"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,6297 %0.14
55,7336 %-0.00
6.482,85 %-1.76
4.042.776 %-2.19
İşçi Haber Dünya Paslı Geminin İçinden Yükselen Orman: SS Ayrfield'in Hikayesi Nedir?

Paslı Geminin İçinden Yükselen Orman: SS Ayrfield'in Hikayesi Nedir?

Sidney'deki Homebush Körfezi'nde terkedilmiş bir gemiden yükselen mangrov ağaçları, ilginç bir doğa olayı olarak dikkat çekiyor.

Okunma Süresi: 5 dk

Avustralya'nın Sidney kentindeki Homebush Körfezi'nde, paslı bir geminin gövdesinden ağaçlar yükseliyor. İlk bakışta bir film sahnesini andıran bu görüntünün arkasında ise terk edilmiş bir geminin onlarca yıla yayılan hikâyesi var.

SS Ayrfield'in Geçmişi Nasıl Başladı?

1911 yılında İskoçya'da inşa edilen SS Ayrfield, bir dönem kömür taşımacılığında kullanıldı. Hizmet dışı kaldıktan sonra hurdaya ayrılmak üzere Homebush Körfezi'ne çekilen gemi, söküm işlemi gerçekleşmeyince burada kaldı. Zamanla paslanan gövdesinin içinde mangrov ağaçları büyümeye başladı.

Bugün gemi, denizin ortasında yükselen küçük bir ormanı andırıyor. Kıyıdaki park alanlarını yöneten Sydney Olimpiyat Parkı yetkilileri de burayı bir tür yüzen orman batığı olarak tanımlıyor.

Körfezin Geçmişi ve Çevresel Sorunlar

Ancak geminin bu sıra dışı görünüme kavuştuğu körfezin geçmişi, manzaranın güzelliğiyle pek örtüşmüyor. Bölge, yıllarca endüstriyel atıklarla kirlendi ve temizlenmesi için milyonlarca dolarlık çalışmalar yürütüldü. Kömür taşıyan gemiden yüzen ormana SS Ayrfield'in hikâyesi, 1911 yılında İskoçya'da başladı.

Bir Sidney nakliye şirketi için inşa edilen ve ilk olarak Corrimal adı verilen gemi, 70,1 metre uzunluğundaydı. II. Dünya Savaşı sırasında, Kasım 1942'de Avustralya Hükümeti gemiye el koydu ve SS Ayrfield, Pasifik'teki ABD üslerine malzeme taşımak için kullanıldı.

Mangrov Ağaçlarının Büyüme Süreci Nasıldır?

SS Ayrfield'i ilginç kılan yalnızca terk edilmiş bir geminin ağaçlarla kaplanması değil. Bu görüntünün ortaya çıkmasını sağlayan, mangrovların zorlu kıyı koşullarına uyum sağlayabilen yapısı. Gri mangrov olarak bilinen Avicennia marina, Sidney kıyılarında doğal olarak yetişiyor. Bu türün tohumları, ana bitkiden ayrılmadan önce çimlenmeye başlayabiliyor.

Meyveler düştükten sonra gelgitlerle taşınabiliyor ve uygun bir yüzeye tutunduklarında büyümeyi sürdürebiliyor. Gelgit sularının ulaştığı sığ bölgelerde kalan SS Ayrfield'in gövdesi de bu bitkiler için elverişli bir tutunma alanı oluşturdu.

Zamanla gövdenin içinde kök salan mangrovlar, geminin metal yapısını yeşil bir örtüyle kapladı. Mangrovlar, tuzlu ve oksijen bakımından yetersiz çamurlu ortamlarda yaşayabilmeleriyle biliniyor. Gri mangrovların çamurun üzerine uzanan, kalem benzeri solunum kökleri bulunuyor.

SS Ayrfield'in çevresindeki Homebush Körfezi, geçmişte Avustralya'nın en önemli çevre kirliliği sorunlarından biriyle anıldı. Körfezin karşı kıyısındaki Rhodes Yarımadası, Avustralya kimya endüstrisinin erken dönem merkezlerinden biriydi. 1928'den itibaren bölgede faaliyet gösteren fabrikalarda boya, çözücü ve böcek ilacı üretildi.

