Araştırmacılar, yaşları 18 ile 96 arasında değişen yaklaşık 3 bin kişinin beyin MR (Görüntüleme) sonuçlarını, gelir, eğitim, istihdam ve barınma gibi kriterleri içeren Bölgesel Yoksunluk Endeksi (ADI) ile karşılaştırdı. Çıkan sonuçlar, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı mahallelerde yaşayan kişilerin beyinlerinin, yaşlarına kıyasla yaklaşık 3 yıl daha yaşlı göründüğünü ve beyin hacimlerinin daha küçük olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, yaşanılan çevre ile beyin sağlığı arasında bir ilişki olabileceğine işaret ediyor.
Mahalle Koşullarının Beyin Üzerindeki Etkileri Nedir?
Yeni bir araştırmada, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı mahallelerde yaşayan hastaların beyinlerinin, daha avantajlı bölgelerde yaşayan kişilerin beyinlerine kıyasla daha yaşlı göründüğü belirlendi. Araştırmacılar, bu kişilerin toplam beyin hacimlerinin de daha düşük olduğunu tespit etti. Wisconsin Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi Radyoloji Bölümü Doçenti Dr. John-Paul J. Yu ve ABD'nin Wisconsin eyaleti ile Finlandiya'dan meslektaşlarının yürüttüğü çalışma, yaşanılan çevre ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiye ilişkin yeni bulgular sundu.
Yu, yaşam koşullarının beyni etkileyebileceğinin uzun süredir düşünüldüğünü, ancak bu ilişkinin rutin sağlık hizmetlerinden yararlanan geniş hasta gruplarında yeterince incelenmediğini belirtti. Araştırmada, rutin beyin MR'ları incelendi ve bu süreçte belirgin bir hastalık bulgusu bulunmayan yetişkinler değerlendirildi.
Beyin Yaşı Farkı Nedir ve Nasıl Hesaplanır?
Araştırmada beyin yaşını değerlendirmek için “beyin yaşı farkı” adı verilen bir ölçüm kullanıldı. Bu yöntemde bilgisayar modeli, MR görüntüsündeki özelliklerden hareketle beynin kaç yaşında göründüğünü tahmin ediyor. Tahmin edilen yaş ile kişinin gerçek yaşı arasındaki fark, beyin yaşı farkı olarak hesaplanıyor. Araştırmada kullanılan model, ABD ve Avrupa'dan 7 bin 500'den fazla yetişkinin beyin taramalarıyla eğitilmişti. Sonuçlara göre, en dezavantajlı mahallelerde yaşayan kişilerin beyinleri, gerçek yaşlarına kıyasla daha yaşlı görünüyordu.
Bu fark, ulusal sıralamaya göre yapılan karşılaştırmada yaklaşık 2,7 yıl, Wisconsin'in kendi sıralamasına göre yapılan karşılaştırmada ise yaklaşık üç yıl olarak hesaplandı. Araştırmacılar, kafa büyüklüğünü hesaba kattıktan sonra bu kişilerin toplam beyin hacminin de diğer katılımcılara kıyasla yaklaşık 6 ila 7 mililitre daha düşük olduğunu belirledi.
Damar Hasarı ve Beyin Hacmi Arasındaki İlişki
Araştırmacılar, damar hasarı belirtilerinin daha belirgin olduğu hastalarda bazı beyin bölgelerinin hacminin daha düşük olduğunu da gözlemledi. Bu ilişki, özellikle planlama, öz denetim ve ödül mekanizmaları gibi işlevlerde rol oynayan bölgelerde öne çıktı. Ancak, mahallelerin sosyoekonomik dezavantaj düzeyi tek başına incelendiğinde, belirli beyin bölgelerinin hacmiyle doğrudan bir bağlantı saptanmadı. Araştırmacılar, sosyoekonomik koşulların ve damar sağlığındaki bozulmaların birbiriyle ilişkili olabileceğini değerlendiriyor.
Yeni çalışma, bu bağlantıların beyin görüntülemelerinde de gözlemlenebildiğine işaret ediyor. Araştırmanın en önemli sınırlamalarından biri, katılımcıların beyinlerinin yalnızca tek bir zamanda görüntülenmiş olması. Bu nedenle, mahalle koşullarının yıllar içinde beyinde nasıl bir değişime yol açtığını belirlemek mümkün olmamıştır. Araştırmacılar, uzun vadeli çalışmalar yapılmasını öneriyor.
