Lübnanlı uzmanlar, İsrail’in son haftalarda artırdığı saldırıların “bölgesel bir savaşı yeniden başlatma riski taşıdığı” konusunda uyararak, diplomatik girişimlerin acilen devreye alınması gerektiğini vurguladı.
Gerilim yeniden tırmanıyor
ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda 27 Kasım 2024’te sağlanan kırılgan ateşkes, sahadaki çatışmaları tamamen durdurmaya yetmedi. İsrail ordusu, Lübnan’ın özellikle güney ve doğu bölgelerinde saldırılarını neredeyse hiç kesmeden sürdürdü. Son haftalarda artan bombardımanlar, sınır hattında tansiyonu yeniden yükseltti.
Lübnanlı araştırmacılar ve eski güvenlik yetkilileri, İsrail’in bu hamlelerinin yalnızca askeri değil, siyasi mesajlar içeren güç gösterileri olduğunu belirtiyor.
'Geniş çaplı savaş olasılığı yok diyemeyiz'
Araştırmacı-yazar Munir Rabi, ülkede askeri gerilimin belirgin biçimde arttığını belirterek, “Geniş çaplı bir savaş olasılığı yok diyemeyiz, ancak bunun oranı ölçülemez.” dedi.
Rabi, İsrail’in son dönemdeki saldırılarının çoğunun doğrudan savaş hedefli değil, “psikolojik ve diplomatik mesaj niteliğinde” olduğunu kaydetti. Lübnan’ın olası kayıpları önlemek için diplomatik kanalları çok daha aktif biçimde kullanması gerektiğini vurguladı.
ABD’nin Lübnan’a yönelik açıklamalarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Rabi, “ABD’nin baskı ve tehditleri, psikolojik savaşın bir parçası. Bu baskılar, ya savaşı önlemek ya da zemini hazırlamak amacıyla yürütülüyor.” ifadesini kullandı.
'Abartılı açıklamalar, psikolojik savaşın parçası'
Emekli General Hişam Cabir, mevcut tabloyu “ölçülü ama tehlikeli bir tırmanış” olarak niteledi. Cabir, “Geniş çaplı bir savaşın başlaması ihtimali tamamen yok diyemeyiz, ancak şu an için kesin göstergeler bulunmuyor.” değerlendirmesini yaptı.
Cabir’e göre, İsrail’in söylemleri ve hedef seçimleri “abartılı açıklamalarla yürütülen bir psikolojik savaş stratejisi”nin parçası. “Havaalanı ya da enerji altyapısı gibi kritik tesisler hedef alınmaz, ancak önceden uyarı yapılarak belirli hedeflere yönelik seçici operasyonlar görülebilir.” diyen Cabir, İsrail’in artık “askeri hedef bankasını büyük ölçüde tükettiğini” ve şüpheli gördüğü noktaları “siyasi mesaj amacıyla” vurduğunu söyledi.
Cabir ayrıca, Lübnan’ın yalnızca uluslararası arabulucular üzerinden değil, “çok yönlü bir diplomatik hamleyle sahadaki gelişmelere paralel adımlar atması” gerektiğini vurguladı.
'İsrail İHA’ları hükümete mesaj gönderiyor'
Siyasi analist Tony Bouloss, sahadaki hareketliliğin “savaşın yakın olduğuna işaret ettiğini” savundu. Bouloss’a göre, Lübnan’daki resmi çevrelere, Batılı kanallar üzerinden İsrail’in Hizbullah’a karşı yeni bir saldırı hazırlığını tamamladığı bilgisi iletilmiş durumda.
İsrail’e ait insansız hava araçlarının (İHA) son günlerde Lübnan hava sahasında yoğun uçuşlar gerçekleştirmesinin hem istihbarat güncellemesi hem de gözdağı amacı taşıdığını söyleyen Bouloss, bu uçuşların Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık sarayları üzerinde dahi görülmesinin “doğrudan Lübnan hükümetine gönderilen bir mesaj” anlamına geldiğini vurguladı.
'Saldırılar devlet kurumlarını hedef alırsa, Lübnan varoluşsal tehditle karşılaşır'
Bouloss, İsrail’in olası bir savaşta yalnızca Hizbullah’ı değil, devletin resmi altyapılarını da hedef alabileceği uyarısında bulundu:
“Eğer saldırılar devlet kurumlarını kapsayacak biçimde genişlerse, Lübnan varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalır. Bu, ülkenin siyasal yapısını ve toplumsal direncini kökten sarsar.”
Ateşkesin ardından ihlaller sürüyor
İsrail, Ekim 2023’te başlattığı saldırılarını Eylül 2024’te geniş çaplı bir savaşa dönüştürmüştü. Çatışmalarda 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 17 bin kişi yaralanmıştı.
Kasım 2024’te Hizbullah ile İsrail arasında imzalanan ateşkes, bugüne kadar 4 bin 500’den fazla kez ihlal edildi. Bu ihlaller sonucunda yüzlerce sivilin öldüğü ve yaralandığı bildirildi. İsrail ordusu ayrıca, son savaşta ele geçirdiği 5 tepeyi hâlâ işgal altında tutuyor ve uzun yıllardır kontrolünde bulunan bazı bölgelerdeki varlığını sürdürüyor.