Timbrol ve Union Carbide gibi şirketlerin faaliyetleri sonucunda, çevrede uzun süre kalabilen zehirli kimyasallar arasında yer alan dioksinleri içeren atıklar ortaya çıktı. Bu atıkların bir bölümü, Homebush Körfezi'nin çamurlu kıyılarına ve tabanına ulaştı.

Bölgedeki kirlilik zamanla ciddi bir çevre sorununa dönüştü. Balık ve kabuklu deniz ürünlerinde yüksek dioksin seviyeleri tespit edilmesi üzerine, körfezde ticari balıkçılık 2006 yılında yasaklandı.

Sydney Olimpiyat Oyunları öncesinde bölgenin temizlenmesi gündeme geldi. Olimpiyat alanının planlanması, yıllardır biriken çevre sorunlarının ele alınması için de bir fırsat yarattı. 1991 yılında yapılan incelemelerde, yaklaşık 160 hektarlık alanda kül, moloz, asbest, endüstriyel hidrokarbonlar, evsel atıklar ve nehir çamuru bulundu.

Eyalet yönetimi, 1992-2000 yılları arasında bu alanların iyileştirilmesi için 137 milyon Avustralya doları harcadı. Çalışmalar kapsamında yaklaşık 11,8 milyon metreküp atık kontrol altına alındı. Körfezin tabanındaki dioksin kirliliği için yürütülen çalışmalar ise 2010 yılına kadar sürdü.

Böylece SS Ayrfield'in bulunduğu çevre, bir yandan doğanın terk edilmiş bir gemiyi yeşillendirmesine tanıklık ederken diğer yandan uzun yıllar boyunca kirlenmiş alanları temizleme çabalarına sahne oldu.

SS Ayrfield, körfezin çevresinde doğayla yeniden bütünleşen tek unsur değil. Homebush Körfezi'nin güney kıyısı ile Bicentennial Park arasında uzanan Badu Mangrov Ormanı, yaklaşık 65 hektarlık alanıyla Parramatta Nehri üzerindeki en büyük mangrov topluluğu olarak tanımlanıyor. Koruma altındaki bu bölge, mangrovların yanı sıra kıyı tuzlu bataklıklarını da barındırıyor.

Bu alanlar, bölgedeki ekolojik yaşamın devamlılığı açısından önem taşıyor. Ağaçların kökleri çamurlu kıyıların tutunmasına yardımcı olurken mangrov ormanı çeşitli canlılara da barınak sağlıyor. Mangrovların dökülen yaprakları yengeçler, karidesler ve salyangozlar gibi canlılar için besin oluşturuyor.

Köklerin arasındaki korunaklı alanlar ise genç balıklara saklanabilecekleri bir ortam sunuyor. Badu Mangrov Yürüyüş Yolu boyunca yer alan panolarda, Wiradjuri şairi Lorna Munro'nun Muru nanga mai (Rüya Yolu) adlı eserine de yer veriliyor.

Körfezde balık tutmak hâlâ dikkat gerektiriyor. Bölgedeki temizlik çalışmalarına rağmen, geçmişteki kirliliğin deniz yaşamı üzerindeki etkileri nedeniyle balık tüketimi konusunda uyarılar devam ediyor. Yeni Güney Galler eyaletinin balıkçılık yetkilileri, Sydney Liman Köprüsü'nün batısında yakalanan balıkların ve kabuklu deniz ürünlerinin tüketilmemesini tavsiye ediyor.

Köprünün doğusunda ise tüketim miktarına ilişkin sınırlamalar bulunuyor. Yetkililer, deniz ürünlerindeki dioksinlerin kaynağını Homebush Körfezi ve çevresindeki kirlenmiş tortularla ilişkilendiriyor. Kirli alanlardan daha temiz sulara hareket eden balıklar da bu durumun nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Buna karşılık bölgede yüzme ve tekne gezintisi gibi etkinliklere izin veriliyor. Ancak bu durum, geçmişteki kirliliğin tüm etkilerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.