hakları
Uzmanlar, İsrail’in teknolojik üstünlüğünün siber savaşın yeni boyutlarını oluşturduğunu, ancak bu gücün etik sınırlar ve insan hakları dikkate alınmadan kullanıldığını vurguluyor. Pegasus gibi casus yazılımlar ve yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri, devlet güvenliği bahanesiyle bireylerin temel haklarını tehdit ediyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, sivil hedeflerin korunmasının ve izinsiz gözetim uygulamalarının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail’e bu tür siber operasyonları sınırlandırması çağrısında bulunuyor.
İsrail’in siber operasyonları, modern savaş ve istihbarat alanında bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ancak teknik üstünlüğün getirdiği güç, etik sorumluluk ve insan hakları dengesiyle desteklenmediği sürece ciddi eleştirilerle karşılaşıyor. Siber alanın sınırları, hem güvenlik hem de insan hakları perspektifinden yeniden tartışılıyor.
Kaynak: Siber Savaşların Gölgesinde İsrail'in Teknolojik Gücü ve Etik Sorunlar - Ali Murat Kırık
